1. empatik bireyler için panzehir olsa da, yapabilmeleri imkansıza yakın bir ihtimalde gerçekleşeceği için ne yazık ki ne kurtuluştur ne de çözümdür. zaman zaman duyarsızlığın kıyılarına gelip elini, ayağını o duyarsızlık denizine sokamadan tam ters istikamete doğru koşanlar, bir önceki cümlede ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. empatiklik başlığını açıp yazayım istiyordum ama duyarsızlaşmak karşı köşeden el etti bana, buraya yazayım dedim.

    çoğunluk adına en korkulan içsel düşmanlardan biri olarak görülüyor bu duyarsızlaşma mevhumu. karşı pencereden bakınca ise, hayat boyu yanımda olmasını isteyeceğim kadim bir dost görüyorum ben. her adımda kendinden başkasını düşünmeye programlanmış gibi duran beynini ve kalbini karanlıkla perdeleyen, yanında olup seninle sadece "hiçbir şey" hakkında konuşmak isteyen, acıma, vicdanlı olma ve iyi niyetli davranma gibi kalıpları paramparça etmek için yanıp tutuşan bir dostu olmayanlar için büyük nimet aslında. gel gör ki, gerçek hayatta işler bu kadar kolay değil. duygular bu kadar hızlı bir şekilde taraf değiştirimiyor veya ortadan kaybolmuyor. doğduğundan beri empatik olan birisinin bir anda duyarsızlaşmaya çalışması, iki kolu ve iki bacağı doğuştan olmayan birinin kollarını ve bacaklarını bir anda hissetmesiyle eşdeğer benim gözümde. zehri bu kadar uzun süre içine çekince insan, panzehir ona hemen etki etmiyor; bünyesi panzehiri kabul etmiyor kısa vadede ve zehrin etkisi artıyor git gide.

    duyarsız insanlara hep kızdım ama hayatta kalmanın en iyi yollarından biri duyarsız olmakmış. öğrenmenin yaşı yok.
    #53029 lake of the hell | 8 yıl önce
    0davranış 
  2. yalnız sevdiklerimizin ölümüne gerçekten üzülürüz. bu sayede hayatımızı çıldırmadan sürdürebiliriz.

    - s:97
    #53036 son kurtadam | 8 yıl önce (  8 yıl önce)
    0davranış 
  3. duyarsızız çoğumuz. duyarsız olmayıp da ne yapıcaz. öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki hep kan akıyor, can çıkıyor. bin yıllar boyu batıdan doğu'ya, doğu'dan batıya giden fatihlerin yakıp yıkarak geçtiği, tarümar ettiği bir coğrafya. iskenderin ordularından tut, perslere, cengiz han'dan timurlenk'e, bir at, bir kılıcı olan üstünden geçmiş anadolunun. yakıp yıkarak, asıp keserek. polemik olmasın diye yakın tarihe girmiyorum.
    biz bütün bu katliamlardan arta kalan, hayatta kalmayı başarmış insanların torunlarıyız. kendimizi türk diye tanımlıyoruz ama gen havuzumuzda bu coğrafyadan geçen her türlü insanın izleri var. tam bir çorba, dünyanın en karmaşık gen havuzu anadoluda.
    binyıllarca yaşanan acılarla başetmenin yolu belki de hemen unutmak hatta görmezden gelmek. hepten nasırlaşmak. başka türlü, bunları üstüste ekleyerek yaşamanın imkanı yok çünkü. travmayı bastırmak, unutmuş gibi yapmak ve hayatta kalmak. aynı nedenle çok vahşiyiz, çok öfkeliyiz. acıyı bastırdığımız için, görmezden geldiğimiz için, yüzleşmekten korktuğumuz, yüzleştiğimizde iç dinamiklerin bozulacağı, hayata tutunma başarısını gösteremeyeceğimiz için. gördüğümüzü hemen unutmak, unutmuş gibi yapmak, acılar yaşanmamış gibi devam etmek.
    devam edebilenlerin torunlarıyız. dayanamayanları yolda bıraktık. hayatta kalanların ortak özelliği acıya duyarsızlık, nasırlaşmak.
    #53465 laedri | 8 yıl önce
    0davranış 
  4. Bir toplumun başına gelebilecek en berbat bulaşıcı hastalık. İçten içe çürütür herkesi. Bizim mahallemizde olmaz, bizim içimizden çıkmaz dediğiniz ne varsa bir gün öyle bir gerçek olur ki çocukluğunuzun mustafa amcasına selam verdirmez size. Duyarsızlaşamayan, hala ters giden bir şeylere , ahlaksızlıklara göz yumamayan insanlar için korkunç bir rüya olur her şey. Herkesin olup bitenlere nasıl ses çıkarmadığını görürsünüz ; aklınız gider.
    Duyarsızlaşmayalım, bazen aklımızı kaçırsak bile.
    #53490 ogretmenmiyim | 8 yıl önce
    0davranış 
  5. bazı noktalarda hayatınızı kurtaran, hiçbir zaman tamamen yok edemeyeceğiniz içinizdeki hümanik piç olan ınızı dinlememeyi seçtiğiniz anlarda yaptıklarınızın genel adıdır.

