"burası eskiden bir arkadaşımın ailesinin ahırıymış" dediğim insanların "şimdi orada bir butik otel var, süper" diyerek tepki verdiği, son 10 yılda mahvedilen yerlerden biri.
yerli esnafı bile, zamanında ellerini ovuştururken küfürler etmeye başlamış durumda. merkezde bir bakkal sahibi tanıdıkla konuştum bugün. "eskiden insanlar 1 su alıp 5 lira verince "kusura bakmayın, bozuğum yok" derlerdi. şimdi 2 topkek, 1 kutu kola alıp 200 lira verenden geçilmiyor. "bozuğunuz yok mu?" dediklerim, bana "o bozuk işte" bile diyorlar" dedi. yerli esnaf, sıklıkla otel sahipleriyle karıştırılıp "hak ediyorlar" diye etiketleniyorlar. bu yanlış. bodrum'da 1 lahmacun ve 1 kutu kolaya 350 lira hesap çıkartan bilmem kaç yıldızlı otellerle ya da beach clublarla aynı kefeye koymayın buranın esnafını.
gerçi, kısa bir süre sonra alaçatı'nın esamesi bile okunmayacak çünkü tamamen kurutacak yerli turist burayı. yeni avları da karaburun ve gülbahçe civarı. seferihisar sığacık'ı falan iyi ki tam olarak keşfedemediler henüz. her sene yapılan ot festivaline yalnızca trilyonluk mal varlıklarını sergilemeye gelenlerin ikiyüzlülükleri midenizi bulandırmıyorsa, gelin siz de tabii. butik otelleri çok güzel, evet!
başıma bir şey gelmeyecekse sevdiğim bir tatil beldesi olduğunu söyleyebilirim. taş sokakları, bölgede yetişen otlarla ve zeytinlerle yapılan taze kahvaltılıkları, bahar aylarında gidildiğinde çok da kalabalık olmayan meze ve şarap mekanlarıyla bence bir iki günü keyifle geçirebileceğiniz bir yer. istanbul'dan çok sıkıldığımda orada geçirdiğim zamanı hatırlıyorum, oranın pazarı bile bizim burada gitmek zorunda kaldıklarımızdan çok daha doğaldı. tabiki her tatil beldesindeki gibi fiyatların bkunu çıkaran mekanlar ve oteller var, bir yere oturduğunuzda ödeyeceğiniz hesabı biraz kontrol etmeniz gerekiyor. oteller içinse daha önce yapılmış yorumları mutlaka okuyun ki şaşırtıcı sonlarla karşılaşmayın derim.
denize ve sahile biraz uzak, çeşme'ye dolmuş aracılığıyla gidilebiliyor. ama ben burada çoğunlukla alaçatının çarşısına uzak ara sokaklarında dolaşmayı tercih etmiştim ki geldiğinizde oranın gerçekten köy olduğunu da görebilirsiniz. benim gibi fotoğraf çekmeyi seven insanlar için bu civarda güzel kareler yakalamak da mümkün.
meze severseniz, ufak dükkanları önceden biraz araştırmanızda fayda var, gerçekten güzel mezeler yapan yerler var, gitmişken onları kaçırmak üzücü olur. akşamları bu tür yerler tabi rakı severlere tahsis edilmiş gibi oluyor, sevmiyorsanız yapacak pek bir şey yok. eğlence mekanları da mevcuttur ancak benim fikrimce alaçatı'ya huzurlu bir iki gün geçirmek için gelmek gerek, zaten istanbul'da bolca gürültüye maruz kalıyorken yaptığınız iki günlük kaçamakta aynı eziyeti çekmeye değer mi bilmiyorum.