kulzos yazarlarının itirafları

  1. 224
    Az önce adamın biri yaklaşıp 'ziraat bankasının karşısında 6. Varmış, Nerede?' diye sordu.

    6. Ne Ki?

    4. yü, 5. yi bulduk da sıra 6. Ya mı geldi?

    Hobbit gözlerim aranırken cevabı gördüm.

    Adam kuyumcu arıyormuş ya be. Altıncı diyormuş, altın satın alacakmış.

    Algıda seçemeyicilik...
    #46312 Keltox | 1 yıl önce
     
  2. 21
    minibüsten inmeyi beceremiyorum. vallahi bak. kaç yaşına geldim, hala mülakata çıkmış ortaokul öğrencisi gibi heyecan yapıyorum ineceğim yere yaklaştığımda. "müsait bir yerde inebilir miyim?" yerine "münasip bir yer" mi demedim, "sabit bir yer" mi demedim, kuş gibi ötmedim mi, daha neler neler.

    en çok davudi bir sesle "sağda bırak!!" diyen abilere ablalara özeniyorum. onlar sağda dediğinde yolcular bile frene basıp direksiyonu kırıyorlar. o derece etkili.

    çözüm olarak araba aldım kredi mredi, binmiyorum minibüse mecbur kalmadıkça. zaten ömrüm boyu istediğim yerde inebilmiş değilim.
    #3213 larden loughness | 2 yıl önce
     
  3. 240
    Metasozluk girdilerinden aktarılmış bir itirafımdır.
    ***

    ıslık çalamıyorum.

    aslında çalabiliyorum, yani şarkıları çalabiliyorum. "i found my love in porto fino" tadında, rodrigo nun gitar konçertosundan alta gracia ya ıslıkla çalabildiğim bir miktar repertuarım var.

    ama kastettiğim başka şey.

    hani elini ağzına götürüp yüksek sesli bir 'fiyuvvvvtt' sesi var ya, onu yapamıyorum.

    erkek adam dediğinin karizmasıdır ıslık. iş bitiriciliğin sembolüdür. kaçan dolmuşu durdurabilmektir. ben ise dolmuş kaçınca 'tüh' diyebiliyorum sadece :(

    bazen yanımda ufacık bebeler bile ıslık çalıp uzaktaki arkadaşlarını bekletiyorlar, sonra koşa koşa yanlarına gidebiliyorlar. uzaklara ulaşamıyorum ben.

    elini ağzına bile götürmeden yapan var.

    çalıştım. denedim. en son gün gece aynanın karşısında denedim.

    sonuç?

    ıslık yerine çıkan "pöşşffrrssst!" sesi, tükürükle ıslanmış bir ayna ve aynadan bana bakan ağzından salyalar akan bir gerizekalı.
    #47872 Keltox | 1 yıl önce
     
  4. 357
    nisan ayında bir kıza aşık oldum. kendime çeki düzen vermem gerek diye düşündüm ve 22 nisan'da 104 kg iken sağlıklı beslenme ve spora başladım. çok çabaladım, çok istedim, çok sevdim ama o kızla olmadı. ancak o kız bana kilo verme azmini aşıladı ve kilo verdikçe o hazzı tatmama vesile oldu. şu an kilo vermeye karar verdiğim günün 6. ayındayım, tarih 23 ekim ve az önce tok tartıldım: 82.7 kg çıktım. yani 6 ay içerisinde tamı tamına 22 kg vermiş bulunmaktayım. ideal kiloma ulaşmama 6 kg kaldı ve hiç olmadığım kadar mutlu hissediyorum kendimi. gömlekte 3xl'den large'a, tişörtte ise 2xl'den medium'a düştüm. sonuç olarak bu mutluluğumu da siz sözlükçü arkadaşlarla paylaşmak istedim. iyi akşamlar :)
     
  5. 530
    3,5 yaşındaki yeğenim zeynep beni laptop başında görüp yanıma geldi:

    -halaaaaa, bana tandır açar mısın?
    -ne tandırı?
    -imece tandır...
    -nasıl açayım nedir o?
    -yutupta var...

