aileyle birlikte yaşanılan ev. kişinin aile evinden ayrılana ya da evlenip kendi ailesini kurana kadar ailesiyle birlikte yaşadığı ev. deyiş daha çok aileyle yaşanan ayrılıktan sonra yaşanılan iki ayrı evi birbirinden ayırmak için kullanılır.
1997 yılında (süper baba dizisi bittiği yıl) yayımlanmaya başlamış, 2012 yılında sona ermiş atv'de izlediğimiz aile dizisi. dizi, orhan kemal 'in "küçük adamın romanı" adını taşıyan üçlemesinin (baba evi-avare yıllar-cemile) ilk kitabından ekrana uyarlanmış, önemli oyuncularıyla dikkat çeken bir diziydi. dizinin yönetmenliğini yusuf kurçenli yapmıştır, dizinin jenerik müziği ise cengiz onural tarafından hazırlanmış, aşkın nur yengi tarafından seslendirilmiştir. baba rolünde halil ergün (mahmut), anne rolünde deniz gökçer (nurten), çocuklar - ali düşenkalkar (metin), ayşegül ünsal (safiye), ümit çırak (çetin), sevinç erbulak (bilge). (bilge rolünü sevinç erbulak'tan önce bir süre mine çayıroğlu üstlenmiştir.)
baba evi, hem kitap uyarlaması olması hem de iyi oyunculara sahip olması nedeniyledir güzel başlayan, bir süre güzel devam eden, aile içi sorunlara değinen bu yüzden de çoğu ailenin dizide kendisinden bir şeyler bulabileceği bir diziydi ama dizi tadında bırakılmadı ve senaryo uzatılmaya çalışıldığı için olsa gerek-dizinin senaryosu, dizinin öncesiyle uyumsuz-dağınık gelişmelerle inandırıcılığını yitirmiş, sıkıcılaşmış ve dizi, izlenmeyecek bir hale gelmişti. baba evi dizisinden daha önce süper baba dizisinde çocuk yaşta olan sevinç erbulak'ın oynadığı dizilerle yaş uyumunun birlikteliğinden olabilir tıpkı süper baba dizisinde olduğu gibi baba evi dizisinde de oynadığı rolle uyumu çok iyidir. süper baba'da lise yaşlarına gelen sevinç erbulak, baba evi'nde ergenlik dönemi sorunları yaşayan, aşık olan, ailesiyle çatışan, inatçı, isyankar bir genç kızı oynamıştır. yine, abla rolünde ayşegül ünsal da geleneklerle çatışan bilge karakterinin aksine oynadığı uyumlu aile kızı rolünde en az sevinç erbulak kadar başarılıydı. halil ergün'ün olgun-yarı çağdaş-yarı feodal baba rolü, deniz gökçer'in sevgi dolu eş-anne rolü de, izleyicilere ekranda uzun bir süre aile sıcaklığı yaşatmıştı.
aşkın nur yengi'nin 1999 yılında yayımlanan "aşk kazası" albümünde yer alan sözü ve müziği cengiz onural'a ait bir şarkıdır. şarkı, 1997 yılında yayımlanmaya başlamış "baba evi" dizisinde jenerik müziği olarak kullanılmıştı,
parlak bir inciydim önce derinlerde saklanırdım
baba evi kabuğumdu hayat çok uzak sanırdım
düşlerimle yandım sonra sevdalarımla kavruldum
düşlerimin peşi sıra kendimi yollara vurdum
kanat takıp uçurur da bu düşler uyandırır en tatlı yerinde
gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden
yatak döşek yatırır da bu sevda uyandırır en tatlı yerinde
gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden
Benim icin huzur, guven, rahatlik, konfor, dertleri tasalari geride birakmak, siginmak, korunmak gibi anlamlari var.
Ilk 17 yasimdaydim ayrildim baba evinden, tabi o zamanlar genclik de var. ozgurlugu elime almis olmanin verdigi mutlulukla ilk 2-3 sene anlamamistim. Kurtuldum artik, ozgurum artik, ihtiyacim kalmadi artik diye dusunuyordum (genclik iste ne salakmisim) o zamanlar babamla yasadigimiz catismalari falan hatirliyorum da ohhh ne iyi ettim de kurtuldum diyordum.
Ama diyorum ya bunu anlamam 2-3 senemi aldi. Aylarca baba evine gitmeden yasadiktan sonra belirli bir sureligine geri gidince insan bi garip oluyordu ilk basta. Yine gencligin verdigi tecrubesizlikle begenmiyorsun burun kiviriyorsun falan. Bir an once bitse de kendi yasantima geri donsem diyorsun.
Fakat yillar sonra fark ettim ki en guvenilir liman orasiymis benim icin. Kucuk balikci barinagi gibi. Disarida firtinalarda geziniyorsun, bogusuyorsun sonra dinlenmeye buraya geliyorsun.
Ilk ciktigimin uzerinden 20 kusur yil gecti (boyle yaziyim da yasim ortaya ciksin) simdi dusunuyorum o kadar cok sey atlatmisim ki hayata dair hepsinde buraya gelip burda huzur aramisim. Rahatlamak, korunmak ihtiyaci duydugumda sadece ve sadece buraya gelmisim.
Cogu bayram oldugu gibi bu bayram da baba evindeyim. Her geldigimde gecmiste dusunduklerim aklima gelip utaniyorum. Burayi begenmedigim, buraya burun kivirdigim zamanlar geliyor aklima ve simdi o zaman ki dusuncelerime ve tecrubesizligime sadece guluyorum.
Bugun birsey farkettim, benim ufaklikta buradan garip bir elektrik aliyor, tabi burada babaanne ve dedenin torunlari icin kurallari yikip her istedigini yapmasi cok buyuk etken ama yine de ne biliyim sanki o da burda cok daha fazla huzurluymus gibi
Umarim ileride simdi benim bu eve olan hislerimi benim sipalarda bizim ev icin hissederler, ya da umarim biz hissettirebiliriz. Eger bu hissiyat olusmazsa cok uzulurum, cunku benim hissettigim bu huzur, mutluluk, guven, korunma... gibi dusuncelerinden cocuklarim mahrum kalirsa eksik kalirlar gibime geliyor.
Eskiden buraya gelirken icinde yasadigim begenmeme duygusu zamanla dunya yikilsa bu ev yikilmaz, burada asla ac kalmayiz, buraya hic bir kotuluk islemez duygularini benim ufakliklar yasamaya basladiginda sanirim tam bir baba olacagim ve ev o zaman bi baba evi olacak