1. üsküdardan salacağa doğru yürürken sahilde büyük kırmızı plastik rakamlar dizilerek yazılmış bulunan sayı. heykel diye para da ödemişler galiba bunu yapana.
    #46137 laedri | 8 yıl önce (  8 yıl önce)
    0heykel 
  2. Ocak 2012 basım tarihli 256 sayfalık kitabı.


    kitap tanıtımı:
    Güneş mor gölgeleri ardında bırakarak çoktan savuşup gitmiş, Edirne Sarayı derin bir sessizliğe gömülmüştü. Uykusuz geçirdiği gecelerin birinde Venedik işi ceviz masanın başında beyaz sayfaların üzerinde Avni mahlasıyla karaladığı şiirleri ona umut veriyor, tek sığındığı ve kendi başına kaldığı bu gizli odada sabahlara kadar zihnini meşgul eden Kostantinapolis artık bir an olsun aklından çıkmıyordu. Yazdığı şiirleri en çok kendi beğenmiyor, tam kıvamına erişinceye kadar hep o mükemmeliyeti arıyordu. Bu mükemmeliyeti arayışı sadece şiirde değil, her alanda değil miydi? Kafasına koyduğu bir şeyi gerçekleştirmek için çırpınır, uykusuz kalır, derin hülyalara dalardı. Bu artık onda bir huy olmuş, karakteristik çizgisi hâline gelmişti. Kostantinapolis hülyasına kapıldığında artık boş durmayacaktı. Çocuk denecek yaşlardayken toplara merak sarmış, büyük topların çizimi ve dökümü için hayaller kurmuştu. Kostantinapolisin aşılamayacak gözüyle bakılan surları başka nasıl aşılacaktı? Surlarda gedikler açmanın ancak çok büyük topların icadıyla gerçekleşeceğini biliyordu çünkü. Ama şimdi kendini sadece şiire vermek istiyordu, hizmetindeki içoğlanları bile bir gölgeden farksızdı, sessizce ona bakıyorlardı. Onların varlığıyla yokluğu birdi Mehmet Han için.
    #121425 tematik | 6 yıl önce
    0roman 
  3. Ocak 2012 basım tarihli 368 sayfalık kitabı.


    kitap tanıtımı:
    Bir sabah Türkler surları yararak şehre girdiler. Gemilerini de Okmeydanı'ndan kızaklarla Haliç'e indirmişlerdi. Haliç ve surlar, ateşler içinde yanıyordu. Türk ordusu Bizans'ı zaptetmişti. Kral Kostantin'in surlarda başı kesilerek öldürüldüğü söyleniyordu. O gün akşama doğru bütün şehir baştanbaşa Türkler tarafından ele geçirilmişti.' İskender Fahrettin Sertelli, 1453 üst başlığıyla sunduğumuz üç romanında da aynı döneme, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u Bizans'tan almasına değinir. Konstantiniye'nin Son Günleri, fetih öncesi Bizans'ın başkentindeki psikolojiyi anlatırken; İstanbul'un İlk Günleri? savaşın diğer cephesini, Osmanlıların hazırlıklarını ve psikolojilerini yansıtır. Yazarın daha sonra kaleme aldığı Fatih'in Çocukları ise aynı süreci iki çocuğun gözünden aktarır bu defa. İskender Fahrettin bu üç romanıyla, Fethi ve Fatihi olduğu kadar kendisini de ölümsüzleştirmiştir.
    #121426 tematik | 6 yıl önce
    0roman