var olmayan edebiyattır. "yeraltı edebiyatı" diye bir şey yoktur. "yeraltı edebiyatı" tarihçilerin ya da yazarların değil okurların ürettiği ve kullanmak istediği anlamsız bir tanımlamadır. türkiye'de ayrıntı yayınları "yeraltı edebiyatı dizisi" adı altında yayımladığı kitaplarla durumu çok daha vahim bir hale getirmiştir. yazarının "yeraltı edebiyatına dahil" ya da "ben yazdıklarımda yeraltı edebiyatı yapıyorum" demediği, demeyeceği bir kitabı ya da kitapları için bir yayınevi nasıl oluyor da "yeraltı edebiyatı" tabirini kullanıyor.
?yeraltı? deyince tam olarak gün yüzüne çıkmamış olanı vurgulayan bir tanım pek de yanlış olmaz: konuşmadıklarımızdan, düşünmediklerimizden, aykırı gördüklerimizden, standart akımın dışında kalan bir yerlerde içten içe kaynayan bir anlatım hatta yakarış ve ilgi çekme biçimi.
yeraltı edebiyatı, dili zincirlerinden kurtarmak için 19. yüzyılın ortaları ile 20. yüzyılın başlarında oluşmaya başlayan ben özgürüm diye bağıran edebiyat. sert, aykırı, eleştirel, çoğunlukla gerçekle hayalin ince çizgisinde var olmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıra dışılığın, küfrün dışa vurumudur.
kökleri yeteri kadar eşelendiğinde marquis de sade'e (1740-1814) kadar varılabilir. sade, yazdıkları ile 'başkalarına acı çektirmekten hoşlanma' olarak adlandırılan 'sadizm'in fikir babası olmuştur. erotizm ve şiddetle ilgili kitapları yaşadığı dönemde epey yadırganmış hapse atılmıştır. ancak yazdıkları başka yazarlara ilham kaynağı olmuştur.
birçok edebiyat kalıbını hiçe sayan yeraltı edebiyatı, charles bukowski'yi (1920-1994) tanımamıza neden olmuştur. 'factotum', 'kasabanın en güzel kadını' (the most beautiful woman in town), 'pulp', 'postane'(post office) eserlerinden sadece birkaçı.
özellikle de 'factotum' yazarı daha iyi tanımamıza yardımcı olmakta. bukowski, hayatının bir dönemini henry chinaski olarak ortaya sermekte çünkü. yazar kitabında; çeşitli serseriliklerini, sürekli iş değiştirmesini ve kadınlarla olan ilişkilerini anlatırken kendisinin de bir yeraltı kahramanı olabileceğinin sinyallerini vermektedir.
son yıllarda daha hızlı gelişme kaydeden edebiyat, chuck palahniuk'un 'dövüş kulübü' (fight club) adlı eserinden 1999 yılında sinemaya taşmıştır ve hayran kitlesini arttırmıştır.
Kimilerine göre charles bukowski, john fante gibi yazarların kitapları da yeraltı edebiyatına girer dese de aslında yeraltı kitabı kavramını ülkemize getirmiş ayrıntı yayınları en iyi sınıflandırmayı bizim için yapar.
sisteme karşı olan kişileri ve toplum tarafından ayıplanan, tabu olarak kabul edilen şeyleri kendisine konu edinen edebiyat türüdür. chuck palahniuk, ingvar ambjörnsen, charles bukowski gibi yazarların ürettikleri eserler bu kapsamda değerlendirilmektedir.
''asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların... dili, sesi''