charlize theron'u bir anlamda john wick rolüyle izleyeceğimiz aksiyon filmi. Neden john wick diyorun; çünkü yönetmen john wick'in yönetmeni david leitch ve düşen ilk fragman tam da o ayarda, Tek planda çekilmiş kavga sahnesi heyecan verici. Kadroda theron dışında james mcavoy, john goodman ve toby jones gibi ağır abiler var. Senenin en güzel işlerinden birisi olacak muhtemelen. Fragman
doğu ve batı blokları arasında yay iyice gerilmiştir ve özellikle doğu berlin'de sular ısınmaktadır. hem siyaset hem de sokaklar tehlikeli bir hal almıştır; ancak filmde anlatılan esas hikaye bu değil.*
filmin senaryosu hem soğuk savaşın son demlerinde yaşanan ajan krizlerini, hem istihbarat örgütlerinin kendi içerisindeki çatışmaları hem de çift taraflı ajanların yarattığı problemlerin ekseninde geçerken bir yandan da tüm bu olayların dışında durması gerekirken tehlikenin ortasına düşen sıradan insanları ele alarak aslında üst üste binmiş bir mozaik sunmakta bize. filmdeki her detayın birbirini tetiklediği, "hiç kimseye güvenme" mottosunun sonuna kadar işlendiği bir yapı ile karşı karşıyayız.
james mcavoy, uzun zamandır takip ettiğim ve oyunculuk yeteneğine hayran olduğum bir aktör olmasına rağmen bu filmdeki rolü ve tavırları ile filth filminde canlandırdığı bruce karakterinin daha sade bir kopyasını oynamış havasında geldi bana. karakterler arasında belirli bir yakınlık bulunması bu etkiyi arttırıyor. eğer filth filmini izlediyseniz, james mcavoy'un karakteri "tanıdık biri" havasına girmekte. zaten filmdeki yan karakterlerden birisi olan ve eddie marsan tarafından canlandırılan spyglass'ın hali ve tavırları ile james mcavoy'un canlandırdığı karakter david pervical yan yana geldiğinde filth'in etkisi fazlasıyla kendisini belli etmekte.
öte yandan cia'in ingiltere'deki temsilcisi olarak karşımıza çıkan john goodman ve mi6 superior'u olarak karşımıza çıkan toby jones genel olarak sorgulama sahnesinde görünseler de kendilerinden beklenen ustalığı net bir şekilde göstermekteler.
filmin içinde benim için en göze çarpan yan karakter bill skarsgård'ın canlandırdığı merkel karakteri oldu. istihbarat örgütü için her türlü planın altyapısını hazırlayan ve evrakları temin eden adam olarak karşımıza çıkan bill skarsgård, özellikle mimikleriyle gösterdiği minik tepkiler beni gülümsetti.
yukarı adı geçmeyenlerden, fransa istihbaratından delphine lasalle'i canlandıran sofia boutella ise öne çıkan yan karakterlerden birisi. sofia boutella bu filmde, mummy'de yer alan orta halli oyunculuğunun üzerine çıkmış vaziyette. açıkçası ben daha çok beğendim bu filmdeki hallerini(!)
ve charlize theron... film boyunca kadının bakışları yüzünden öleceğimi hissettim. o nasıl gözler, nasıl bakışlardır öyle insanı delip geçiyor resmen bir çok sahnede. kendisi cate blanchet'den sonra bu hayatta hayranlık duyduğum ikinci aktristir ve kendisi atomic blonde olarak döktürmüş. lorraine broughton rolüyle karışımıza çıkan charlize theron hem dialoglarda hem de aksiyon sahnelerinde güçlü bir performans sergilemiş. diğer karakterler olmasa bile bu filmi tek başına sürükleyebilecek bir oyunculuk göstermesinin yanı sıra film içinde zat-ı muhteremin endamını bol bol görüyor olmamız hem de sofia boutella ile gerçekleştirdikleri, sonrasında istemsizce sigara yaktıran, ikili sahnesinin varlığı filmi izlemek için ayrı bir sebep zaten*.
filmin uzunluğu iki saat civarında olsa da sıkılmadan izletmeyi başarıyor kendisini. kurgu sağlam, dönemin berlin'i güzel bir şekilde yansıtılmış. özellikle james mcavoy'un doğu almanyada blue-jean bulmak konusundaki ufak anektodu bile dönemin imkanlarını hatırlatmak bakımından güzeldi. ayrıca bir kaç sahnede hustler dergisini görmek güzel bir detaydı.
renk paletini oluşturan neon tonlamalar "atomic blonde / the coldest city" temasını net bir şekilde yansıtmakta. 80'lerin underground havasını aktarmaya çalışırken gösterdiği mekanlar ve tercih edilen renk paletleri, izlerken kendinizi daha iyi adapte etmenizi sağlıyor.
filmin müzikleri ise başlı başına şaheser kıvamında. soundtrack listesinde david bowie'den queen'e, the clash'ten marliyn manson'a kadar çeşitli ve tanıdık isimler yer almakta. filmi izlemeseniz bile müziklerine göz atmanızı tavsiye ederim.
sonuç olarak: john wick ile filmlerine ve tarzına aşina olduğumuz david leitch, charlize theron'un yakıcı bakışlarını kamera önüne koyarak iki saatlik izlemesi zevkli bir aksiyon filmi sunmakta bize.