-
Edgar Wright'ın yönettiği nir aksiyon-suç filmi. 30 haziran itibari ile ülkemizde vizyona girdi. Ülkemizdeki ismi ise 'tam gaz'. * Çok yaratıcı bir isim koymuşlar yine bizim aklı evveller.
Puanı ve yorumları oldukça iyi. Gidip izlenesi bir filme benziyor. İzleyince editlerim. -
Genel hatları ile bakacak olursak drive filminin bir benzeri film. Soygun tarzı işlerinde suçlulara yardım eden yetenekli bir şoför. Bu bakımdan ryan gosling'in başrolünü oynadığı drive filmi ile kıyaslarsak bence daha zayıf bir film. Bu filmin ekstrası suç-müzikal türünde olması. Bu türde başka film var mı bilyorum ama varsa da türünün en iyisi baby drive olacaktır muhtemelen.
Müziklerle aksiyonu öyle güzel birbirine yedirmiş ki edgar wright, hayranlıkla filmi dinliyorsunuz. Geçişler, şarkıların kalitesi, oyuncuların kalitesi falan baktığımızda gerçekten iyi bir iş çıkmış diyebiliriz. Çok abartılcak bir film değil ama iyi bir seyirlik. İyi seyirler... -
izlenmesi gereken filmlerden birisi. boşuna 8 üstü rating almamış imdb'de. -
Sanıyorum filmin açılışını da yapan 6 dakikalık bir videosu var nette. İzlediğim en iyi car chaselerden birisi. Hani hafızam beni yanıltmıyorsa zaten yeni nesil filmler için en iyisi diyebilirim teknik olarak; muazzam müzik seçimide dahil. Yeni nesil diyorum çünkü bullet gibi örnekler var geçmişte, büyük saygısızlık olur. -
Filmin açılışında yer alan müthiş kovalama sahnesine tav olup izledim filmi. Aşk meşk konularına derinden daldığında tempo biraz düşse de son derece keyifli bir film. Ne yazıkki açılıştaki etkiyi yaratacak başka bir sahne yok filmde, benzerleri var ama daha iyisi yok; tek hayal kırıklığım o oldu. Fakat film bütünü ele alındığında nasıl başlıyorsa öyle bitiyor diyebiliriz, tam gaz...
Baby sıradışı olmakla beraber fazla derinlemesine işlenmiş bir karakter olmadığından beklenen etkiyi yaratamıyor. Diğer karakterler de olması gerektiği gibi, bu tip filmlerdeki tüm klişeleri bünyesinde barındıran karakterler.
Jamie foxx'a ayrı parantez açayım; her ne kadar abartılı duran klişe bir karakter olsa da, rolünün hakkını verip her daim gerginlik yaratabilecek sorunlu tipi çok güzel taşımış perdeye vücut dili ve mimikleriyle.
Kısacası vakit geçirmek için birebir, aksiyonu bol ve güzel bir film olmuş bence. -
90. akademi ödülleri'nde 3 dalda aday olmuş (en iyi film kurgusu, en iyi ses kurgusu ve en iyi ses miksajı), yazıp yöneten edgar wright'ın ortalama filmlerinden biri. oscar adaylıklarını ve bu kadar pohpohlanmasını görmezden gelirseniz, gideri var.
önce kötüleri yığacağım ortaya: filmin senaryosu bok gibi. hele yarısından sonra, 1990'ların hemen hemen bütün aksiyon filmlerinin girdiği yola giriyor. bunu da "sonu bilindik" demek için yazmıyorum, yanlış anlaşılmasın. klişeyi kırmaya çalışarak başlamasına rağmen, bile isteye klişe okyanusunda boğuluyor. sonlarını hızlı hızlı geçmemek için kendimi zor tuttum. jon hamm dışında, oyunculuklar ortalama altı. kevin spacey bile istemeden oynamış gibi (kendisinin 2008 yapımı 21 filmindeki rolü ile şu filmdeki rolü arasında ufak tefek şeyler hariç bir fark göremedim ben). öpüşme sahneleri, "iğrenme hissini izleyenlere gösterelim, hadi" diyerek çekilmiş sanki. dudaklar birbirlerine bastırılıp bir süre öyle durunca öpüşmüş olunmuyor ne yazık ki. son olarak, başrol doğru seçilmemiş, ansel elgort eğreti durmuş. tıfıl, zararsız ve kendi halinde görünen çocuksu tiplerin, bir süre sonra kendinden geçtiği filmler de ne yazık ki 2000'lerin klişesiydi. wanted çekileli bile 10 yıl olmuş. yeter gari.
