İnsan bir bebeğin bir aynadaki yansımasını ilk gördüğü ana tanık olmayagörsün bir başka oluyor ayna. Sihirli bir dünya. Ben gibi dokunamadığım bir ben saklıyor içinde.
tanrıların, olağandışı varlıkların yaşaďığı ya da ölenlerin ruhlarının gittiği diyarlara açılan kapıdır. Aynaya baktıklarında yaşam özlerini, bedene ışık veren ruhu gördüklerine inanan eskiler, aynanın kırılmasını kötüye yormuşlardır. Onlara göre Ayna kırıldığında ruh, bedenden kopar ve kişi çok geçmeden ölüverir. Örneğin isviçre'de aynaya kırılmadan önce son bakan kişinin ilk öleceği söylenir.
hakkındaki en yaygın batıl inanç, ayna kıranın yedi yıl kötü şans ile baş etmek zorunda olmasıdır. Bir batıl inanç da der ki 'ayna ufak parçalarla kırıldıysa çok şanssızlık yaşanmaz ama büyük parçalar halinde kırıldıysa çok dikkat etmelisin'.
Yahudiler yas evinde aynaları kapatırmış. Okuduğum bir kaynak evde ölen biri olduğu için ruhlar dünyasının kapısının aralandığını ve aynalardan kötü ruhların gelme ihtimaline inanıldığı için aynaların üstünün örtüldüğünü yazmıştı. (Ama bir diğer kaynak da şiva isimli ilk yedi günlük yasın kuralları gereğince yas tutanların dünyevi işlerden uzak durması gerektiğini, aynaya bakmaktan da bu kural dolayısıyla uzak durulduğunu yazmış.)
en mutsuz anlarımda suratıma kocaman bir gülümseme takınıp baktığımda beni iyileştirdiğine ve gerçekten mutluluk verdiğine inandığım eşya. oysa aynaya bakıp kendimi izlemekten zerre keyif almam, saçımı taramak dışında kendisiyle bir ilişkim mevcut değildir ama kendimle her göz göze geldiğimde gülümseme zorunluluğu gibi bir kural koyduğum günden bu yana beni hiç üzmedi, sağ olsun. başlangıçta sahte dahi olsa o gülümseme bir yerden sonra gerçeğe dönüşüyor, vücudun da zihnin de mutlu ve huzurlu hissetmesine yardımcı oluyor. deneyiniz, iyi geliyor...
durgun bir su yüzeyidir efsanelerde* anlatılan ilk ayna. tarih boyunca cilalanmış obsidyen taşları, perdahlanmış metal yüzeyler ayna işlevi görmüştür. bugün bildiğimiz ayna teknolojisi venedik'te bulunan murano adasının sırrıdır. cam levhaların bir yüzünü varak haline getirilmiş gümüş levhalarla kaplayarak ayna yapmayı icat etmişler. görüntüyü rengini formunu bozmadan yansıtan ilk aynalar bunlar. ayna teknolojisi uzun zaman murano adasında sır olarak kalmış. birkaç yüzyıl boyunca ayna zor elde edilen, pahalı bir prestij objesi olmuş. sonra versailles'in aynalı salonu var. en sansasyonel teknoloji casusluklarından biri. xıv. louis döneminde venedikten bir kaç usta kandırılıp fransa'ya getiriliyor ve monopol kırılıyor. aynalı salon olarak anılan geniş koridorun bir yüzü aynalarla kaplanıyor.
mekan tasarımında önemli bir yeri olan unsur. duvarların taşıyıcı bu nedenle pencerelerin küçük olduğu mekanlarda pencere karşısına yerleştirilen büyük aynalar dışarıdan gelen ışığı ikinci bir pencere gibi mekana yayar ve iç mekanı aydınlatır. keza elektrik öncesinde ışık kaynaklarının arka planına yerleştirilen aynalar bu ışığı çoğaltarak aydınlatma fonksiyonuna katkıda bulunur. eğlence yerlerinde ve sosyal mekanlarda ayna kaplanmış duvarlar mekanı büyütür, karşısındaki alanı yansıtarak mekanı ikiye katlar alan derinliği ve genişlik algısı sağlar. ışığı, rengi, hareketi çoklayarak görsel bir ritm algısı yaratır. ama abartıya da kaçmamak lazım. bazı mağazaların ayna kaplanmış duvarları öyle yanıltıcı oluyor ki kendimle burun buruna gelmeden aynayı algılayamıyorum.