bazen doğru mu, yanlış mı karar veremediğim eylem.
kedi besliyorum ben de, fakat arada sırada yanlış yapıyormuşum hissine de kapılıyorum. yani bu konuda iki farklı düşünce var gibi;
bir kısım insanlar, hayvanların sokakta yaşayamayacağını, doğal ortam bırakmadığımızı ve bu yüzden doğalarına uygun davranamadıklarını söylüyor. bu yüzden bir kedi avlanamıyor, çöp karıştırıyorsa ve aç geziyorsa yardıma ihtiyacı var diyorlar. aslında sanırım ben de böyle düşünüyorum. bu yüzden olsa gerek kedimi de sokaktan almıştım yavruyken. havanın soğukluğu, açlık, insanlardan kötü muamele, sahiplenemedikleri bir bölge ve orada güvensiz bir şekilde uyumaya çalışmak. hepsi sıkıntı hayvanlar için.
bir de bu hayvanların eve kapatılmasını doğru bulmayan kesim var. aslında onlar da haksız sayılmaz. mesela kedim, izliyorum bazen oturup. hayvan sadece uyuyup uyanıp, koşuyor. sanki tekrar uyuyabilmek için bilerek vücudunu yoruyor gibi. ve bunu halıyla falan boğuşarak yapıyor. yani bilinç sahibi olmadığını falan biliyorum da, yine de biraz empati yapınca falan korkunç geliyor. kaplumbağalarım vardı mesela, akvaryumda beslerdim. önceleri yüzerlerdi, hareketlilerdi çok. daha sonra suyun içine kara parçası olsun diye yaptığım şeylerin üzerinde hareketsiz yatar oldular koca gün. sanki ''öldür beniiii'' diye bakıyor gibiydiler. hayır, düşünüyorum hayvanı öyle yaşamaya mahkum ediyormuşum gibi. hayattan sıkılıp intahar bile edemiyor. kafasını cama vuramıyor, o kadar hızlı değil. ecel beklese zaten sıçtı, ömrü bilmem kaç sene, uzun yaşıyorlar. bilinç yok, nefesini tutup ölemiyor. sıkıntı veriyormuşum gibi işte hayvana.
kuşu kafese koyup, odaya asıyoruz. zaten uçamıyor, yürüyemiyor hayvan süs diye koyuyoruz köşeye. bir de öttüğü zaman kafa sikiyor diye üzerine tül falan örtülüyor. bunu da gözlemlemiştim akraba evinde. sonradan öğrendim sıradanlaşmış bir davranışmış.
mesela kedim de öyle, hayvan kocaman dünyada doğmuş benim gibi. fakat sadece benim ona aldığım mamanın varlığından haberdar besin olarak, onu biliyor. hayatı ev hep. ben giriyorum, çıkıyorum. haftasonu evde kalınca depresyona girip kötü hissediyorum bazen. onun hayatı burada geçiyor. bazen en ufak fırsatta kaçıyorlar. ilanlar veriyoruz, kayboldu diye üzülüyoruz, çıkıp arıyoruz. düşününce yaşama içgüdüsü olan hiçbir canlı zaten düzenli besin bulabildiği bir yerden ya da sevildiğini bildiği alandan kaçmaz diye düşünüyorum. tabi eğer başka şeylerden şikayetçi değilse. belki de sana merak duygusudur, bilemiyorum.
sonuç olarak iki fikre de katılıyorum dönem dönem. ama dışarıda hava leş gibiyken, çok da ince düşünesim gelmiyor açıkcası. çünkü direkt ilk adım, sokağa salarsam soğuk ve açlık karşılayacak onu. bu kadarı yeterli gelip, vazgeçiyorum derine inmekten.