sanırım asla yapmayacağımdır. ben kedileri pek sevmem zaten. halamlarda kaldığım birkaç günde (2 tane kedileri var) kendilerine azıcık da olsa sempati duymaya başladım ama halam evi her gün süpürmesine rağmen her yerde tüy vardı. (abartıyor olabilirim) gece üstüme bir şey zıplarsa korkarım hem. hem de narin yaratıklar bence, yani her hayvan öyle. elime aldığımda nefes alıp verdiğini hissetmem bile onu incitmekten korkmama yetiyor. bir de uyurken hayvana tekmeyi sallarsam vicdan azabından yaşayamam.
kediyle uyumak konusunda bir arzunuz yoksa bile kedi sizinle uyumak istiyorsa kolay kolay savuşturulabilecek bir durum değildir. bütün gece tırmalan bir kapının ve kedinin azarlayıcı miyavlamalarının eşliğinde uyursunuz. kırk katır mı kırk satır mı dediklerinden.
Yüzünüzün sırılsıklam olmasina sebebiyet verebilecek bir eylem. Benim kedilerin manyakligi olsa gerek, yuzumu yalamadan uyumuyorlar. Ha bi' de keskin penceleriyle size "masaj" yapma durumlari var. O da can sıkıcı olabiliyor bazen.
dünyanın en iyi avcısının sana güvenmesinin derin sırlarını düşündüren büyük hazdır. doğanın en vahşi avcısının yanında kendini güvende hissetmesinin içine dolan bilgeliğidir.
kedinin gıcıklık ya da şirinlik yapmadığı ve gerçekten mışıl mışıl uyuduğu zamanlarda, en güzel yanının uykunuzun dinlendiricilik katsayısını artırması olduğunu düşündüğüm eylem. mırlayan bir kediyle uyuduğunuz yarım saat, onsuz uyunulan bir ya da daha fazla saate eşit gibi duruyor buradan bakınca.
Gece boyunca ortalama saatte bir uyandırılmayla sonuçlanan eylem.
Dün geceki kısmetimde elimin ve yüzümün yalanması varmış. Hazır dil dışarıdayken yüzümün yastığa değen yerini de verdim onu da temizledi sıpa.
Genelde "sevsene bi azıcık" diye gelip karanlıkta bile olsa ihtiyaç duyduğu kaşıma biçimini de tarif ediyor:
- Bak şurası... Heh! orası evet. Şöyle şöyle kaşısana bi (patiyle parmak açıp kapatma, dairesel hareketler) ... Heh.. Şunu da kullan (patisiyle öbür elime dokunuş, boş durmasın tabi) Grrrrrr....
korku dolu anlara sebep olabilen iş, oluş, hareket.
yarı kedi yarı köpek, garip bir hayvanım var. bu hayvanımın maalesef solunum yolları biraz sıkıntılı. akıntısı, hapşırması bitmez.
eşim de gece geç saate kadar çalışır genelde, ben uyurken gelir yatar yanıma. bir gece gene gelip yatmış; ama nasıl horluyor, horlamaya uyandım. hayır normalde de hiç horlamaz yani, nereden çıktı ki bu, hasta falan mı diyerek gözlerimi açtım, adam yok yanımda, boşluğa bakarken buldum kendimi. birkaç saniyede kendime geldim, adam yok; ama horlama aynen devam! korkuyla zıplayıp doğruldum ki benim sümüklü oğlanım, yatmış yanımdaki yastığa, günde üç paket sigara içen bir emmi desibelinde horlaya horlaya, salyayı sümüğü akıta akıta uyuyor. allah canını almasın manyak kedi deyip dönüp götümü yatamadım da, o korkuyla ayılmışım. elimde kahve, sırtımda battaniye dolandım sabaha kadar.
insanın isteğinden bağımsız eylem. kedi yavru değilse, öyle "kulağından tutup yatağın içine soktum, birlikte uyuduk" diye bi' şey olmuyor. zaten yetişkinse ya o sizinle birlikte yatmayı istiyor ya da istemiyor. gene size bağlı değil yani.