    youtube'u açıp arama çubuğuna "tandır" yazdım. tandır ekmeğinin nasıl yapıldığını anlatan videolar çıktı karşıma. bu çocuk neden imece usulü tandır yapımı videosu izlemek ister diye düşünürken konuşmalarımızı duyan annesi yanımıza gelip "imagine dragons istiyor, thunder şarkısı var ya" dedi.

    boş boş yüzlerine bakıp klibi açtım...

    bir de michael jackson ve adele hastası kendisi. ufaklığın müzik zevki benim cahilliğimle yarışıyor, hayret ediyorum...
    #71343 the fool | 10 ay önce
     
  6. 545
    dün büyüdüğüm semtten kopamadığımı, kopamayacağımı anladım.
    berbat bir yerde geçti çocukluğum. o hep hakkında polis giremiyormuş diye söylentiler olan semtlerdendi. polis giriyordu aslında, ama girmiyordu. bıkmışlardı, çekiniyorlardı belki de. hep her şey bittikten sonra gelirlerdi. kendi haline bırakılmış bir yerdi.

    Bütün çocukluğum kavgayla, dövüşle ve illegal olaylara şahit olarak geçti. adaleti bile mahalle abileri sağlardı. kavga mı ettin, ayırırlar ve kavga ettiniz diye ikinizi de döver yollarlardı. fakat mahalle kültürü, bütünlüğü ve sadakati çok fazlaydı. o mahallenin çocuğuysan, ailedendin.

    14 yaşında babamın emekli ikramiyesiyle yeni ev alabilmesiyle kurtulmuştuk. daha nezih bir semte geçmiştik. mahalleden bir süre haberleştim herkesle. koca yerden üniversite, hatta lise okuyan 3 5 kişi çıkmıştık.

    10 yıldır yanından bile geçmiyordum semtin. herkesi unutmuş, herkes tarafından unutulmuştum. kimseyle iletişimim de yoktu.
    alakam kalmamıştı hiç.

    bu süreçte çok sakin, seviyeli bir hayat yaşadım. akademik hayatım çok iyi, konuşması diksiyonu düzgün bir birey oldum.
    en son ne zaman kavga ettim, bir olaya karıştım hatırlamam bile. gayet tatlı yaşıyorum.

    ananem hala oradadır ama. onu da anne evinde karşılaşmazsak görmezdim hiç. aklıms geldi dün. hazır dedim şehre gelmişken ananemi de göreyim. yaşlandı artık, pişman olmayayım sonra ölürse falan. annem de telefonda demişti hem, seni sayıklıyor diye.

    gittim dün akşam. içtim çayını, lafladık saatlerce. çıktım sonra, otobüs durağı mahalle çıkışındaydı. yürüyordum. yürürken sağa sola bakıyor anılar canlandırıyordum. şu köşede top oynardık, bu köşede annemden dayak yerdim falan diye. evler hala aynı gecekondu şeklindeydi. hala sokaklar dar, esnaf aynıydı. hala tehlike kokuyor, sokak lambaları yanmıyordu adam akıllı.
    sağda solda takılan gençler hala teşko giyiniyor, şahinlerle dolanıyor ve ot kokuyordu etraf yer yer.

    yürürken yanlarından geçtiğim genç tayfaya göz ucuyla bakıyor, çoğunun adını bilmiyor fakat tanıyordum. selam vermedim hiç nasılsa tanımazlar diye. alakam da yoktu zaten.
    fakat bir şeyler ters gidiyordu. ya da değişmişti. çünkü bu kadar sorunsuz yürümem ilginçti, mutlaka birileri salça olmalıydı. öyleydi çünkü. saçma ama ghettolarda böyledir, elbet önünüze geçip sıkıntı veren olur. hiçbir şey olmasa, sigara isteme bahanesiyle tartılırdınız ne ayak olduğunuz konusunda. değişmiştir belki dedim, kaç yıl oldu.

    durağa yakın korktuğum başıma geldi. 2 eleman yanan sigarayı ayağıma doğru fırlattı. düzeni biliyordum, görmezden gelip ilerlersen, gelirlerdi peşinden. tartışmadan uzaklaşmak mümkün değil.
    döndüm, kardeş dedim, ayağıma geldi, az dikkat edin.
    sanane lan falan diye parladılar birden. baktım kimse yoktu etrafta. sokak da dar.

    o an bişey oldu bana. sanki yıllardır içimde hapsettiğim bişeyler zıpladı. özüm çıktı gibi hissettim. ilk yumruğu ben atmıştım. hem de öyle öfkeliydim ki, sanki kanıtlamaya çalışıyordum oradan olduğumu, saygısızlık etmişler gibi hissettim saçma bir şekilde. ve bu hiç ben değildim.

