Post; birşeyden sonra, sonrası anlamındadır. Postmodernizm dediğimiz şey de modernizm'in sonrasıdır.
Modernizm 19. yüzyılın sonlarında 20. yüzyılın başlarında doğdu. Sanat, müzik, edebiyat ve uygulamalı sanatlarda bir reform ve yenilik hareketi olarak gelişti. Rasyonel düşünce, mantık ve bilimsel süreçler üzerine kuruldu. Bilim ve nedensellikle insanoğlunun gelişip büyüyeceğine dair dünya hakkında açık ve rasyonel bir bakış yaratmayı hedefledi. Modernizm günümüzde başarılı olabilmek için geçmişten öğrenilecek çok şey olduğunu savunur.
Postmodernizm ise 2. dünya savaşından sonra ortaya çıksada esas 1960 larda popüler olmaya başladı. Postmodernizm evrensel bir gerçeğin olmadığı fikrini savunur. Postmodernistler şans ve faniliğe inanır. Yaşama irrasyonel bir bakış açısıyla yaklaşır ve herşeyin irrasyonel olduğunu savunurlar. Postmodernistler modernistlerin rasyonelliğini, prensiplerini ve düşünce şekillerini eleştirir ve sorgular. Postmodernistler geçmiş ile günümüz arasında herhangi bir bağlantı ve ilinti olmadığına inanır ve geçmişte yaşanan olayların günümüzde anlamsız olduğunu savunurlar.
Bu tanımlara bakınca postmodernizm kaotiktir, anarşiji tetikler, düzen karşıtıdır belkide sırf bu sebeplerden daha özgürdür.
karman çorman bir şeydir postmodernizm. kimi akademisyenler postmodernizm'in var olmayan bir sanrı olduğunu savunurken, kimileri 21.yy.'ın kendini kanıtlamış kimliği olduğunu öne sürerler.*
19.-20.yy.'lar arasında, modernizm'in bittiği noktada yani -genel kabule göre- ikinci dünya savaşının sonuçlanması ile patlak veren postmodernizm, mordernizm'in getirdiği tüm kalıpları ve kopuklukları yıkarak "kuralsız" bir söylem üzerinde "her şey serbest" kuralı ile yükselmiştir.
modernizm, geçmiş ile bağlarını kopartıp kendi içerisinde bir bütün oluşturan; kendi kendini tamamlayan bir kültür ve toplum oluştururken "hayatın anlamı" çerçevesinde bir şeylere anlam yüklemeye çalışarak ilerlemişti. postmodernizm ise dadaist bir yaklaşım gibi görülebilecek şekilde modernizm'in çabalarını ve kalıplarını reddeder. kendi içerisinde bir anlam ve bütünlük oluşturmak yerine, farklı ve bağımsız noktalar arasında köprü kurmaya çalışır. tutarlılığı, misyonu, hedefi yoktur. anlam bulmak veya yaratmak peşinde koşmadığı gibi, kaosu ve karmaşayı kucaklamayı tercih eder.
objektif gerçekliği reddeder. gerçekliğin öznel olduğunu savunur. insanın özerk bir varlık olduğunu yani autonomi'yi de reddeder. her insanın kendi kültürü içerisinde yoğrulmasından şekillendiğini bu yüzden başka kültürleri sorgulayıp yargılamaması gerektiği eleştirisini getirerek toplumsal norm ve değerlerin her topum için, kendi yapılarından/hamurlarından üretilmiş birer ürün olduğunu söylerler.
gerçekliğin öznel olduğunu savundukları kadar "birey" olmayı reddederler. postmodernizm'de kişi, gerçekliği öznel olarak algılıyor olsa bile bir özne olarak "birey" olma yetisi vermezler. marksizm'in bağrından kopup gelen ezen - ezilen kavgasının insanları bir sınıfa ait olma dürtüsüne sürüklediğini söyleyerek her insanın kendisini bir sınıfa ait olarak tanımladığını belirtirler. yani bir insan sadece "birey" olamaz postmodernizm'e göre. insan, toplum içinde bir sınıfa ait olmalıdır ve bu sınıf aracılığı ile ezen-ezilen kavgasında taraf tutmalıdır. bu sınıflar/tasnifler insanın öznelliği devreye girdiği için sınırsızdık. afyonlu gay katolik taş fırın ustaları da bir sınıftır, mor tütülü my little pony sevenler de bir sınıftır.