evde doğum yapan bir kedinin yavruları illa ki sizinle birlikte yatmaya alışkın oluyor. hem kendi tecrübelerimden hem de çevremdeki insanların evlerinde doğum yapmış kedilerden bunu gözlemledim. yetişkin bir kediyi sahiplendiğinizde, sizinle birlikte uyuması da mümkün ama geçmiş travmalarının etkisi olabilir gibi geliyor bana. evdeki, yavruyken de sıcak yer ya da nabız araya araya koynunuza girip uyukluyordu. yetişkin olduğunda da bu alışkanlığını devam ettirmesi mümkün. kimisi de doğuştan mendebur olduğu için yatak odasına en uzak yere konuşlanıp evsiz gibi büzülüp uyuyor. bu noktada başlık bile doğru gelmiyor bana. "kedinin insanla uyuması" daha doğru gibi. insan burada etken değil, tamamen edilgen.
kapalı alan korkusu, kapalı kapı korkusu, yalnızlık korkusu gibi saçma sapan özellikler geliştirmiş kedilerin bulunduğu evlerde, yatağın üzerindeki 15 kedinin insanlarla birlikte uyuma çabası da bence üzücü. "bu hayvanlar bu özellikleri nasıl, neden ve hangi koşullar altında geliştirdi?" diye kendime sorup durduğum aylar olmuştu. siz sormayın, evdeki kedinin ne isterse yapabilecek özgürlüğü olduğunu unutmayın, yeter.
kış aylarında harika, yaz aylarında işkence gibi olabilen eylem. hele ki kediniz uzun tüylü bir türse.
sherlock onu bildim bileli benimle uyur. gelip göğsüme yatmasa da her zaman aynı yatakta yatarız onla. bazen de yan yatağa geçer, zorlamam yani illa yanımda yatsın diye.... zevklidir. mırıl mırıl uyunur.
evin sıcaklığı 17 derece altına düşene kadar benimle uyuma alışkanlığı yoktu. Kış geldi, kombinin açılmadığı o ilk günlerde sokulmaya başladı.
Eşek sıpası, artık alıştı. Yatıyorum. 30 - 40 saniye sonra "mrrrrrk" sesi geliyor. laps diye yastığa atlayıp yorganı açtırıyor. kolumu yastık yapıyor. bazen patilerini koluma koyuyor, bazen o da yan yatıp sırtını göğsüme yaslıyor. Bu mikro kaşık durumu beni benden alıyor. çünkü işaret parmağımı kalbinin üzerine götürüp nabzını hissedebiliyorum. Uyuyana kadar mırıldıyor, sonra mırıltı susuyor. Minik burnun nefes alışı, elimin altında pamuktan göbüş, parmağımın ucunda nabız. Ah be evlat. vicdansız evlat. evladın kedi hali.
ilk başlarda uyuyamıyordum. Anın güzelliğini yaşama isteği, uyursam ezerim korkusu iç içe karışık. Uyanırsa kaçar gider korkusu.
Artık ikimiz de alıştık. keduşun uykuya dalması üç - dört dakika kadar. Sabah alarmı çalana kadar uyuyoruz. Soldan sağa dönmem problem oluyordu, ona da alıştık. Kolum yorulunca uyanıyorum, o da uyanıp yastığın üstüne çıkıyor. Dönüyorum. Yorganın üzerinden pıtı pıtı yürüyüp (kızımın bir kere bile kafama basıp geçmişliği yok) diğer tarafa geçiyor. Yine "mırrrkk" sesi, yerleşme ve tekrar uykuya dalış. Bazen uykusu ağır oluyor, yastığa değil de yorganın içine çekiliyor. sarılıp kediyle birlikte dönüyorum diğer tarafa.
