Elde edilemeyen şey kıymetli olur. Bu nedenle hep yakalamak ister insan. Kaçan yakalanırsa oyunun biteceğini bilir. Bıkıp usanmadan kaçar.
Bazıları hep kaçıyor, bazıları ise hep kovalıyor. Bazı kadınlar bazı kadınları hep kovalıyor. Bana çekildiğini söyleyen cinsi latifin bir üyesi var. Bana çekiliyor ama hep kaçıyor. Son anda buluşmayı iptal ediyor. Sorsan istiyor. Bir kadının bedenini sarmasını istiyor. Belki de korkuyor ya o kadını isterse hep. Korkuları isteklerinin önüne geçiyor. İstekleri yanaşıyor, korkuları kaçıyor. Korku>istek olduğu sürece kaçacak. Bir ara peşinde kimse olmayacak. O bunu fark etmeden kaçmaya devam edecek.
1 yıl sonra güncelleme: hayat böyle çok zormuş. Kaçmalar, kovalamalar. Ben sana bir adım atayım, sen bana.. Bazen adımlar da yetmiyor.
Bir de kovalamak enerji istiyor. Ben nasıl bir motivasyonla böyle yazdıysam, hepsini bu yolda tüketmişim.
şule ile harun, eda hakkında konuşurlarken, şule'nin söylediği şeyler aklıma geldi: "takma kafaya. kadınlar böyledir; kendilerini sevmeyen erkeklere, seni seviyorum dedirtmeye bayılırlar." demişti. ki bu konuyu açıklar.
bir elde etme dürtüsü. kendi rüştünü kendine ispatlama falan. başka napacaz ki? böyleyiz.
erkekler için daha az ve daha farklı şekilde geçerli olsa da, erkekler için de geçerli bir söz bu. doğru demiş yani.
(bkz: kakov yasası) vardır böyle bir şey. kaçıyorsun ve kovalıyorlar. kaçan kovalayanı istemiyor oluyor. kovalayan da bu durum ters tepiyor. daha çok kovalamak istiyor. kaçan da bir noktadan sonra kovalanmaktan hoşlanıyor. ilginç bir paradoks ortaya çıkmış oluyor. mantıken kovalanabilmek için bazı özelliklerin olması gerekiyor elbette. güzel, yakışıklı, özgüveni yüksek, zeki olmak ilk aklıma gelenler.
sonuç olarak stratejik hamlelerden hoşlanan insanlar yapıyor bunu. taktiksel çalışmayanlar için (bkz: seviyorsan git konuş bence)