sade ve kullanıcı dostu arayüzünün eksikliğini halen hissettiğim player. hafifliği, kişiselleştirilebilme ve yazılım desteği ile çok daha kaliteli hale kavuşabilen ses yeteneklerinin yerine hala bir başkasını koyamadım. özellikle kütüphane yönetimine alışınca yerine yenisini koymak çok daha zor oluyor. şu anda bilgisayarda yüklü player hangisi, adını bile hatırlamıyorum.
1997'den beri windows yüklü bilgisayarların sadık ekürisi olan program. media player classic gibi sağlam bir codec paketi ile birlikte gençleştirilirse, tadından yenmeyecek hali ile "ben ölmedim genç, n'aber?" diyerek size göz kırapacaktır.
ayrıca, zamanında winamp tanrısı'nın içinden çıktığı programdır. karışık çalma tuşuna* bastığınızda, şarkı listesini karışık olarak çalmaya başlar winamp. ancak winamp tanrısı, bu şarkıları basit bir algoritmayla değil, tamamen sizin o zamanki ruh halinize göre çalacaktır. bilgisayarınızdaki bütün şarkıları şarkı listesine attığınız winamp, sadece müzik çalmanıza olanak tanıyan bir program olmaktan çıkacak, yeri gelecek dert dinleyen bir dost, yeri gelecek "bugün de biraz oynayalım mı aga?" diyen "her daim mutlu yakın arkadaş" olacaktır. ancak bürünebileceği en kötü kimlik, "sanırım sen eski sevdiklerini, kaybettiğin yakınlarını anmak istiyorsun" diyen, sizi hiç tanımasa bile, hakkınızda çok şey biliyormuş gibi davranmaktan kendini alıkoyamayan kişidir. bu kişiye büründüğü anda karışık çalma tuşunu kapatmanız gerekir.
"ben servislere para vermem, müziğimi indirir dinlerim" diyenler için bile demode uygulama. aşinalıktan dolayı kullanımı kolay da gelse çok daha iyi arayüze sahip programlar var.
acınızı, kederinizi bu tarz küçük nostaljilerle yatıştırıyorsanız yorum yapamam.
olmuyor kardeşim. spotify, amazon müzik... hiçbirinin arayüzü kurtarmıyor. o gri çerçeve, yeşil ekolayzır, ekranda dönen sarmallar, ışınlar istiyorum.
neden? çünkü herşeyi aynı anda başaracağıma inandığım bir ekranı temsil ediyor. hem dev teoriler ortaya atıp, teoremler kanıtlayıp, hem şirketimi kurup senenin 6 ayı dünyanın ayrı bir ülkesinde yaşadığım, hem modernizmle ilgili asıl romanlarımı, hem mahlasla yüksek fantazi roman serimi yayınladığım, hem ringe çıktığım, hem kendi vurduğum domuzun pastırmasını evde yaptığım biraların fıçısının yanında kuruttuğum. hem şehirde diskoda, hem çiftlik evinde inzivada yaşayan...
yani programın bir numarası kalmadı dürüst olalım, yaşatılmaya çalışılması zorlama. çocukluğu getirmek, o kafaya girmeye çalışmak da zorlama.