1. kabaca geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyenlerin savunduğu politik ideoloji diyebiliriz ama sadece politika ile sınırlı değildir. bilimsel muhafazakarlık, sanatsal muhafazakarlık falan da vardır da az çok aynı kapıya çıkıyor işte.

    ayrıca yıllardır çelişkilerle doludur bu insanlar. örneğin ingiliz muhafazakarlığının kurucusu sayılan edmund burke, fransız devrimi'ne karşı çıkarken, amerikan devrimi'ni desteklemiştir.

    bir de her muhafazakar aynı olmadığı gibi tek bir muhafazakarlık çeşidi de yoktur. örneğin türkiye'de laikliği destekleyen muhafazakarlar olduğu gibi laik kelimesini küfür olarak algılayan muhafazakarlar da vardır. mesela israil'de de laik kelimesi bir muhafazakar için küfürdür. hatta muhafazakar bir siyasetçi şabat günü bir etkinliğe katıldığı için kendi tabanı "sen laiksin!" diye suçlamıştı adamı.

    #64361 touma seguchi | 7 yıl önce
    0düşünce akımı 
  2. her ne kadar dindar insanlarla özdeşleştirilse de, yakın zamanda dinden soyutlanacak olan kavram. ile böyle bir muhafazakarlık türü gelecek gibi.

    zaten amerika'da yavaş yavaş ortaya çıkıyor bu tür kişiler. adam ateist, ama ayinine falan gidiyor kültürel norm olarak gördüğü için. desen, elinde incil'le geziyor... ilginç işler gerçekten de...
    0düşünce akımı 
  3. toplumları toplum yapan değerlerin yok edildiği, herkesin kabuğuna çekildiği, tabiri caizse işini bitirince kıçını devirip yan yattığı, fuhuşun normalleştirildiği, erkek gibi erkek ve kadın gibi kadın olmanın küçük görüldüğü, ailenin yıkılmaya yüz tuttuğu ve nice kaza kurşunu çocukların peydahlandığı, köle geçmişiniz veya kadın ya da gey olmadığınız takdirde atalarınızın geleneklerini ve kimliğinizi korumanın ırkçılık ya da popülizm olarak yaftalandığı bu iğrenç, gdo'lu, küresel dünyada çıplak ve öksüz kaldığımızda sarıldığımız değer ve değerler bütünü. yani, en azından benim, solculuktan istifa edip kendime muhafazakar deme hikmayem böyledir.
    #265363 zil 130 | 4 yıl önce
    0düşünce akımı 
  4. Bir toplumun "normalleri" içinde kalmayı tercih etmeyi öngören ve insanların bir bakıma standart tiplerden oluşmasını isteyen sosyo-kültürel ve siyasi akımdır. bu akımı siyasi anlamda avrupa'da ve türkiye'de sağcı olarak adlandırılan kişiler veya partiler savunur. örnek vermek gerekirse şu anda almanya liberal muhafazakar olarak nitelendirilebilecek sağcı bir parti tarafından yönetilmektedir.
    (bkz: )

    Sosyo-kültürel anlamda ise kişilerin yaşantılarını yazısız kurallar olan örf ve adetlerle sınırlaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaman zaman sadece dini ögeler barındırırken bazen sadece milli ögeler barındırır bazen de hem dini hem milli ögeler içerir.(bkz: )

    Tarihin her zamanında kitleleri yönetmek için hükümdarların veya hükumetlerin ideal bulduğu kitledir.

    #265420 vonbismarck | 4 yıl önce
    0düşünce akımı 
  5. tarihsel geçmişten gelen sürekliliğin korunması, toplumsal yapıda bir değişim olacaksa bunun kademeli ve genel yapıyı bozmayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini savunan siyasi akımdır.

    muhafazakarara göre, toplumun sahip olduğu geleneksel değerler ve onun ürettiği siyasi yapı uzun bir tarihsel geçmişin doğal ayıklanma sürecinde bütün gücüyle ayakta kalmış ve böylece işlevsel olduğunu kanıtlamıştır. geçmiş yüzyılların bilgeliğinden beslenen ve tarihin deneme yanılma mekanizmasından süzülüp bugüne kadar gelen bu yapının şu ya da bu düşünürün görüşleri doğrultusunda bir anda değiştirilmesi hemen her zaman ciddi sakıncalar doğuracaktır. eğer bir değişim olacaksa bunun kademeli ve doğal yapıyı bozmayacak şekilde yapılması gerekir.

    muhafazakarlık önemli bir perspektif olsa da eleştiriye son derece açık bir siyasi konum. Çünkü muhafaza edilmek istenen her düzenin kazananları ve kaybedenleri vardır. eğer sistem bariz bir biçimde adaletsizse muhafazakarlık her zaman mevcut düzende kazanan tarafta yer alanların siyasi ideolojisi haline gelir.

    diğer yandan "geçmişin bilgeliğinden süzülen yapılar" her zaman toplumun esenligine hizmet etmeyebilir. en azından Pek çok toplumda sürüp giden ancak o toplumun esenligine hizmet etmeyen bir sürü geleneksel yapı, eğilim ve değer bulabiliriz. ayrıca kademeli bir değişimin gerçekleşmesini beklemek pek çok insanın korkunç koşullar altında uzun yıllar yaşaması anlamına gelebilir. İnsanlar açlıktan ölürken geçmişin bilgeliğinden dem vurmanın pek bir anlamı yoktur.

