kanımca apolitik olmak hiçbir partiyi, hiçbir ideolojiyi benimsememek değildir; apolitik olmak politika ile ilgilenmemek, politikayı ve gündemdeki genel konjonktürü anla(ya)mamaktır. taraf olup olmamak başka bir şeydir.
ve şunu da belirtmeliyim ki "siyasetle ilgilenmemenin cezası, sizden daha aptal olanlar tarafından yönetilmektir." platon
gelecekte bir gün pişman olmaktır. kendimden biliyorum.
bülent ecevit'in iktidar'a geldiği günlerden sonra oy vermeyi bırakmıştım. zaten o dönemlerde yeni başlamıştım. ama o dönemin sıkıntılı finalinden sonra politikacılardan cacık olmayacağına karar verdim. yetmez ama evet diye ortaya çıkanları görene kadar da uyanamamıştım duruma. o dönemde uyandım ama çok geç oldu. ondan beri her seçimde oy versem de hala apolitik olup ülkenin geleceğini mahvedenleri gördükçe kahroluyorum.
çünkü apolitik olmak, kazanana destek olmuş olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. ha zaten kazananı destekliyorsa kişi, ne mutlu ona.
bana göre aktif üyelik, destek, çalışma vs. yapmıyorsan, ne kadar konuşursan konuş apolitiksin. memleketin çoğu apolitik.
gelgelelim apolitiklikten kasıt fazla tartışmamak, sosyal medyada beğen beğenme oynamamaksa, zaman ve huzur kazandırdığını görüyorum. herkesin ağzında durumun ne kadar kötü, kabul edilmez olduğu, tekrar tekrar aynı sözler, endişeler, paylaşımlar. dinlesen "yarın yeri yerinden oynatacak" diyorsun, aynı ekip uzun süreli bir ekonomik boykotu bile beceremiyor. hala "canımızı alacaklar" dediği insanların marketlerinden alışveriş etmeye, "satılmış" dediği kanalları izleyip programlarını tartışmaya devam ediyor. daha televizyon kumandasına basamayan insan mı politik allah aşkına?
bu düzeydeki siyasetin kendisi de bir oyalama, uyutma, kızdırıp söyletip gazını alma oyunu aslında.
Ek: oy vermemek yukarıdakilerden ayrı. Bildiğin gerizekalılık. Öyle bariz ki Süsleyemeyeceğim.
muhalefete muhalefet olmanın ''hükümeti desteklemek'' sanıldığı, yer yer sıkıntılı toplum yapısına sahip bir ülkede doğru olandır. en azından türklerin ''apolitik'' kelimesinden anladıklarına göre.
babam yılların siyasetçisi. burada ve çevre şehirlerde tanınacak kadar aktif bir siyasi hayata sahip olmasından mütevellit benim de çocukluğum mitinglerden mitinglere gezerek geçti. çeşit çeşit görüşte insanlar tanıdım, konuştum, yeri geldi tartıştım.
sonuç: bu ülkede yalnızca ''siyah ve beyaz''ın varlığının kabul gördüğünü fark ettim. ya şusun ya da bu. ortası olamıyorsun. sorgulamaya çalışıyorsun, sorguladığına kılıf giydiriyorlar. hükümetin yaptığı herhangi bir şeyi desteklediğinde, tamamen hükümet yanlısı olduğunu sanıyorlar. ya da tam tersi. ''ben yalnızca doğru bulduğum konuyu destekliyorum'' diyemiyorsun. denilmiyor.
''şimdiki gençler apolitik!''
değil dostum. değil yoldaşım. değil ülküdaşım. şimdiki gençler sorguluyor. hak verilmesi gereken yerde veriyor, aranması gereken yerde arıyor. ben hiçbir partiyi yeterince doğru bulamıyorum, diyorlar. basarım tkp'ye geçerim, ya da ne bileyim, kıyıda köşede kalmış bir parti işte. ne olursa. en azından oy hakkımı kullanmış olurum.
fanatik olacağıma -toplum anlayışına göre- apolitik olurum, çok daha iyi.
çoğu insanın kendini sandığı ama asla olamadığıdır.
arkadaşlar şunu bilelim. hiçbir partiyi desteklememeniz sizi apolitik yapmaz. evet, sizin düşüncenizi temsil edebilecek bir parti yoktur, dolayısıyla desteklediğiniz de yoktur. ama apolitiklik politikayla uzaktan yakından alakanız olmaması demektir. “falanca parti şunu yapmış.” söylemi bile aforoz eder sizi. apolitik bir insan bununla da ilgilenmez. zaten türkiye’de apolitik olabilmek de mümkün değil. sussanız gönül razı değil, bilirim.
bu ülkede gerçekten apolitik varsa muhtemelen dünyanın en gamsız insanıdır. gelsin öbücem.
politikadan pek anlamayan ve fanatikçe bir politik görüşü olmayanları temsil eden eylemdir.özellikle ebeveynleri 80 kuşağının gençleri olan günümüz gençlerinde görülür. aileler 80in tüm acılarını gözleriyle gördükleri için kendilerince haklı olarak çocukları politikadan uzak dursun isterler. ben yine de taraf olmayan bertaraf olur diyorum. sonuçta az çok muhakeme yeteneği olan bir insan neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebilir bence.
bunu yurtdışına gittiğinin ilk aylarında yaşar insan. bıraktığın yerin sorunları artık senin sorunun değildir. geldiğin yerin sorunları da henüz senin sorunun değildir.
kafa galaksi düzeyinde rahat.
sonra ikisi de mesafesini daraltır, kafanın çekimine kapanıp yörüngede yerlerini bulur.