özel görevlere gönderilen ve tek başına hareket eden personel sayısı diğer birliklere göre askeri birliklerdir. sözcük kökeni ingilizce commando sözcüğünden gelmektedir.
boerler savaşı sırasında, ingiliz birliklerine karşı savaşan, genellikle atlı özel birliklere komando deniyordu. ikinci dünya savaşı sırasında bu terim almanlar ve daha sonra ingilizler tarafından daha farklı anlamda kullanıldı.
türkiye’de kara kuvvetleri bünyesinde bulunan komando birlikleri ise sırası ile kayseri, bolu, siirt ve tunceli’de bulunan komando tugayları ve hakkari’de bulunan dağ ve komando tugayı, iskenderun ve sarıkamış’ta bulunan taburlar ve gökçeada’da bulunan 5nci alaydan oluşmaktadır. kıbrıs’ta da kıbrıs türk barış kuvvetleri bünyesinde bir komando alayı bulunmaktadır.
komando birliklerinde bulunan askerlerin eğitimleri ise isparta merkezde bulunan er eğitim alayı ve eğirdir dağ komando okulu ile kayseri birinci komando tugayında yapılmaktadır. jandarma birliklerinde ise manisa kırkağaç’tan ve izmir foça’da bulunan dördüncü jandarma komando eğitim tugayında eğitim görmektedirler. rütbelilere ise temel komando ve komando ihtisas kursu şeklinde verilmektedir. komando ihtisas kursu görmeyenlere light gözüyle bakılır çünkü bu kurs diğerinden çok daha kapsamlı ve uzundur.
özellikle 2004’ten sonra artan terör eylemleri sonucunda bu birliklerde asker kaybının çokluğu ve kamuoyunun buna tepkisinden ötürü silahlı kuvvetler komando birliklerini profesyonelleştirme kararı aldı.
kendi kendini idare edebilen birim anlamında "comand" ile benzer bir kökten, afrikansk dilinden gelmiştir. komando, intikal için detaylı plan beklemeden, düzenli olarak emir komutaya ihtiyaç duymadan, tedarik kanalları kısıtlı veya yok iken düşman hatlarının gerisine sızma operasyonları (süikast, sabotaj, gayrinizami çatışmalar) yapabilen küçük birlikler olarak ortaya çıkmıştır.
kökeni, afrika'daki hollandalıların dili olan afrikaan dilindeki kommando kelimesi olan kelime. kommando, "hareketli er birliği" gibi bir anlam taşımakta ki aslında atlı birlikler olduğu için böyle bir isim verilmiş kendilerine. kelimenin ilk kulanımı boer savaşı'nda ortaya çıksa da, komandoların tarihi spartalılara kadar uzanır.
Bir günde, çantası ve toplam yüküyle birlikte 112 km yol yürüyebilecek kapasiteye ulaşmasını sağlayacak ve elinde tüfeği, sırtında çantası ile durmadan 27 km koşabilecek düzeyde eğitim alan ve bu kondisyona haiz; her türlü iklim, arazi ve hava şartlarında görev yapabilen gurur, güven ve ani karar verebilme yeteneğine sahip, yetiştirilmiş seçkin askerdir. Bu tanım, Foça jandarma komando okulundaki koğuşlar bölgesinde bulunan duvarlarda yazar.
Tabii ki 2000'li yılların başları ve öncesinde verilen komando eğitimi ile şu anki eğitim kıyaslanamaz ancak; şu an bile öyle zordur ki yaşamayan bilemez. Bir günde ne kadar yürüyebilir bir insan? Eğitim öncesinde 15 derdim, 20 derdim. Şu an 20-30 kg ek yük ile 100 km diyorum. Bir insan ne kadar koşabilir? Yine önceden 10 derdim, 15 derdim. Şimdi sırtında 20 kilo yük, elinde seni sürekli engelleyen bir tüfek ile 30 km diyebiliyorum. Üstelik dağ, dere, tepe demeden. Bir insan her sabah 5 km, 7 km ve artan miktarlarda koşar mı? Koşamaz derdim. Şimdi koşar diyorum. Komando olmak gururdur, onurdur. Komandoculuk, ki böyle bir terim vardır, Kişinin fiziksel ve zihinsel sınırlarının hududunun olmadığını gösterir.