Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalb ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
şöyle bir hikayesi vardır:
cahit sıtkı tarancı askerliğini yedek subay olarak yapmaktayken abbas oğlu abbas adlı bir askeri emir eri olarak seçer kendine. gel zaman git zaman aralarındaki ilişki giderek büyük bir dostluğa dönüşür. bir akşam abbas, komutanının masasına güzel bir rakı sofrası ve leziz mezeler dizer. ardından birlikte oturmaya başlarlar. cahit sıtkı biraz içtikten sonra askerle arasında şöyle bir muhabbet olur:
- abbas, sen istanbul'u bilir misin? - bilirim komutanım. - orda beşiktaş var onu bilir misin? - bilirim komutanım, ben orda acemi birlikteydim. - orda benim bir sevgilim var, onu bana kaçırıp getirir misin? - getiririm komutanım.
sabah cahit sıtkı bakar ki, emir eri hazırlanmış gidiyor. "nereye gidiyorsun abbas" diye sorar cahit sıtkı, abbas cevap verir "sen dedin ya komutanım, istanbul'a gidip sevgilinizi kaçıracağım." cahit sıtkı duygulanır ama belli etmez, askeri de göndermez. yine akşam olur ve cahit sıtkı emir erine yine sofra kurdurtur ve alır karşısına oturur, yer içerler... sonra üstat o dizeleri kaleme döker:
"... var git, böyle ferman etti cahit, al getir ilk sevgili yi beşiktaş'tan; yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan...."
kulzos'un doğum yeri bir nevi. kulzos/#1110 nolu girdide anlatılan olayların geçtiği mekan çünkü. kulzos lubnatsi zirvesi de orada yapılacak gibi duruyor.
namık kemal aktan, (bkz: cahit sıtkı tarancı)'nın insanın diline takılacak kadar güzel "abbas" şiirini rast makamında böylesine güzel bestelemiş, bunu da (bkz: mustafa keser) insanın sanki karşısındaymışcasına samimi şekilde yorumlamış. bana da yıllardır bir sebeple hatırladığımda üst üste bir kaç defa dinlemek ve saygıyla anmaktan başka bir şey kalmıyor.
dostlarla bir kaç kadehin içildiği bazen neşeli, bazen hüzünlü sohbetlerin edildiği masaların en güzel ve hep hatırlanan eşlikçi şarkılarından biri.
usta şairimiz cahit sıtkı tarancı'nın '' abbas'' şiirini mustafa keser sayesinde artık herkes biliyor da, yazık ki cahit'in ''abbas'' öyküsü çok bilinmez. ''abbas'' şairimizin hayatında gerçekten de çok önemli yeri olan bir şahsiyettir. tarancı çocukluğunda ninesinden bir şehzade masalı dinlemiş. bu şehzade aşkı yolunda memleket memleket gezerken, yoksul bir teyzeye yardım eder. teyze de ermiş bir kişiymiş meğerse. şehzadeye saçından iki tutam verir. ne zaman darda kalsa bu iki saçı birbirine vurmasını öğütler. o zaman karşısına ''abbas'' adında bir cin gelecek ve ne emri olursa yapacaktır. cahit büyür ve askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine katılır. bölük komutanı ilk iş olarak kendisine bir emireri seçmesini söyler. cahit askerlerin adının olduğu listeye bakar. orada askerin birinin isminin ''abbas oğlu abbas'' olduğunu görür. aklına hemen ninesinin masalı gelir ve abbas'ı emir eri yapar. abbas mardin midyad'lı çakı gibi bir askerdir. türkçesi kıttır. ama kendisi de bir kürd olan tarancı yazık ki neden abbas'ın türkçesinin kıt olduğu bahsine değinmemiştir. şarimizin her türlü hizmetine koşan bu saygılı çocuk sadece cahit gündüz vakti rakı sofrası istediği zaman ''akşam komutanım akşam'' diye geçiştirirmiş. öyle bir akşamda cahit içerken abbası da karşısına alır ve der ki;
-abbas sen istanbul'u bilir misin?
- bilirim komutanım.
- beşiktaş'ı bilir misin?
-bilirim komutanım.
- tamam o zaman, gideceksin yarın oradan benim ilk sevgilimi alıp buraya getireceksin.
- emredersin komutanım.
tarancı o gece sızar. sabah uyandığında abbas'ı sivillerini giymiş olarak görür.
-niye böyle giyindin oğlum?
-dün siz dediniz yaa komutanım sabah gideceksin ve beşiktaş'tan ilk sevgilimi bana getireceksin.
şimdi sözü şiire bırakıyorum.
haydi abbas, vakit tamam; akşam diyordun işte oldu akşam. kur bakalım çilingir soframızı; dinsin artık bu kalb ağrısı. şu ağacın gölgesinde olsun; tam kenarında havuzun. aya haber sal çıksın bu gece; görünsün şöyle gönlümce. bas kırbacı sihirli seccadeye, göster hükmettiğini mesafeye ve zamana. katıp tozu dumana, var git, böyle ferman etti cahit, al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan; yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
sık kullanılan bir arap ismi. şaşıracaksınız belki ama kadın ismi olarak da kullanılıyormuş nişanyan adlar sözlüğü'ne göre.
islam peygamberi muhammed'in dedesi abdulmuttalib'in de ön adıymış* (tam adı zaten "abbas ibn abd al-muttalib"). arslan anlamına geldiği için sıklıkla ali'yi çağrıştırıyormuş. bana hep abdul/abdül isminin değişerek kullanıma girmiş hali gibi gelmiştir.
edit: amca yazmışım, kafa gidik. dede olacak tabii ki, onu düzelttim.
edit son: hem amcası hem dedesinin adı da olabilir. kafam karıştı. ilgili başlığa bilenler yazsın, benden bu kadar.