Sabah telefonun alarmına birlikte uyanıyoruz. Son iki haftadır dikkatimi çekiyor, alarm çalınca onun patisi de alarm susturmak için telefona uzanıyor.
Bazı nedenlerden dolayı bir süredir hafta içi kendi evimde kalamıyorum. 2-3 günde bir uğrayıp, gece kızımla uyuyup hasret gideriyorum. Ne özlüyorum o minik, masum suratı . ah be evladım. pamuk şekerim benim.
daha önce lake'in de belirttiği gibi kedinin iradesine bağlı bir hadisedir gerçekleşmesi... nitekim kedi dediğimiz canlı dünyanın en ehlikeyf varlığı...
benimkiyle olan şey sürekli değişse de çoğu zaman şöyle cereyan ediyor. gün boyu döne döne uyuyan salem efendi, gece yatak odasına çekilince, hemen arkamdan gelip yatağa zıplıyor. tabi bu bazen olmuyor. yani bir standartı da yok esasen. o gece salonda uyumak istemiş olabilir. ya da banyo kapısında. ya da başka bir yerde. gerçi gece uyumak ve salem? neyse. mevzuya döneyim. arkamdan yatağa atlayınca iki ihtimal var. birinci ihtimal gurlayası ve kendini kaşıtası gelmiştir. eğer öyle ise kola kramp girecek bir noktaya kendini devirip kaşıtır. tabi ben zorla daha uygun bir pozisyona alırım onu. bazen otuz saniye sürer bu hadise, bazen yarım saat. işte o uzun sürdüğü anlarda ben onu kaşırken uyurum ve o gider, ya da ben kaşırken o uyur. uyuduğunu nasıl anlıyoruz? elbette horlamasından. horlar mı lan kedi? herkesinki mi böyle. bilmiyorum. ama bu göt horluyor bir de. fakat yataktaki tek olayı bu değil elbet. asıl olayı sabaha kadar ayak ucunda nöbet tutup yorgandan çıkan ayak parmaklarını ısırmak ve tırmalamak. çıkmıyorlar ise bir delik bulup o delikten içeri patisini sokmak (tırnaklar açık halde) ya da komple kendini sokmak. en son uyku tulumuna girip öyle yatacam gecenin bir vakti ayakları kemirmesin diye...
yani bazen görüyorum, öyle mıç mıç kedileri. gece gelip sahibinin orasına burasına yatanları. ya da otururken. yok, bu kesinlikle onlardan değil. canı istediğinde gelip yapışan, istediğini alınca siktir olup giden adamlardan farkı yok. zorla alıp seviyorum çoğu zaman.
ha bir de sabaha karşı da kaşınacağı geliyor. burnu ile suratımı dürtüp uyandırıyor.
özetle, kedisi olmayanlar kedi sahibi olunca yatakta sokulup uyuyacak bir kediye de sahip olabilirler elbet ama benimkine denk gelmeleri de mümkün. kendi orgazm olduktan sonra götünü dönüp yatıp uyuyan insan gibi bişi. her şey gurlaması geçene kadar.
Dünyanın en güzel eylemlerinden birisidir. Bundan yaklaşık 3 ay önce miyavru üzerinden yavru kedi sahiplendiğimi (bkz: miyavru.com/#281173) söylemiştim. Şimdi o yavru oldu kocaman bir delikanlı ve her geçen gün büyüyor. Alıştığından mıdır yoksa hava soğuk ondan mı bilmiyorum ama her gece ayakucuma kıvrılır uyur. Bazı zamanlar farkında olmayıp hareketlerinden korksam da sonrasında minnak kuyruğunu görüp rahatlıyorum. Resmen aynı yastığa baş koyan iki yol arkadaşı gibi olduk. Her insanın tatması gereken bir his olduğuna inanıyorum.