bu sınıfların oluşturulmasının uç bir sonucu olarak toplumda yükselen feminazi hareketlerin veya "tespit edilen 78 farklı cinsiyet vardır" şeklindeki beyin yakan argümanların temelinde de postmodernizm yer almaktadır. savundukları öznellik, birey ol(a)mayan insan, mantığın reddelişi ve kalıpların yıkılması gibi adımların sonuna doğru yaklaştıkça ortaya garip ve kendi içinde bile kör düğümler bulunduran düşünceleri doğurmuştur.
bu bakımdan amerika birleşik devletleri, dünya üzerinde postmodernizm'e gerçek anlamda en yakın ülke ve toplum olarak karşımıza çıkmaktadır ve avrupa kıtasını, avrupa devletlerini ve toplumlarını "modernist" olmakla suçlamaktadırlar.
postmodernizm'i toplum içinde net olarak gösterebilecek herhangi bir materyal olmadığı görüşü genel bir kabul gibi dursa da, postmodernizm'i toplumların, kişilerin, düşüncelerin, edebiyatın, sanatın, mimarinin üzerine çöken ve zar zor seçilebilen bir sis olarak yorumlamak pek yanlış kaçmayacaktır diye düşünmekteyim. yalnız buradaki soru şu şekilde karşıma çıkıyor: sisin içerisindeki objeler mi sisi şekillendiriyor yoksa sis mi objeleri şekillendiriyor? ikisinin dualist bir etkileşimde olduğu ihtimalini ise pas geçiyorum; zira postmodernizm, diğer her şey gibi dualizm'i de reddetmekte*
en temel köklerinde, taaaa derinlerde postmodernizm'in karşı olduğu temel şey "mantık" ve "rasyonalite"dir aslında. bu insanlar, modernizm'in akılcı ve ota boka anlam yüklemeye çalışan yapısından o kadar sıkılmışlardır ki, ikinci dünya savaşı sonrasında yaşanan buhranlarda akılcı düşüncelerden çıkan serüvenlerin bir bir iflas etmeye başlaması, postmodernizm'in akıldan, mantıktan, düzenden, programlı hareketten vb. sistematik modern yapılardan uzaklaşması ile yükselmeye başlar. (bkz: baby boom) (bkz: 1973 petrol krizi)
postmodernizm edebiyattan resime, mimariden heykele kadar bir çok sanat dalında ve toplumsal hareketlerde kendisini gösterse de akademik camiada tam olarak kabul görmemiş hatta yer yer reddedilmiştir. bu yüzden çoğu akademisyen için postmodernizm'e karşı hareket etmek, bir hayalete saldırmaya benzetilmektedir.
bir olgu ya da olayın sonsuz sayıda yorumlanış şekli olduğunu ve hepsinin aynı anda doğru olamayacağını savunan, ve doğru olmayan bu yorumlamaların bir ustaya* hizmet ettiğini ve bu usta'nın genellikle güç olduğuna kanaat getirmiş düşünce şekli.
post modernist düşünce yapısı; - kabiliyet ve liyakat gibi evrime doğrudan eden ve milyonlarca yıldır kendisini bir eleme aracı olarak manifest etmiş özellikleri ve gözardı etmekten geri durmaz. - olguların objektifliğie ya da sağlam bir gerçekliğine inanmaz çünkü her şey ancak lisan sathında ifade edilip yorumlanabilir. - temel anlatının* tam anlamıyla çökertildiği ve var olmadığının kabul edildiği bir düşünce yapısına sahiptir.
birazcık spesifikleştirildiği zamanda bu düşünce şeklinin üreteceği aksiyon arzularından birisi bugüne kadar doğru kabul edilmiş her şeyi "bak bu da şu şekilde şu güce hizmet etti." denilerek itibarsızlaştırmak olacaktır. buna tarihin, sosyal bilimlerin, sanatın, felsefi akımların sorgulanması ve aykırılaştırılması dahildir.
