-
(bkz: klute) -
"orospu"dan farkı arapça kökenli olmasıdır. -
Çok sevdiğim meslektaşlarım.
Aynı işi ben yapınca 'bey' Oluyorum; bu garibanlar yapınca orospu.
Eğer ana fikir ücret karşılığında bir organı kiraya vermek ise, bir yazılımcı olarak ben bunun daniskasını Yapıyor; beynimi kiraya veriyorum.
Sonuç? Sabahın köründen akşamın kör karanlığına kadar nöronlarım ile cima ediliyor.
Sadece ben mi yapıyorum?
Siz de yapıyorsunuz efendim. Sabah akşam mesaide çalışanlar, Evet sizler de mutlaka bir ya da birkaç organınızı kiraya veriyorsunuz. Kendi ellerinizle bilgisayara bir şeyler yazıyorsunuz. O narin parmaklarınız ile sizin yazdığınız yazıya 'rapor' diyorlar ; fahişenin yazdığı destana ise blowjob.
Henüz işe başlamamış öğrenci arkadaşlarım, sevgili kardeşlerim. Hepiniz ders çalışırken gelecekte başınıza gelecek o kaçınılmaz olan 'bir organınızı kiraya verme' kaderinizi yaşamak için alıştırılıyorsunuz.
Fahişeleri sevelim, saygı duyalım. İstedikleri vizite ücretini çok görmeyelim, pazarlık yapmayalım.
Çünkü hepimiz birer fahişeyiz.
Zamanında bunları hep Yazdık:
3 mart dünya seks işçileri günü/#28346
Yaşasın sevilen organların kardeşliği.
-
günümüzde pek kullanılmayan tabir. eskort kullanılıyor çünkü. ne bileyim niye böyle ama böyle. kimse ben fahişeyim demiyor. yahut kimseye fahişe denmiyor. eskort deniyor hep. kulağa samimi gelmiyor zannımca. küfür gibi sanki. -
İki gün önce işyerinde para karşılığında seks yapan/ yapmak zorunda kalan insanlardan bahsediyorduk. Sonra biri şöyle bir cümle kurdu: "e canım sabah 4'te de bir kadın sokakta yürüyorsa kötü yola düşer tabi."
Kötü yol? Nasıl? Neden? Sebep? Oha? Yuh? Gibi pek çok şey geçti aklımdan ama demedim bir şey. Ne desem olmayacak çünkü. bunu söyleyen de oldukça çağdaş, akıllı, özgürlüklerine düşkün bir kadın (üstelik)! Sen bari söyleme yaa, sen bari. Ne kadar da olmadığınız gibi görünüyorsunuz! Bugün de tiksindirdiniz çok şükür(!).
Gerçekten sinirleniyorum böyle şeyler olunca ben, hala bir arpa boyu yol alamamış olmak, alamıyor olmak çok düşündürüyor beni. Yaa biz yıllardır neyin kavgasını veriyoruz arkadaşım, bu ülkede insanlar yaftalanırken, öldürülürken siz nerdeydiniz? Neden bu kafalar hiç çalıştırılmıyor, neden vicdanlar mühürlü? Bu bencillik niye?
Fahişelik nedir? Kimdir fahişe? Cinsiyeti var mıdır?
Ne kadar da boş işler peşindeyiz. sahi biz niye böyleyiz? -
Ağıza oturmayan hakaret. Bi söyle bak sesli. Öyle kavgada bilmem neyde söylenmemesi bu yüzden. Mesela kadın kavgalarında orospu derler bunun yerine. Çünkü o daha dolu dolu böyle ağıza oturan tokat atar gibi bi hakaret. Halbusi fahişe?
Mesela adamın tekiyle çok ciddi tartışıp böyle tam yumruk yumruğa birbirimize girerken fahişe dese bana gülmeye başlarım. Yok abicim kavga olmaz senlen derim. Fahişe ne ya derim. Küfür edemeyenlerin böyle dünya yanıp kül olduğunda mecburen ettiği küfürler gibi.
Ya bi git allasen. Sana benzer. Ayna. -
hayat kadını. -
teoman'ın 2009 yılında çıkardığı insanlık halleri adlı albümde yer alan bir şarkı. www.teoman.com/...
"Korkum; çığlık atan adam gibi tablodaki şakağımda ellerim" kısmıyla edvard munch'un skrik adlı tablosuna gönderme yaptığı söylenir.
www.youtube.com/...
-- spoiler --
bir fahişe sabaha karşı
çok seksiymişim, öyle diyor
gülüyoruz yalanına
karşılıklı, anlayışlı
dalgakıranlardaki banklarda
çıkardı ayakkabılarını
“bak” dedi, “köprü ışıkları
siliyorlar yıldızları
kazıyınca yaldızlarını
altlarındaki demir paslı
ateşe vermeli onları ama
her yerde yangın çıkışları”
sordum, “niye sattın” diye “yoksulluğunu?”
dedi, “elimdeki sadece oydu”
“niye sattın vücudunu?”
“daha mı kötü” dedi, “satmaktan ruhumu?”
“herkes” dedi, “merak içinde
ölümden sonra hayat var mı diye
boşuna düşünürler
sanki hayat varmış gibi ölümden önce
sevdim seni ama bir şekilde
hüzün var diye belki gözlerinde
eğer sever gibi sarılırsan da
bu vücut sana bedava
“aslında” derdim; “çok gençsin daha”
“20’yim”, dedi
ama ruhum tam 1000 yaşında
kayalar kesti ayaklarımı
yine de bir şeyler hissetmek güzel hâlâ
bu dalgakıranda
tek başıma bu vücutla fırlatıldım bu dünyaya
aşk da basit, pişmanlık da
hayat hoyrat bu zamanda
şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya
fahişe
korkum; çığlık atan adam gibi tablodaki
şakağımda ellerim
hep kaçarken, tek kişilik bir dünyayı
ben artık nasıl severim?”
“anladım” dedim, “senin kalbin birinde
geceyle gündüz, o hep seninle”
sarıldı, ağladı saatlerce
o yine işe gitmeden önce
“aslında” derdim; “çok gençsin daha”
“20’yim”, dedi
ama ruhum tam 1000 yaşında
kayalar kesti ayaklarımı
yine de bir şeyler hissetmek güzel hâlâ
bu dalgakıranda
tek başıma bu vücutla fırlatıldım bu dünyaya
aşk da basit, pişmanlık da
hayat hoyrat bu zamanda
şahin kuşa, kuzgun leşe
ben değil bu dünya fahişe
-- spoiler --