2 Aralık 1946 Çankırı doğumlu yazar, şair, gönül insanı, öğretmen.
bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da uzun bir hastalık gibi aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi bitti.
bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır ihmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim belki bir yağmur yağar akşama doğru yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
aşk da bitti diyordu ya bir şair aşk bitti işte tam da öyle
okuduğum en hüzünlü şair. ilk gençlik yıllarımda şiir kasedini (evet kaset vardı o zamanlar, (bkz: liseliler bilmez)) teybe takıp az mı dinledik. rakı eşliğinde, akşam gün battıktan sonra dinlersen; ve aynı zamanda sevgiliden de ayrılmışsan, çok tehlikeli sularda yüzüyorsun demektir. kendini camdan aşağı atmana ramak kalır, o denli işler içine şiirleri. özlemedim seni
edebiyat öğretmenim bir cd dolusu şiir hediye etti bana. yarısı ahmet telli şiirleri. o naif adamın dinlediği, sevdiği bir başka naif adam. bazı şiirleri kalbimi uzun zamandan sonra hissetmeme sebep. keşke daha önce karşılaşsaymışım demiyorum, o zaman hak ettiği değeri veremeyecektim belki de... iyi ki :)
bazi insanlar dogumlariyla omurleri boyunca ruhani bir kederi tasir, ic sesinin sancilarini, Ahmet Telli"nin de o secilmis insanlardan oldugunu dusunuyorum.
onun "cocukcun sen" adli siirini yine Ahmet Telli gibi bu ic kivranisi yasayan secilmis birinden duydum ilk kez.
ardindan uzun sure gecti, zamanla evrilirken, o siir icinde cocuk kalmak icin cabaliyorum.
En ben olan sairdir kuskusuz, o yuzden cok dominant bir yeri vardir zihnimde.
"Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum" diyor sair ve, kalemındeki tipiye tutuluyorum.
Ona yapılan bu saygısızlık aynı zamanda sanata, edebiyata, şiire yapılan bir saygısızlıktır.
*****
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar...
şiir kitabı okumayı severim fakat şiir kitabı karıştırmayı daha çok severim. özellikle ahmet telli'nin şiir kitaplarını karıştırmak, güzel şeylerle karşılaştırıyor insanı.
lise insanın en ağır saçmaladığı dönem. aynı hareketleri 10 sene sonra yap ilaca başlarlar.
biri nereden öğrettiyse grup yorum öğretmiş, ben de inanmışım. bunları fakirlere dinletcez, onlar da anlayacak, yürüyecekler patronları dövecekler sanıyorum.
aşık olduğum kız artık iki haftada bir değil, iki ayda bir değişiyor. ben de büyük aşklar yolculuklarla başlar şarkısının gerisini bulmuşum. gene sarışın bir tanesine yazdım bunu. şiirdeki kız da liseli sarışın falan ya. (bu arada eşek kadar adamların liseli kız diye şiir yazması bir bana mı ters geliyor?)
Neyse kız ingiltere tekno listesini ayrı, danimarka pop listesini ayrı takip ediyor, hollanda'dan müzik dergileri falan alıyor. "ölüm korkusuyla buluşup öpüşmek" vs. görünce "bu ne mnakoyum" olmuş, iş müdür muavinine gitmiş. babamı çağırdılar "oğlunuz neci, siz necisiniz?" diye. bir şekil disiplinden kurtulduk. şu başlığı görene kadar daha da elime almamışım enteresan.
'Şiirime dair' adlı şiirinde de söylediği gibi en çok sevda sözcüğünü şiirlerinde kullanan şairlerden biri. şiirlerinde kavga, şiirlerinde sevda, şiirlerinde yeni doğacak yaşam.
"En çok sevda sözcüğünü kullandım şiirlerimde sonra acı, hasret, bekleyişler ve sabır hangi sözcük yakın durmuşsa bunlara hangi sözcük bir ilmik atmışsa ötekine alıp kullandım yüz kere bin kere kimi kez hep aynı şiiri yazdığımı sandım
bütün sözcüklerin anasıydı sevda hüznü kundaklayıp yatırıyordu yüreğimizin beşiğine sonra bize düşüyordu büyütüp civanlaştırmak kimi ellerde bezgin bir ihtiyara dönse de kimi ellerde vuruşkan bir şahan oluyordud ve ben sevdayı öylece aldım şiirime
acının magmasına indim acıyı yazarken gurbeti taşbaskısı kitaplar anlattı bana ve hâlâ nasıl eskimediğini gördüm sözlüklerde aramadım hiçbirinin anlamını hiçbirinin çürüyen yanına tutunmadım hayat dayamıştı memesini ağzıma çünkü
ısmarlama sözcüklere bel bağlamadım hiç mi hiç bu yüzden kötü bulunup geri çevrildiği de oldu uşaklaşmadı hiçbir şiirim -onurumdur bu- yorgun düşse de kimi kez, kırgın olmadı bir gün sorarlarsa öfkemin hesabını derim ki yaşadım
ve derim ki emperyalizme, faşizme şovenizme sıkılan bir mermi olabilmişse şiirim geriletmişse acıyı ve zulmü yırtılıp atılıyorsa küçük burjuva ellerde şiirimin verilmiş hesabıdır bu"