önce radyo programları yapmış, sonra ise stand-uplarla bir kesim için popüler olmuş 1981 doğumlu komedyen. kategorilerde "radyo programcısı" da olaydı, iyiydi.
yaklaşık 4-5 yıl önce kendisini keşfettim ben. o zamanlarda da kısmen ünlüymüş zaten ama ben bilmiyordum. konuşması hızlı, esprileri dinleyen için önce "bu mu yani?" tepkisi verdirebilen, bir süre sonra kahkaha attıran bir adam bu. boyuyla ilgili (2 metrenin üzerinde) anlattığı anıları gerçekten çok hoştur. zaten genellikle kendi üzerinden hikayeler anlatır, sahnede başka insanların eksiklikleri ya da hataları üzerinden prim yapmaya çalışmaz. sanırım yeni nesil komedyenlerden ayrıldığı en önemli özelliği bu.
birkaç link bırakayım aşağıya, dinleyin, izleyin, kendiniz karar verin. sesi biraz gürdür, hoparlörlerinizi kısın biraz.
rock fm'le başlayan radyoculuk macerasını yekta kopan'a anlatmış olan komedyen. şuradan izleyebilirsiniz.
ünlü olduğunu anlamasını "20 kişiye stand up yaparken iş daha zordu. 3'ü güldüğünde beğenilmediğinizi anlıyordunuz. şimdi 500 kişinin içinde 100 kişi güldüğünde başarılı sayılmak mümkün" şeklinde açıklamış. ayrıca radyoculuk ile ilgili de "çoğunluğu düşünmek zorundayım ben. telefonla bağlanıp akışın hızını düşüren izleyiciyi ne kadar erken hattan alırsam, bu çoğunluğun hakkını o kadar hızlı bi' şekilde korumuş olurum" mantığına sahip olduğunu da açıklamış. sanırım okan bayülgen ekolü oluyor bu. mesut'u rock fm'de sabahın köründe yayınlar yaptığı zamandan beri dinliyorum. tavrının değiştiğini de görmedim.
kendisinin control freak olduğuna dair de güzel açıklamalar yapmış. "benim kontrolümde olmayan ortamlarda gergin ve ortamın enerjisini emen bi' insan oluyorum, negatif enerjiyle doluyorum" da demiş. ilişki testi popülerliğinden sonra, rabarba'daki "sen bi' dinle, öyle ara tekrar" tavrının değişmemesini sevdiğimi de tekrarlayayım. şöhretin bozmadığı insanlardan biri olduğunu düşünüyorum.
ankara'da gördüğüm ilk ve şimdilik tek ünlü (?) şahıs kendisi. gösterisinin ardından soluğu if performance hall'de alması biraz garibimize gitmiş de ilk önümüzden geçişinde "ne kadar da mesut süre'ye benziyor adam" demiştik ama ikinci kez bar kısmında karşılaşıp dik dik adamın suratına bakınca onun da yüzünde oluşan "evet, hadi tanıyacaksanız tanıyın artık" bakışından cesaret alıp ayak üstü tatlı bir sohbetimiz olmuştu kendisiyle. ne yapar ne eder pek takip etmişliğim yoktur doğrusu ama oturup çay eşliğinde saatlerce muhabbet edilebilecek biri gibi.