boş bulunduğu neredeyse her an dudağından ya şarkısı ya ıslığı eksik olmayan birisi olarak söylemeliyim ki, ıslık çalmak öğrenilmez. evet, küçükken özenir ve sorardım nasıl yapıyorsunuz diye ama hiçbir zaman anlamadım tam olarak. biraz büyüyünce ses çıkarabiliyordum ama boş ve saçma bir sesti. Hala, o saçma ses’i bir çocukta duyarsam içimi bir mutluluk kaplar. yıllar geçtikçe düzeldi ve güzelleşti, o saçma ses yerini düzgün melodilere bıraktı hem de çabasız duran melodilere.
yani ne zamandır benimle bilmiyorum bu huy, ama bu kadar uzun bir süre başka bir şeyle uğraşsam o da bu aşamalarla gelişirdi muhtemelen. Önce hiçbir şey, sonra saçma sesler, sonra düzgün melodiler. Bu alışkanlıkları “uğraşılan şeylerden” ayıransa; güzellikleri, çabasız durmaları ve size herhangi bi hobinin yaşattığı dinginliği yaşatırken mükemmeliyetçilik kaygısından uzak, gösterişten kaçınıyor olmalarıdır.
Yani ıslık çok farkında olmadığımız bir güzelliktir. Çocukluktan itibaren kazanılabilecek güzel alışkanlıklardan biridir. Hiçbir çocuğa “hadi ıslık çal” denmez, o zaman bütün büyü bozulur. ama bir gün çocuğum olursa duyup sevmesini en çok istediğim seslerden biri kesinlikle ıslık sesidir.