1. 1
    hamur işleri ve tatlı ile aram olmadığı için evde ne zaman ve neden alındığını hatırlamadığım bir kilo un bulunca uzunca bir düşünme sürecinin sonunda "aha ekmek yapayım madem!" gibi dahiyane bir fikirle giriştiğim ve sonunda çok memnun kaldığım için ara ara yaptığımdır. tahmin ettiğim gibi yorucu ya da uğraştırıcı bir şey değilmiş. kuru maya, yaş maya, bira gibi farklı mayalandırma yöntemleri kullanabilmeniz, içine zeytin, peynir, çekirdek gibi damak tadınıza uygun ürünler koyabilmeniz de cabası. çok da doyurucu oluyor. bir-iki dilimi insanı doyurmaya yetiyor. ayrıca nedense insanın kendi ekmeğini yapması garip bir mutluluk da veriyor insana (aynı mutluluğu bir de, gece nohutları ıslatıp sabah kocaman olduklarında yaşıyorum. hayır amelie ile yakından uzaktan alakam da yok ama) neyse hem sağlıklı, hem ekonomik hem de damak tadınıza uygun kendi ekmeğinizi evde yapabilmeniz için en kolay tariflerden birisini vereyim; bu tarifin en güzel tarafı hamur yoğurmanıza falan gerek olmaması. 4 bardak un, 1 paket kuru maya, 1 tatlı kaşığı tuz ve 2 bardak ılık içme suyunu genişçe bir kapta spatula yardımı ile bir iki dakika güzelce karıştırın. homojen bir karışım elde edince kabın üzerini streç film ile kapatıp kabarmaya bırakın. bir kaç saat sonra kabarması duracaktır. fırın kaplarınızı zeytin yağı ile yağladıktan sonra kaşık yardımı ile karışımı kapların yarısına gelecek kadar doldurun (kabarması için pay bırakın ve geniş kaplar yerine daha küçük kaplar tercih edin ki güzelce kabarabilsin). üzerilerini çörek otu, haşhaş ya da çekirdek içi ile süsleyebilirsiniz. 200 derecede üzerileri kabuk bağlayıp hafif kızarana kadar pişirin. taze taze ekmeğinize tereyağı sürüp deneyin mutlaka. afiyet olsun.

    not: ben tupperware kaplarda sakladığım için taze kalıyorlar.
     
  2. 2
    Cem karaca sesiyle beeeen suyumu kazandım da içtiiiim! ekmeğimiiii bööööldüm de yediiiiiiğm! diye şakıyarak yapabilirsiniz.
    O zaman daha bi böyle sanki ekmeğini taştan çıkarıyormuşsun da yapıyormuşsun gibi oluyor. Valla aoe tarlalarında "tamam", "yaparım" nidalarıyla ekinlerini toplayıp değirmendere'de buğdaylarını öğütmüşsün gibi oluyor.
    Ha bi kere başlayınca diline takılıp gidiyor mu bu şarkı? Evet. Ama işte o da ekmeğin pişmesi için gereken süreyi dolu dolu geçirmenize yarıyor.
    Dur biraz da ekmek elden, su gölden yapalım.
    Bir de evde ekmek yapmak deyince aklıma hep heidi'nin dedesi geliyor.

    Sıcak sıcak tüketmek çok lezzetli olsa da, maya oranının zararlılığı hakkında birşeyler okumuştum. Piştikten sonra bekleyen ve soğuduğunda tüketilen mayalı hamur gıdalarının daha az zararlı olduğunu söylüyorlardı.
    Hep onların yalançısıyım. Sizin mi yalançınız olacağıdım? Halla halla.

    Bak bi

    Ben suyumu kazandım da içtim.
    Ekmeğimi böldüm de yedim.
    Alkışı duydum, ihaneti gördüm.
    Sesim de oldu, sessizliğimde.
    Seviştiğimde oldu benim.
    Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi.
    Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar,
    Hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar.
    Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi.
    Ne olur...
     
  3. 3
    yıllar önce yapardık. evde ekmek yapma makinası var.
    tarif edilen ölçülerde malzemelerini koyup, uygun programı çalıştırdığınızda çok da güzel yapıyordu ekmeği. ama normal beyaz unla pek beceremedim. marketlerden ekmek unu alıp yapıyordum. sabah kalkınca mis gibi sıcacık ekmekle kahvaltı etmek pek bi güzel oluyordu.

    sonra makinanın içindeki o minnak pervane kayboldu, internet üzerinden yedek parçasını buldum aldım. soora kabı mı çatladı, kırıldı bişiy oldu. kabını da aldım ama yuvasına bi türlü düzgün oturtmayı başaramadım. olmadı yani, makinayı adam edemedik.

    bak şindi heveslendim yine aklıma gelince. du bi daha deneyeyim şu makinayı. nesini değiştrimek lazım, çıkarıp bakayım dolaptan.
    #67148 morgase | 1 yıl önce - düzeltme: 1 yıl önce
     
  4. 4
    Genellikle ekmek yapma makinası ile bir heves başlanan; cevizli, kepekli, çekirdekli ve türlü türlü ekmeği yapmakla devam eden eylem.

    Sabahları mis gibi ekmek kokusu ile uyandırır, yaşam sevinci katar.

    Devamında kilo aldırır. "Ekmek yapıyoruz ya" diyerek çuval ile alınan un tükenmek bilmez. Konu komşuya ekmek ikram edilir.

    Sonra sıklığı azalır. Uzun zamandır eve alınmamış olan tazecik fırın ekmeğinin arasına köfte gömüp yemeyi, tahin helvası dürüp yemeyi özlediğiniz fark edilir. Ekmek yapma makinesinin parçalarını yıkamak, temizlemek zul gelir. Sadece hafta sonu yapılan bir aktivite haline gelir.

    Zamanla o da biter. Bir gün bir parçası kırılır. Genellikle motora takılan karıştırıcılar çatlar. "Şimdilik bir kenarda dursun, yetkili servis te anasının mekanında, kim götürecek oraya" denir ve köşeye kaldırılır. Eğer duruyorsa, bir kenarda yassı hale getirilmiş karton kolisi bulunur, içine itina ile yerleştirilir ve zamanın ötesindeki bir güne gönderilir. Kim demiş zaman makinesi yok diye. Yassı hale getirilmiş koliler zaman makinesidir aslında. İçine koyulan eşyaları gelecekteki belirsiz bir güne göndermek için kullanılır.

    Evde ekmek yapmak için makineye ihtiyaç yok. Yuvarlak borcam tencere ve bir adet elektrikli frıın bu iş için yeterli. Bazı fırınlar ekmek hamuru satıyor. Hazır hamuru alın, İçine istediğiniz malzemeleri ekleyin. Borcamın içine biraz sıvı yağ sürün. Hamuru Borcamın içine yerleştirin ve fırına verin.

    Baktınız gözünüz kesiyor, devamını getiririm diyorsunuz; un ve maya alarak kendiniz hamur yoğurup mayalayarak ekmek yapmayı da deneyebilirsiniz.
    #67153 Keltox | 1 yıl önce
     
  5. 5
    bütün rizeliler memlekete dağılıp fırıncılık yapmaya başlamadan önce çoğu yerde evde yapılırdı ekmek. yeni bir şey değil.
    #67179 laedri | 1 yıl önce