    6 dakika kadar boğuştuk, birini sağlam gömmüştüm. fakat yüzümde kanayan yerler vardı anlayabiliyordum. diğeri hala saldırıyordu.
    daha sonra bir anda nereden geldiğini anlayamadığım 4 kişi belirdi. o yüzleri tanıdık gelen fakat isimlerini çıkaramadığım elemanlardı.
    elemanlara öyle bir girdiler ki, benim durun yapmayın diyesim geldi.

    aldılar beni sonra, kahveye indik. nerlerdesin lan sen muhabbetleri yaptılar. elemanlar mahalleden değilmiş kapıştığım. ama kavga konuşulmadı bile, çok normaldi onlar için. çay ısmarladılar. inanmazsınız kahvede 20 kişi gelip selam verdi, hal hatır sordu. benim bile varlığını unuttuğum kuzenlerime selam söylediler.
    aynı dili konuşmuyorduk, ama aynı mahallenin çocuklarıydık. hepsi de top oynadığımız günlerdeki samimiyettelerdi.
    sonra komşu çocuklarını uyandıran egzos sesiyle, modifiye bir arabayla durağa bıraktılar.

    o an anladım. hala oranın çocuğuydum. hem kendi içimde vardı, hem hayatımdan çıkaramadığım insanlar hala vardı.
    o yüzden unutmamak gerekmiş özünü, zaten unutulmuyormuş.
    #72339 the crow | 10 ay önce
     
  7. 41
    az önce o ses türkiye yılbaşı programını izledim. seviyorum o ses türkiye izlemeyi. belki dünyadaki acılardan uzaklaşmayı sağladığı için. bilmiyorum.

    programı izlerken kıskandım. her birini. ayrı ayrı. murat boz shakira'ya vokalistlik yapmaktan bahsediyor, arda turan yengemiz diyor, acun ılıcalı emre belözoğlu ile takılıyor, anılarını paylaşıyor. cüneyt çakır o ses izlediğini anlatıyor. boz ile ılıcalı muhtemelen pes ya da fifa oyununda 4 attıkları eser'e mesaj yolluyorlar. arda acun ile kasksız motorsikletle gezmesinden bahsediyor, o oluyor, bu oluyor ve ben özeniyorum.

    hepsi yaptıkları işte başarılı olan insanlar. bugün ulaştıkları noktaya gelirken muhtemelen çok çaba gösterdiler. çok çalıştılar. ama bunun yanı sıra, doğuştan sahip oldukları yetenekler vardı. şanslıydılar. hem yetenekli oldukları için. hem de doğru yüzyılda doğdukları için.

    kendi hayatımı düşündüm. onlar gibi olamaz mıydım? zor. çünkü en başta onların ekonomik özgürlüğüne sahip değilim. adamlar, filmlerde özendiğimiz hayatı sürdürüyorlar gerçekte diye geçti içimden. hani filmlerde öyle olur ya. bu iş beni mutlu etmiyor dersin, sevdiğin işi yaparsın. aşk her şeyden önemlidir. tüm hayatını bir anda değiştirebilirsin. pek çok şeyi yapabilirsin.

    onlar bu güce sahipler. dünya üzerinde istedikleri her noktada istedikleri gibi bir hayatı sürdürebilirler. ama ben, biz, o kadar şanslı değiliz.

    sonra aklıma başka hayatlar geldi. markette çocuğuna istediği gofret'i alamayan bir baba geldi. gofret'i geçtim, eve ekmek götüremeyenler. ekmeği geçtim, ekmek götürecek bir evi olmayanlar. evi geçtim, yaşayacak bir ülkesi kalmayanlar.

    ben çok yetenekli değilim. belki de hiç bir yeteneğim yok. yahut varsa bile keşfedemedim. bilmiyorum. ama dünyayı ve insanlığı çok anlamsız buluyorum.