iyiler: kesinlikle jon hamm. baby driver, ben affleck'in the town'ına benziyor yer yer ve the town'da da hamm vardı. rolleri oldukça farklı olmasına rağmen, suç filmlerinde ekran titretiyor kendisi bence. ayrıca hamm ile eiza gonzalez arasındaki uyum nefis. birlikte birkaç film daha çekmeliler. gerçekte aralarında neredeyse 20 yaş olmasına karşın, filmde bunu fark etmek mümkün değil. gonzalez de, gelecekteki "yırtık kadın" rollerinde başarılı olacaktır. tabii ki, filmin müzikleri. akademi ödülleri'nde -orijinal şarkı değilse eğer- oscar adaylığı alamıyor filmlerde kullanılan şarkılar. yani, guardians of the galaxy'de kullanılan şarkılar gibi, baby driver'dakiler de adaylık alamayacaktı, baktım; alamamış zaten. ama ses kurgusu ve özellikle ses miksajında önemli adaylardan biri bence. iki dalda aynı 4 filmle yarışacağı için (ve film kurgusu dalında da ödülü alamayacağını düşündüğüm için) 2 oscar alamayacaktır. 1 alsın, o da olumlu. son olarak, filmin aksiyonu gayet iyi bir seviyede. temponun düşüp tekrar yükselme anları oldukça az sürüyor ve "kaldığımız yerden heyecanlanmaya devam ediyoruz, hazır mısınız?" demiş oluyor film. böyle vurdulu kırdılı filmlerin genel eksiği, aksiyonu tutarlı bir dalgalanmayla izleyiciye verememek bence. baby driver bu konuda ortalama üstü.
abartıldığı kadar iyi bir film olmasa da, ortalama civarında gezinen bir aksiyon filmi bu. taxi serisini sinemada izlemiş nesil için başarılı bir film olmayacaktır. klişe okyanuslarında çok sık boğulmuş. zira "bu senenin balon filmlerinden biri" de diyemiyorum çünkü içinde kullanılan şarkılar nefis. ortalama üstü aksiyon, genel olarak berbat oyunculuklar, klişeler ve nefis müzikler... izlemeyş tercih edecekseniz, bunları da hesap edin bence. -
Filmin kendisinden daha meşhur açılış sekansının esin kaynağı sanırım mint royale'ın (ilk kez bugün duydum) gene edgar wright'ın yönettiği blue song klibi olmuş.
YouTube'da klibi ve filmi yanyana izleyebildiğiniz videolar var hatta.
Klibin nick frost ve noel fielding'li kadrosu filmden daha şukelaymış bu arada. -
Herkesin dediği gibi ilk açılış sahnesi efsane. Bu şekilde izleyiciyi güzel bağlıyor kendine. şahsen bu kovalamacayı internette görmemle filmi açıp izlemem bir oldu ama keşke sağlam bir kaç araçla kaçma sahnesi daha olsaydı ve baby silahlı aksiyon işlerine hiç girmeseydi o masumiyeti kaybetmeseydi.
İnternette yorumlarda bu ne mk başladı şarkılarla bitti şarkılarla kafam şişti yorumları gerçekten komik. Filmin ana teması bu amk ne olacaktı başka. Ben beğendim çıtır çerezlik güzel bir film.
-- spoiler --