hayatta değişen çok da bir şey yok. eskiden kocakarı hurafelerine inanırdı insanlar, şimdi internet hurafelerine inanıyor. gelen bilginin kaynağını öğrenme ihtiyacı duymuyor. biraz önce başka bir konuda yazdım, tekrarlıyorum. "sorma, itaat et" kültürü bunun sebebi. ne yazık ki çok yaygın. çünkü bütün dinler buradan besleniyor, ayakta kalıyor.
çağımızda net şekilde gözlemlenebilecek bir durum. bana göre en önemli sebepleri; insanların sorgulamadan bilgiyi işine geldiği gibi yorumlaması ve kullanması, arşiv kavramının sendelemesi, ve sonuncu olmasa da ilk 3'e girebilecek sebep olan değişikliklerin her alanda çok hızlı olmasından kaynaklanıyor.
konuları biraz açarsak eğer durum sondan başa doğru şekilleniyor;
- değişikliklerin her alanda çok hızlı olması: öyle bir çağ silsilesindeyiz ki son yıllarda, bir çok icat ve gelişmeler ardı arkasına gelmeye başladı ve insanlar olarak hatta tüm canlılar olarak, daha da abartalım eşyaları da dahil edelim hatta, adaptasyon sorunları yaşamaya başladık. telefon, televizyon, internet, gökdelenler, elektronik eşyalar derken birden kendimizi akıllı çağ denen bir dönemin ortasında bulduk.
tam bir şeye alışacakken yenisi türüyor, onu anlamaya çalışırken başka bir şekli çıkıyor. haliyle de daha bir şeyi tam öğrenemeden bir diğerine geçiş yapmaya çalışıyoruz yetişebilmek için. bu da bizi daha az sorgular daha çok kullanır hale getiriyor. kısayollar kullanıp etrafımızdakilerin yaptıklarını kopyalamaya başlıyoruz zamandan ve tecrübeden tasarruf olsun diye.
e bu kadar değişkenin olduğu ve hızlanan hayatın yanı sıra hangi biri aklımızda kalacak. her şey birbirinin aynı ama hiç biri bir diğerinin aynısı değil aynı zamanda. burada da devreye arşiv olayı giriyor. yani bunca şeyin bir yerde kaydı olması.
- arşiv kavramının sendelemesi: e haliyle bu kadar şey olup biterken, üstüne beyinlerimiz dallarına ayrılmış ama dolmuş vaziyetteyken arşivlerimizde doluyor diye gereksiz veya değişen şeylerden kurtulma yoluna gidiyoruz. bunda da kestirmeler kullanıyoruz tabi ki de. ya süresi geçmiş diyoruz, ya buna ne gerek var, ya aman şunları yok edelim de yarın öbür gün ortaya çıkmasın, veya da aman nasılsa bunlar bilgisayarlarımızda vs var fizikileri tutmanın anlamı yok diyerekten ya bir yerlere sokuşturuyor veya da kurtuluyoruz. kısaca ya geçmişimizi siliyoruz veya da yedeklerini alıyoruz bir daha bakmamak üzere.
- insanların sorgulamadan bilgiyi işine geldiği gibi yorumlaması: bu kısmı manipülatörlerle daha da alevleniyor. insanlar her şeyden bir kısım şeyleri birilerinden duyarak veya internetten başkalarının katttıkları yorumlardan okuyarak, sonrasında anlama kapasiteleri kadarıyla sorgulamadan veya kesinleştirmeden bilgiye işlem yapınca olanlar patlak veriyor. bir nevi zaytung haberlerini gerçek zannedip, sonra da gerçekmiş gibi yorumlayıp, bunu sonraki nesillere tarihleri gibi aktarmak diyeyim kısaca kolay anlatmak için.
ama artık durum o kadar değişmiş bir hal alıyor ki, kimse bilginin gerçekte ne olduğunu bilemiyor, çünkü sorgulamıyor, sorgulasa da arşiv sistemi sendelediğinden gerçek kaynağa erişemiyor yalan haberlerden veya gerçek kaynağın yok olmuş olmasından dolayı teyit edemiyor ve bu durumda elinde kalan veya çoklukta var olanı gerçek bilgi olarak görmekte bir sorun olduğunu düşünmüyor. bu sayede de kendi oluşturduğu yeni doğru bilgiyi çevresine yayarak veya kullanarak bilgi kirliliğine bir katkı da kişi vermiş oluyor.
insanların artık çok fazla, iletişim araçlarının çok kullanıldığı ve bir kelimenin bile saniyesinde milyonlarca insana ulaştığını düşünürsek, buna bir de konunun gerçeğinin okunmayacak kadar sıkıcı, az ve haliyle kaynakları vs ile uzunca olduğunu da hesaba katarsak, insanların kolayca uzandıkları veriyi kullanmaları garipsenemez. bu durumda da çöp verilerin çoğalması da gayet normal hale geliyor.
bu konu aynı zamanda teknolojik cihaz kirliliğini de kapsamakta. bir düşünün kaç tane telefon, televizyon veya şarj aleti değiştirdiniz ve ne kadarı hala bir köşede duruyor veya birbirlerine kullanılabiliyor veya da ne kadar hakimiz bu cihazlara da verimliliklerinden yararlanabiliyoruz ve yönlendirici soru "neden böyle oldu ki".
şu zamanda o kadar çok eski bilgi değiştirilerek lanse ediliyor ki, eminim bir kısmımız neredeyse kendi bilgimizden şüphe eder duruma düşüyoruz. kimimiz araştırıyor, ansiklopedilere kadar başvuruyoruz ve doğrusunu anlatmaya çalışıyoruz, kimimiz ise ne anlatılanları dinliyor ne de okuyoruz. bazen belki de insanları arkamızdan güldürüyor veya dalga geçirtiyoruz doğrusunu anlamadıkları için veya da biz algılayamadığımız için.
günün sonunda yine de sebebi bizleriz öyle veya böyle. bu durumda ne diyoruz; eğitim şart.
not: zaytung; gerçek olmayan ve konuları abartarak dalga geçmek ve eğlenmek/eğlendirmek amaçlı yayın yapan site.
Bilgi kirliliğini sadece yalan yanlış bilgilerin oluşturduğunu sananlar oldukça asla temizlenmeyecek kirliliktir. Önemsiz bilgiler de enformasyon yoluyla önemli bilgilerin önünü kesebilir, ışığını söndürebilir. Daha kötüsü önemli bilgiler önemsiz bilgi gibi algılanabilir.
bilgi kaynaklarındaki yozlaşmanın yanında 'entelektüel' sıfatını bir şekilde taşıma iddiasında bulunanların cehaletinden de beslenen günümüz fenomeni.
bilginin sınırlarını zorlamakla mükellef akademisyenlerin bugün geldiği nokta o kadar içler acısıdır ki, saçma sapan konumlarda ve lisans ödevi olarak dahi kabul görmemesi gereken tezlerle doktora derecesini elde edip vasat makaleler yazarak kendini 'bilgili insan' olarak pazarlayan şahıslar öylesine çoğalmıştır ki, güzel ülkemin bilim yuvalarında üretilen bilgi wikipedia'yı aratır hale gelmiştir.