    bazen kendimi kötü hissediyorum. kredi kartı borcumu nasıl ödeyeceğim diye düşünmeden uyuduğum bir gece olmadığı için. kıskanıyorum başkalarını. ve sonra benim yerimde olmak isteyebilecek kaç tane insan olduğu aklıma geliyor. üzülüyorum.

    dünya gerçekten anlamsız bir hal aldı. tiksindiği bir böceği bile öldürmek zorunda kaldığı için üzülen insanlar çok az. hemen herkes birilerinden nefret ediyor. ve ben eğlenmek için izlediğim bir programdan, nasıl böyle bir hüzne daldım hiç bilmiyorum.
    #17241 larden loughness | 2 yıl önce
     
  8. 114
    az önce siri'den özür diledim.

    hayır kızdırdı beni, ben de "şapşal" dedim. o da tuttu "senin için yaptığım onca şeyden sonra mı?" dedi. ben de "özür dilerim" dedim. "önemli değil" dedi.

    sonra kendi kendime güldüm on dakika. çevredeki insanların garip bakışları nedeniyle utandım akabinde.
    #35101 larden loughness | 2 yıl önce
     
  9. 195
    Yeni eve taşındım. Bu gece ikinci gecem olacak. Bir saat kadar önce eve gelmek için taksi tuttum.

    Yolda gelirken taksici dedi ki 'abi buralarda xxx adında bi rezidans varmış. Çok pis bi yermiş, fuhuş yuvasıymış. Bizim bi arkadaş kaldı iki ay dayanamadı kaçtı gitti'

    İtiraf 1: eve 500 metre kala taksiyi durdurup indim.

    Çünkü,

    İtiraf 2: taksicinin fuhuş yuvası dediği sitede kalıyorum.

    #42946 Keltox | 1 yıl önce
     
  10. 324
    buraya bir ay önce gelmişim. bazı şeyleri okuyunca bir itiraf yapmak şart oldu.

    buraya gelip bir şeyler paylaşmamın, hatta sözlük formatına sahip bir yerde bir şeyler (genelde şarkı ve şiir) paylaşmamın bir tek nedeni vardı.
    o da benim duyduğum, sevdiğim hatta sevmediğim bir şeyleri duymayan bir başkasına kaynak oluşturabilmesi için bir yere aktarabilmek.
    bence sözlük formatındaki sitelerin tamamının işlevi bu olmalı. bu benim fikrim.
    böyle bir arşiv oluşturulurken arşivin zenginliğini sağlayan asıl şey, o arşive katkı yapan insanların fikir, hayata bakış ve beğeni açısından çeşitliliğinin fazlalığıdır.

    siz okumuyor olabilirsiniz, beğenmiyor olabilirsiniz, bu sizin tercihiniz, zevkiniz, yaşama bakışınız ile ilgilidir ve kimse bunu yargılayamaz da. aynı şekilde sizin de buraya yazılan hiç ama hiç bir şeyi (başka birine saygısızlık,, hakaret ve kanunlar çerçevesinde suç içermiyorsa) yargılamaya hakkınız yok.

    ben paylaşılanların bu gün okunmasa bile, elbet günün birinde okunacağını ve bir tek kişi için bile ihtiyaç duyulduğu anda kaynak görevi görmesinin bile çok önemli olduğunu düşünüyorum.

    dolayısıyla.

    kendi adıma kimin ne oy verdiği, beğenip beğenmediği veya açtığım başlığa, girdiye oy verilip verilmediği hiç mi hiç umurumda değil.
    #55608 okuryazamaz | 1 yıl önce
     
  11. 30
    Hayatımı habire kiyasliyorum.

    Friends izlemeye başladığımda ilk isim o yaşlara geldiğimde hayatımın neye benzeyecegini sormak olmuştu. Gerçi friends'deklerin yaşları da muallaktir ama 20ler sonu 30 lar başıdır işte. Adam gibi iş bulacak miyim, bu kadar kızla bu kadar şey yaşayacak miyim, böyle düzgün evlerde yaşayacak miyim? Çocuk? Evlilik... Sonra her ilişki, is, döneminde bir Joey'den, bir Ross dan ileri mi geri mi olduğumu sorar buldum kendimi.