    Yine de toplumdaki aksaklıkları bir an önce düzeltmeye girişen acelecilerin muhafazakarlıktan öğrenecekleri bazı şeyler olduğunu düşünüyorum. Eğer geçmiş yüzyılların devrimcileri muhafazakarlığı basit bir şekilde egemen gücün ideolojisi konumuna indirgemeselerdi, ondan oğrenilebilecek şeyler olduğunu düşünselerdi herşeyi daha da beter hala getiren pek çok büyük yanlıştan dönebilirlerdi. Fransız devrimi'nin cumhuriyetçi ideallerinden kibirli napolyon'un imparatorluğuna giden süreci devrimin aşırılıklarına bağlamak yanlış değil. Rus devrimi de benzer hataları tekrarladı.

    Bir de toplumun yeni baştan dizayn edilmesi daha teorik başka soruları da beraberinde getirir: bir düzenin idealliğinin ölçüsü nedir? En adil düzenin hangisi olduğuna kim karar veriyor? Adaletin, hakkaniyetin tanımını kim nasıl yapıyor? yeni düzenin toplumun esenliğine en çok katkıda bulunacak düzen olduğuna nasıl emin olabiliriz? Devrim tarihinin kanla yazıldığı, eski sistemi tamamen yıkıp sıfırdan bir sistem oluşturmanın maliyetleri düşünüldüğünde bunlar meşru sorular.

    Bu sorulara tatmin edici cevaplar verdiğiniz zaman bile yeni bir düzen kurmak için yapabileceklerinizin ahlaki açıdan sınırları var. Hiç bir insanlık ideali insanlık dışı yöntemlerin kullanılmasını haklı çıkarmaz. Yeni düzeni oluştururken Kitlesel ölümlere, suikastlere, toplama kamplarına,siyasi cinayetlere bel bağlıyorsanız bunu muhtemelen o halkın iyiliği için değil kendi siyasi çıkarlarınız için yapıyorsunuz. Robespierre ve stalin'in yaptığı buydu ve her ikisi de devrimin yıktığı eski düzenin yerine daha kötüsünü getirdi.
    #289202 little thirty | 1 yıl önce (  1 yıl önce)
    0düşünce akımı 
  6. agnostik olmasına rağmen dindar takılanların savunduğu düşünce akımı.

    (bkz: )

    not: dindar bir katolik olarak ben de muhafazakarım. ama bu durum muhafazakarların büyük yüzdesinin charles maurras gibi adamlardan oluştuğu gerçeğini değiştirmiyor.
    #289203 bachophile | 1 yıl önce (  1 yıl önce)
    0düşünce akımı 
  7. Bir ay ya da iki ay önce tam hatırlamıyorum instagrama yorum yapmıştım sanırsam. Yorum konuyla alakalı bir posta binaen kendi hayatımın ne kadar kötü olduğunu da içeren bir şeydi herhalde tam hatırlamıyorum.

    Ekşi sözlüğün sayfalarından birisiydi bu. Yorumuma anonim bir hesap yorum yapmış, ruh, Allah, kitap gibi anahtar kelimeler ile beni imana çağıran bir şeyler yazmıştı.

    İstek atmıştı, anonim diye takip etmemiştim. İzmir'den memlekete dönmeden instagramı dondurmuştum, iki gün önce falan sanırsam tekrar açtım.

    Beni bekliyormuş gibi hemen sürekli bana yazan gay mi ne belirsiz bir eleman hemen yazmaya başladı, gece uyurken de bu anonim hesap yazmış mesaj.

    Sabah, işte baktım mesajlara. "Kimsin? " yazdım tanımayıp. Birden Instagramdan telefon araması geldi bu hesaptan.

    Açtım, kim olduğunu falan sordum baktım bir kız sesi. Biri benimle dalga geçiyor diye düşünüyorum böyle durumlarda otomatikmen. Dedim "Noldu, ne alaka? " Vs gibisinden.

    Anlattı işte ben yorum yazmışım da oradan aklında kalmış vs. "Hayatın hala nasıl? " diye soruyor. Dedim "bok gibi bir değişiklik falan yok."

    Başladı yine din, iman, ruh vs. Sonra anlattı ki çarşaflı bir kızmış 24 yaşında. Medresede imiş 11 yaşından beri. Yöneticiymiş falan.

    Önce fazla bir şey demedim, sonra ufaktan eleştiri veya kritik bakış açılı bir şeyler söyledim. Bir tetiklendi bir tetiklendi.

    Kendince iyi niyeti beni dine imana çekmek de, o klasik soruyu sordum cevap veremedi. Sırf inanıyor diye hırsız, tecavüzcü vs bir adam cezası bitince cennete girecek ancak iyi bile olmasın hadi, dümdüz bir adam sadece inançsız diye sonsuz cehennem azabı çekecek, bunun neresi adil gibisinden sordum.

    Verdiği cevap onlar münafık, kâfirlerden bile aşağıdalar vs gibisinden bir şeydi.

    Kuyuncukta yapılan kazılardan Babil, Akad, Sümerlere oradan Tevrata uzanan mitolojik öykü aktarımından bahsetmeye başladım ki daha fazla kaldıramadı, "Sen değişmezsin. Allah iman versin. " gibisinden bir şeyler söyleyip telefonu kapattık.

    Akıl yıkamanın etkisini, çocukluktan yetişme beyin yıkamanın önemini bir kez daha görmüş oldum, şahitlik ettim.

    İşin tuhafı hesabı açtığım gün nöbet bekler gibi bunu yapması. Başındaki çarşafın ikimizin iletişime geçmesini günah görüp görmediğini de sorunca "Temas olmadan bir şey olmaz. " gibisinden bir şeyler söyledi.

    Ablacım beğendiysen, imanlı şakirt mi yapmaya çalışıyorsun beni anlamadım gitti valla.

    Neyse insanı gerileten bir şeydir tutuculuk, muhafazakarlık.
    3düşünce akımı