sabah, akşam, öğlende, aklım büyük şölende. bütünlük, o "bir"dedir. sayı sayı bölende. bilmez yaşayan ölü; asıl haber ölende. tek hat, tek yön, burada; giden de bir, gelen de. o'nunla buluşmak var, sıra bize gelende. o'na de ki: ey resul ölümsüzlük kölende...
iki açıdan bakıp değerlendireceğim imkansızlık. aslında bir tarafım mümkün olabileceğini söylese de diğer tarafım onu bastırıyor.
ilk olarak iyi ki mümkün olmayandır. çok büyük acılar çekmiş ve her gün bunlara yenilerini ekleyen biri olsanız ölümsüzlük size ne kazandırır ki? daha fazla acı, daha fazla sorgulama, daha fazla huzursuzluk? belki sonsuz ömrünüzde bir çözüm bulabilirsiniz fakat bir problemi çözmek, onun zamanın bir noktasında olan varlığını sonlandırmaz kanımca. o problem o noktada varlığını sürdürür sizden aldığı parçalarla. kendim, kendime biçtiğim tahmini ömrün daha üçte birini yaşamış ve buna katlanamıyorken, belli noktalarda bıraktığım parçalarımı arzuluyorken bunun sonsuz olması düşüncesi bana pek cazip gelmiyor.
ikinci olarak eğer dünya hala var olursa yüz yıllar sonraki teknolojiyi ben de görmek isterim, asırlar ötesinde insanoğlunun yaptığı müzikten, yazdığı yazıdan, çizdiği resimden kısaca sanatından zevk almak isterim. şimdi yaptığım gibi bir banka oturup onları sessizce izlemeyi ben de isterim. bu istekler için yukarıda bahsettiğim bedeli öder miyim? eh, denemek lazım.