    umumi alanlardaki kavgalara karışmamanızı, komşu kavgalarında kat kapısının deliğinden bakarak dinlemenizi, yol verme tartışmalarında sadece korna çalmanızı, her gün gördüğünüz dilenciye para vermemenizi sağlayan şey duyarsızlığınızdır. 2017'de başlığı açarken yazdıklarıma da göz gezdirdim. aynı şeylerden bahsetmişim aslında. vicdanınızı törpülediğiniz anda duyarsızlaşma başlar. ben kendi hayatımdan örnekler vereyim, ne ölçüde duyarsız olduğumu görmüş olayım.

    - alt kat komşusunun en az 5 yıldır bozuk olan ve büyük ihtimalle soğutma motoru kaynaklı çok küçük bir arızası olan klimasının mahalleyi inleten, oturduğunuz yeri bir anda sanayi sitesine çeviren korkunç sesine karşı duyarsızlaştım. 1 kere söylediğimi hatırlıyorum yıllar önce. sonrasında her klima açıldığında kulaklık takmaya ya da şarkı falan açmaya başladım çünkü bene na?

    - kat kapısı ve apartman kapısının çarpılarak kapatılmasına sanırım doğduğumdan beri sinir oluyorum. saat fark etmeksizin bunun yapılması ise benim gözümde davarlıktan başka bi' şey değil. sert kapatmadan kapanmayan bi' kapın mı var kardeşim? 30 liraya gres ağı var şu enflasyonist ortamda bile. alıp sürersin kapının diline, yavaşça kapatarak mağarandan çıkmış, medeniyete adım atmış olursun. artık siklemiyorum kim kapısını çarpıyor, kim çam çerçeve indirmeye meylediyor, kim insan olamamış.

    - bazı noktalarda en yakın arkadaşınız bile olsa karşınızdakinin anlattıklarını dinlermiş gibi yapıp dinlememeniz, o anki akıl sağlığınızı korumak için tek seçeneğiniz olabiliyor. berbat bir gün geçiren tek kişi karşınızdaki olmayabilir ama o bunu bilmiyor da olabilir. duyarsızlaşın, ki akıl sağlığınızı koruyabilin.

    - ülkedeki futbolu sadece istanbul içine sıkıştırmış aklıevvellere karşı tamamen olmasa bile, eskisine göre duyarsız olmaya başladım. "ülkede tek lig olsa bütün istanbul takımları içine sığabilir"'i destekleyenler 1959 öncesi şampiyonlukları falan hesaplamaya çalışıyor. k. bizans olmak böyle bir şey işte. bazen artık sessiz kalarak "yav he he" diyorum.

    - insan kendi dertlerine karşı duyarsızlaşır mı? arada yapmak lazım bunu yoksa aklınız başka yerde, vücudunuz başka yerde hayat sürdüremiyorsunuz. geçen gün kaldırımın ortasındaki tabelaya kafa attım ben bu yüzden mesela. kafamda sırasıyla o günkü, o haftaki, o ayki ve o yılki sorunları listeliyor ve önüme bakıyordum. ama aslında havaya doğru bakmam lazımmış çünkü kaş hizamda olan bir yaya geçidi tabelası tam da kaldırımın ortasında beni bekliyormuş. kendi sorunlarınıza karşı da, başkalarınınkine yaptığınız gibi yer yer duyarsızlaşın; ki hayatta kalabilin. yoksa tabelaya kafa atarsınız, aman diyeyim.
    #289495 lake of the hell | 1 yıl önce
    0davranış