ilk aşamada piyanoya kıyasla ilerlemesi daha zordur. niye temiz ses çıkarmakta zorlanırsın başlarda, kondisyon ister o kondisyonu da zamanla kazanırsın ama piyanoda ilk aşama tuşlu olduğundan daha kolaydır. daha sonraki aşamada piyanoda ilerlemek zorlaşır gitarda tam tersi kolaylaşır bu bir süre böyle devam eder. gitarda genelde ilk 3,4 ayda öğrenciler bırakırken piyanoda bu süre 2 yılı bulabilir. neyse daha sonra ne demiştik ikisinde birden sanki duvara toslarsınız. şöyle diyelim 100 öğrencinin ilk 60'ı ikisinde de ilk yılda bırakır kalan 40 bir, iki sene daha devam eder daha sonra o duvarı karşısında buluverir. bu 40'ın 38'i o duvarı aşamaz ve pes eder. elimizde 2 genç piyanist ve gitarist kalır. yalnız şunu söyleyebilirim klasik gitarda virtüöz leveline gelebilmek için harcayacağınız çaba çok daha fazladır. çünkü bir noktadan sonra sizden çok çok ciddi kondisyon istemeye başlar parçalar. şöyle söyleyelim mesela torroba'nın o ünlü sonatinasını veya castellana süitini çalanları dinlediğinizde kimin bu besteleri diğerlerinden daha iyi kotardığını ( bu kelimeyi hep kullanmak istemiştim ) daha rahat seçersiniz. yani atıyorum romance'ı dinlediğinizde neredeyse herkes size çok iyi çalıyormuş gibi gelmiştir ama castellana süiti'ne geldiğinizde işler karışmıştır kimisi tonunu kaybeder parçanın sonuna doğru, dinamikler göte gelir, nüans veremez falan defolar kendini belli eder. işte her ne kadar klasik gitarda ustalaşmak için sahip olmanız gereken müzik kulağı piyano kadar keman kadar önemli olmasa da klasik gitar çok ciddi kas-beyin koordinasyonu, kas yapısı, kondisyon ister. ayriyeten çok çok daha nankör bir enstrümandır.
her ne kadar başlangıcı çok çok eskilere dayansa da tam anlamıyla başlangıcı andres segovia'dır.
andres segovia'ya kadar gitarın klasik müzik enstrümanı olması pek söz konusu edilmezdi. gitar dendiğinde akla ispanyol müziği (dolayısıyla da flamenko) gelirdi. hatta ailesi bile segovia'nın gitar çalmasına karşı çıkmıştır ve ilk olarak piyano eğitimi aldırtmıştır.
segovia ile beraber klasik gitar halk enstrümanı olmaktan çıkmış, konser salonlarında dinlenir olmuştur. hatta segovia da "gitarı aptal köylülerin elinden kurtardım" tarzı bir laf etmiştir bir ara.
başlamayı düşündüğüm ama ders alma imkanımın olmaması sebebiyle ve ilerledikçe parçaların zorlaşması sebebiyle kendisiyle pek bir ilişkimin olamayacağından korktuğum alet.
elektro gitarı tamamen kendi çabamla kendi çapımda çalıyorum ama klasik gitar bana göre değil gibi. sanki böyle ben köylüymüşüm bunu çalanlar da lordlar falanmış gibi hissediyorum.
klasik gitar deyince insanların aklına ne geliyor, ne diyorlar merak ediyorum. mesela ben andres segovia'ın yorumunun aynısı geliyor kafama; ''klasik gitar: senfoni orkestrasına ters dürbünle bakmak gibidir''.
klasik gitar zordur, baya emek vermek gerekir. bir parçayı 1-2 ayda tam olarak temiz çalarsınız. çalabildikten sonra bile çalmadan önce 1-2 saat parmak egzersizleri ve kısa kısa etütlerle asıl parçayı çalmaya ısınırsınız. mesela bilmeyen birine çok kolay bir şeymiş gelebilir ama klasik gitar elektrodan da bastan da akustikten de daha çok çok zor bir gitardır. her parça için farklı farklı sağ ve sol el teknikleri kullanılır, bu teknikler öyle hemen kolay oturmaz ele ve baya emek harcamak gerek. bunların hepsini oturttuğunuzda bile klasik gitarı ihmal etmemek gerekiyor ve bir bakmışsınız kendinizi çok pis paslanmış olarak bulursunuz.
klasik gitarcılar en çok johan sebastian bach çalmayı sever, çünkü; melodisi ve bası ayrı ayrı yürür şarkılarında da ve bach bu şarkılarda basla melodiyi çok iyi oturtmuştur. ama en zoruda bach çalmaktır.
andres segovia'nın abd'de pirastro marka bağırsak tellerden bulamaması üzerine dupont firmasının konuya eğildiği ve 1944'ten bu yana çoğunlukla naylon teller takılan enstrüman.
Bağırsak tellerin tınısını naylona her zaman tercih ederim şahsen. Ama zaten 1 paket tele üçlü hanelerde para öderken Bağırsak tel için dörtlü hanelere yaklaşırdım herhalde.*