Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali'nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. İlk olarak Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 (çıkmadığı günler: 8-10,14,15 Ocak 1941) tarihinde ?Büyük Hikâye? başlığı altında 48 bölüm olarak yayınlanmıştır. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna?yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere?de çadırda yazmış ve günü gününe gazeteye yetiştirmeye çalışmış, romanı yazdığı günlerde attan düşüp sağ kol bileği çatlayınca, kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiştir.
Sakın ha funda özkalyoncuoğlu gibi şarkıcı Madonnayı anlattığını sanmayın(!)
"toplumcu gerçekçi yazar" kimliğiyle öne çıkan sabahattin ali'nin farklı bir çizgide kaleme aldığı eseri.
Geçenlerde bir öğrencim hiç duymadığım bir roman adı söyledi ve bu romanla alakalı fikirlerimi merak ettiğini dile getirdi. "Bilmiyorum." dedim. Yüzündeki şaşkınlık hala gözümün önünde. Sanırım dünya üzerindeki her romanı bilmemi bekliyordu ve ben onu hayal kırıklığına uğrattım. Bir konuda uzmanlaşmış olmamız o konu hakkında her şeyi bileceğimiz anlamına gelmez. Bilmemize de gerek yok zaten. "Bilgi her şeyden üstündür."ü kabul edenlerdenim. Benden de üstün. Günümüzün en popüler romanlarından olan "kürk mantolu madonna"yı da kimse bilmek zorunda değil. Bilmediği halde biliyormuş gibi davrananlar kendilerini "bilgi"den üstün görenlerdir. bu da bir gerçek olmadığından her zaman komik duruma düşmeye mahkumlardır.
bu kadar güzel olup bu kadar boku çıkarılan başka bir kitap var mıdır bilmiyorum.
önce instagramcı tayfa bokunu çıkardı. sonra ise kitap okumayıp ortamlarda okudum diye anlatan bir hanımefendi güzelce sıvadı. tüyü de çekilecek filmi ile dikecekler sanırım.
oldukça abartılan roman. yazar bu romanı ekmek parası için, kolu kırık olduğu halde bir askeri çadırda, ailesine para yollayabilsin diye arkası yarın olarak yazmıştır. romandan ziyade tefrikadır.
yapı kredi yayınlarından geçenlerde okuduğum kitaptır. niye bu kadar bekledim okumak için diye sorulabilir, cevap şu saçma sapan ve içi boşaltılmış ününün tamamiyle geçmesini bekleyip kitabın gerçek değerini anlayarak okumak istememin yanında "valla ben de bilmiyorum" olacaktır.
almanya'ya sabun işinin inceliklerini öğrenmeye giden orta halliden biraz daha halli bir genç, kendi içine kapanıklığı ve almanya'daki kısa hayatını dolu dolu geçirmesini sağlayan bir resim sergisi. romanın tamamı sanki bir arayış gibi. peki ya bulduğunda?
ne yazık ki aşırı popüler kültür elinde heba edilen eserdir. içerik olarak da popüler kültüre hitap eden hiçbir tarafı yoktur. ancak okumadıklarından olsa gerek bu kadar story paylaşımı.
bir zamanlardı. kürk mantolu madonna'yı okumuştum. raif efendi vardı tabii bir de maria puder. naif olarak kurguladığım bir karakterim vardı benimse. raif efendi naif'ti, puder'se bendim. hikayenin sonu hiç güzel bitmedi. aslında ortada bir hikaye de yoktu. zaten popüler kültüre yenik düşmüş bir kitap oldu kürk mantolu madonna da. her güzel şey gibi yitip gitti.
gerçek aşkın anlatıldığı ama aşktan çok devrimin anlatıldığı en iyi sabahattin ali eseri. roman olasılıkları gösterir; cesur ve farklı tercihlerde bulunan bir insanın sahip olabileceği yaşamla, ötekilerin yani yanlış tercihlerde bulunan insanların yaşamını ortaya serer. romanda tercihlerimizin bizi biz yaptığı, hayatımıza şekil veren ana unsur olduğu anlatılır. en devrimci romanlardan biridir kürk mantolu madonna.
herkesin çok konuşması ve ısrar etmesi üzerine, zamanında alıp ve okuduğum (incelemeye çalıştığım), ancak gayet filmlerden oradan buradan bilindik tarzı olduğu için sıradan diye nitelendiriyorum ve bu kadar çok üstüne düşülecek bir şey göremedim, biraz sıkıcı bile geldi hani. tabi ben eleştirmen veya edebiyatçı falan değilim, yazarlara da her zaman saygım vardır, yanlış anlaşılmasın. bana uymadı herhalde diyerek geçiyorum.
kitabı okudum. ama kitaptan ziyade bu kitabın da içinde olduğu bir anıyı anlatacağım.
bundan herhalde bir 10 sene kadar önceydi. bir tatil günü ailece oturmuşuz işte konuşuyoruz. babam dedi ki 'kürk mantolu madonna'yı okudun mı?' 'okudum' dedim. işte 'ben de okudum' dedi, sonra ekledi 'kendimi oradaki Raif Efendi'ye benzetiyorum' ... içimden bari bunu annemin yanında söylemeseydin dedim. tabii annem araya girdi. o kim falan diye. sırf raif efendi nasıl biri diye o kitabı okudu. neyse ki tatsız bir olay yaşanmadı. *