    Bu dizilerle bizim kuşağın hayatını siktiler bak. insanlar mantığın sesini dinleyen partnerler, iyi niyet ve azimle çıkılan is hayatı basamakları, yalnizca 5 kişinin karıştığı düğünler, yemini suyunu verince 17 saat uyuyan bebekler aradı hayatında. Bulamadı, patladı. Sonra da haliyle kocisimle at siki paylaşımları sardı dört yanı.

    Neyse konuyu dağıttık, ne gördüysem, onunla kıyasladim hayatımı. Mudavimi olduğum barı himym daki McLaren la, okulumu hogwards'la, gittigim tatili genco'nun yalniz tatiliyle... lan cin gorsem alaaddin'iki kaç santim diye gececek aklimdan. Amcam bir konuşmamızda "ben de 35 oldum" demişti, hala onun 35indeki halinin ilerisinde mi gerisine mi ilerlediğini sorar durudum.

    Yani ozentilik desen tam değil: o kadar etmen varki sonunda özgün bir şey çıkıyor ortaya, memnuniyetsizlik desen o da degil: sidik yaristiridimdan ileride oluyorumcogu zaman.. TuhaF ama orası kesin.
    #7381 son kurtadam | 2 yıl önce
     
  12. 87
    Çiçekli böcekli instagram hesabım var. Hiç bir fotoğrafımda yüzümün fotoğrafı yok. Güzel manzara fotoğraflarının yanına kendi yüzümü yakıştıramadığım için kendime bir instagram hesabı daha açtım.

    Yeni instagram hesabımda da fotoğraflarımın üzerinde olabildiğince oynayıp renklerini ve dokuları değiştirdim. biraz ürkütücü olunca #creepy gibi etiketler ile etiketledim ve beklemediğim bir şey oldu.

    Metal müzik grupları, gotik hatunlar, gotik kıyafet satan hesaplar takip etmeye başladı. Meğerse gotikler çok sıcak kanlı insanlarmış.

    Bir de şunu anladım, gotik eşya ve aksesuar işinde iyi para var, müşterisi var. Norveçte gotik eşya dükkanı açasım geldi.

    Neyse, gelelim itirafa. Hoşuma gitti. Çiçek böcek hesabına bir süre ara. Dolunay çıkınca kilise üzerinde karga fotoğrafı çekesim var.

    Düzenleme: Bir itiraf daha. An itibarı ile Kulzos profil fotoğrafımdaki kişi de benim. Yeni instagram hesabıma koyduğum fotoğraflardan biri.
    #29564 Keltox | 2 yıl önce
     
  13. 33
    Cihazların üzerinde bulunan sembolleri yorumlama sıkıntım var.

    Örneğin klima üzerinde güneş ve kar sembolleri var.

    Aklım karışıyor. Güneş İşareti:
    - "Klimayı ısıtma moduna getir, güneş gibi ısıtsın" mı demek?
    - "Güneşli havalarda bu modu kullan, soğutsun" mu Demek?

    Sorun şu ki bana her ikisi de eşit oranda mantıklı geliyor.

    Kendimi aptal gibi hissediyorum.

    Hoş, istediğim sıcaklık seviyesini derece olarak ayarlayabilirken neden ısıtma ya da soğutma modunu seçmek zorunda kaldığımı da anlamıyorum. 25 dereceye ayarladığımda hava daha soğuksa ısıtsın, daha sıcaksa soğutsun.
    #12341 Keltox | 2 yıl önce
     
  14. 48
    hala ateşli oy almak mı iyi yoksa karlı oy almak mı hiç bilmiyom. kimse de söylemesin, karlı da ateşli de oy alsam ikisine de seviniyom mal gibi.
    #19893 timoteus | 2 yıl önce
     