''postmodernizmin ne olup ne olmadığını pek bilmeyen biri olarak türk edebiyatı konusunda değerlendirme yapacak durumda değilim.'' (bkz: afşar timuçin)
''okudum okudum, oraya buraya baktım insanlara sorduma ama kesin bir şey öğrenemedim. siz öğrenebilirseniz bana söyleyin ben de öğreneyim.'' (bkz: ahmet altan)
''postmodernizm olgusu türkiye için çok yeni ve henüz yeterince bilinmeyen bir olgudur.'' (bkz: ahmet oktay)
''konuyu izlemedim. son zamanlarda daha çok televizyonla ilgileniyorum, yeni yayınları takip edemedim.'' (bkz: atilla ilhan)
''1 mayıs'ta yayınlanacak aydınlık gazetesine günaşırı yazılar yazacağım için çok yoğun bir tempo içerisindeyim. bu tür sorulara yanıt verecek hiç zamanım yok.'' (bkz: fethi naci)
''ben postmodern ne demek bilmiyorum. bu nedenle de kimseyi postmodernizme oturtamıyorum.'' (bkz: füsun akatlı)
''ben bu konuda bir şey diyemiyorum. bu konuda bir çalışma yapmış değilim. bazıları için postmodernist diyorlar.'' (bkz: mehmet fuat)
''ne zamandır ne edebiyata ilgim var, ne postmodernizmle. o yüzden hiçbir şey söyleyemeyeceğim.'' (bkz: murat belge)
''benim ancak benimle ilgili şeyler için aranmasını istiyorum. yani benim eserlerime yeterli ilgi göstermeyen dergilerin beni böyle bir şey için aramalarını garip karşılıyorum.'' (bkz: murathan mungan)
''bana da postmodern diyorlar.'' (bkz: nazlı eray)
''şu postmodern edebiyat tanımını birisi yapsa da öğrensek; ve bu tanıma kim giriyor kim girmiyor anlasak. onay sözer benim de postmodern yapıtlarım olduğunu söylüyor. neden böyle değerlendirdiğini anlamadım.'' (bkz: orhan duru)
''okuduğum bildiğim kadarıyla türkiye'de postmodern sıfatı yakıştırılacak bir yazar yok. zaten postmodernizm, o kadar özenilecek bir şey değil.'' (bkz: özdemir ince)
'' postmodernizm benim çok bildiğim bir konu değil, araştırmış değilim. yalnız benim yapıtlarım postmodernizme bağlanır diyenler var.'' (bkz: tahsin yücel)
''varolduğu söylenen postmodernistler bence bir özentiden kaynaklanıyor.'' (bkz: tuğrul tanyol)
postmodernizm, türkiye’de 1980’ lerden beri tartışılmaktadır. modernizmde yeni, çağdaş, bilim/bilimsellik, akılcılık, bugüne ait, bireysellik vardır. modernitede yenilik iddiası vazgeçilmezdir. ismail tunalı’ya göre kübizm’den sonra postmodernizm gelir. arnold toynbee ise modernizm 1. dünya savaşı ile son bulur der. jean françois lyotard da 1. dünya savaşı sonrası için artık postmodernizm vardır der. fredric jameson da postmodernizm, geç kapitalizmdir der.
postmodernizm aslında modernizmi eritmek için doğmuştur. modernizmde bir kurallar silsilesi, bir matematik vardır. postmodernizm ise irrasyonelliği savunur. her şeye rağmen postmodernizm kurtuluş savaşı sonrası ortaya çıktı diyebiliriz; dolayısıyla savaş ve kaosa karşı da bir duruştur.
1960’lar sonrası dünyada kabul gördü. eski- yeni birlikteliğinden yola çıkarsak modern, postmodernin etkisini oluşturabilir; yani sanat alanı disiplinine göre tanımlıyorum, çok net ayrımlar yapmak biraz gerçek dışı olur. modern kelimesini barındırıyorsa ondan bir şeyler içinde barındırıyor demektir.
gece hayatı için pattaya'ya gidip "domuz yiyemem ben haram" demek postmodern bir duruştur.
zaten türkiye de postmodernizm için harika bir vahadır. kimlik karmaşası, eklektiklik, osmanlı nostaljisi türk halkının postmodernizm çukuruna düşmesini kolaylaştırmıştır. galiba ilk defa içinde bulunduğumuz çağın felsefesine göre yaşıyoruz. ama gelin görün ki o felsefe de çok b**tan bir şey çıktı.
Modernizmin eksikliklerine, yapısal sorunlarına, bazı masallarına dikkat çekerek, modernizmi aşmayı denediler fakat modernizmi aşalım derken, pre-moderniteye bizi geri döndürdüler.
Post-modernizm, dizginsiz, vahşi denen kapitalizmin ideolojik örtüsü gibi bir şey oldu.
Halk pasif kalmaya, hareket etmeye korkar oldu. (Halkın modern diyebileceğimiz kısımları diyebilirim en azından.)
Bir yeni-modernizmin geliştirilmesi şart gibi duruyor. Post-modernlerin eleştirilerini dikkate alan fakat post-modernlerin kölesi olmayan; kendine modern-laik dinler oluşturmayan bir yeni-modernizm.