kedi artık gökteki beyaz bulutların arasında uyuyor. kanatlanıp gideli neredeyse 14 ay olmuş. ben kediyle uyumadım ama o hayatımın 17 yılında benimle uyudu. hayatımıza girdiğinde bir yaşını doldurmak üzereydi. eve alışana kadar bir kaç gece sabaha kadar dolandı, herkesi yokladı üçüncü gece miydi, dört müydü, geldi ayak ucuma kıvrıldı. bir daha da gitmedi. yaşlandıkça yapışkanlaştı yalnız. en son patileriyle kolumu sıkı sıkı tutup kafasını gırtlağıma gömerek uyuyordu. sabah uyandığımda gözümün içinden çapak değil kedi tüyü temizliyordum. bir yandan bir yana dönerken işittiğim azar da cabası. bunalıp şikayet ettiğim çok oldu. öte yandan hala eksikliğini hissediyorum. ne seninle ne sensiz şeklinde bir ilişkimiz vardı.
yıllardır kedim olmadığı için yapamadığım eylem. ancak inanın hiç de özlemini duyuyor değilim.
larden bahsetmiş biraz kendi kedisinden. benimki ondan beterdi. ruh hastası, gece olunca bir takım triplere girerdi. bütün gün eşek gibi çalışmışım, geberiyorum yorgunluktan, bırak kediyi brad pitt gelse, yavrum sabaha bakarız ayarındayım. adı tedi olan bu tip, her kedi beslerin sıkça gördüğü şu mal hareketleri yapmaya başlardı; i.ytimg.com/...
karanlıkta bu tavırla bir oraya bir buraya gider, parkenin üzerinde tırnaklarıyla normalde çekilmeyecek sesler çıkartırdı. ama ben bu sesleri bile çok az duyar, bitkinlikten sızardım. sabahın köründe çalacak saat aklımda, yorgun, biraz mutsuz bir uykuya dalardım. belki bu gece bana değil abime sarardı, kim bilir? belki yorgundu ve beni bırakır o da uyurdu. ama bu psikopat abimi de es geçmezmiş, ikimizle de ayrı ayrı ilgilenirmiş. biz işteyken eminim ki; bu gece ikisinin de canına okuyacağım planlarıyla bütün gün uyuyordu.
en berbatı ise yatağın yakınında bulunan dolabın üzerinden bungee jumping tarzıyla üzerime atlamasıydı ki, bu sebeple yatağın yerini değiştirmiştim, ama bir şey fark etmedi. atlayacak yeni yerler buluyordu. ya da bulmak için çabalarken ne var ne yok döküyor, saçıyordu. her gece bıçaklanmış gibi bir acıyla uyanıyor, ağzıma gelen her küfrü saydırıyor, zar zor uykuya tekrar dalıyordum. tam derin dalmış uyurken bu sefer de abimin küfür ve acı sesleriyle uyanıyor, adam gibi kesintisiz birkaç saat uyuyamıyordum.
ayak ve el parçalamaya çalışması dışında, kafamı ısırmaya çalışıyordu ki bu da gerçekten sabır testiydi.
bir ara ciddi ciddi işkence sebebiyle gönderilmiş bir tip olduğunu düşünmeye başladık. hayır itoğlu it pek de tatlı, ayrılamıyorduk da. berbat bir ilişkiydi.
aynı dönem yeni bebeği olmuş bir iş arkadaşımdan daha az uyuyordum, kadın benden daha dinçti. her gece 4 defa bebişini emziriyor, taş gibi uyuyup geliyordu. bense 5 çocuk gücünde bir manyakla boğuşuyordum. ciddi ruh hastası bir kedi yüzünden erken ebeveynlik travması yaşıyordum.
dönüp baktığımda hayatımdaki en saçma tecrübelerden biridir. bir kliniğe yatırılmışım da üzerimde aylar süren test yapmışlar gibi.
eminim ve okuyorum ki, kedileriyle tatlış uykular çeken, güzel ilişkiler kurmuş insanlar var aramızda. allah kedinin de hayırlısını nasip etsin sevgili dostlar.