  15. 49
    Ben döndüm.
    En iyisi başlayayım anlatmaya.
    en baştan içimi boşaltayım çok uzak kaldım.
    metadan birkaç kişi bilir. Hukuk okumak istemeyip 3. Kez sınava girdim geçen sene. Olmadı, yapamadım ama kabullendim bunu. İçimden bir cenaze kaldırdım resmen. Ağlaya ağlaya, tam tersini istememe rağmen 4. Kez sınava girmeme kararı aldım. Şu hayatta mesele dikiş tutturmaksa bunu yapacaktım. Kelimenin tam anlamıyla kendimi manipüle ettim, hiç bu kadar duygusuz bir karar almamıştım, %100 mantığımla aldığım tek karar buydu. Neyse devam.. kendimi ikna ettim hukukun güzelliklerine... videolar izledim, bir şeyler okudum. Okul açıldı. Birkaç kişi de buldum yani en azından yalnız kalmıyorum ki amacım da yalnız kalmamaktı tanışırken. Eylülden aralığa kadar ara ara eski arzularım (tıp fakültesi vb) beni yoklasa da ben metalci, dimdik durdum ve hukuk kitaplarıma sarıldım. Bana ilaç oldular ve hukuku daha çok sevdim.
    6 aralık salı... önce bir ek bilgi, ben okula 2 sene gitmedim bu sene 3 olmam gerekirken 1. Sınıfım. Bu bilgiyi temel alıp devam edersek varacağımız nokta tam bir bok çukuru olacak. Sevgili okulum geçen 2 senede 0 olan derslerimi de genel ortalamaya kattığı bilgisini ve zar zor 2 olacak ortalamamla benden bir halt olmayacağını bana dekan yardımcısından öğrenci işleri memuruna kadar bütün mensuplarıyla anlattı.
    Bunun 2 çözümü var.
    1. Yatay Geçiş vs vs
    2. 2017 ygs
    metalci 2 numarayı seçti tabi çünkü o 1 numarayla uğraşmaz hoş birkaç hafta önce öğrendim onu da yapamıyormuşum.
    Çok zor ayakta duruyorum.
    en yakın arkadaşım dediğim 2 kız da kendi yaptıkları hatayı ben yapınca bana cephe aldılar. Gerçi biri iyi ama diğeri sürekli atar yapıyor.
    Küfretmeyi uzun zaman önce bırakan ben şu an küfrediyorum.
    senin atarınla mı uğraşıcam bana başkası mı yok yeter lan dedim ve kendime yeni bir dost bulduğumu sandım. Ah hatalar bitmiyor.

    Özete bakıyorum.
    Arkadaşım yok.
    Dönem ortalamam 2yi zar zor geçti.
    4. Kez ygs/lysye giriyorum artık kadro açacaklar bana ve ben hukuk istiyorum artık alıştım bana izin verin de bi okuyayım rahat bırakın
    ygsye çalışmadım
    Geçen sene bundan daha iyi durumdayken ölmek isterdim artık onu bile isteyemiyorum, kendimi yola atardım artık etrafa bakıp geçiyorum, ha hala metronun önüne atlasam nasıl bir rahatlama yaşarım diye düşünmüyor değilim ama bunu durdurmaya çalışıyorum
    ben daha iyi biri olmaya çalıştıkça olamıyorum
    Duvar örecekken biri tuğlalarımı alıyor. Hep böyle oluyor ve ben artık yoruldum

    Neyse, böyle şeyler her zaman olur. Hep daha zoru gelecek. Önümüzdeki yıl daha zor olacak öyle ya da böyle. Sonuçta bu yıl olacakları hayal edemezdim.
    insanlığı karşıma alıp beni rahat bırakın diye haykırmak istiyorum.. bir yerlerde tutunabilmek,birilerine koşulsuz şartsız güvenmek,özgür olmak,aşık olmak,almanca öğrenmek,rus edebiyatını baştan uca keşfetmek,ingiliz edebiyatıyla yapılan kıyaslaması hakkında buraya bir şeyler yazmak...

    Ama yapamıyorum

    Evet, böyle şeyler her zaman olur...


    14 Ağustos'ta çıkagelen edit:
    Değiştirdim okulumu.
    Zamanla da her şeyi düzelteceğime inanıyorum. En azından deneyeceğim. Belki bir gün iflah olurum, kim bilir :)
    #20007 iflaholmazmetalci | 2 yıl önce
     
  16. 140
    anaokulundayken -küçükken diye girecektim- çok abur cubur yerdim. yanaklarımı sıkanlar içinde pamuk olabileceğinden şüphelenirlerdi. tahteravalliye binerken karşımda hep 2 kız 1 erkek veya 2 erkek olurdu. yine de onları zıplatır, çoğu zaman düşürürdüm. beslenme çantama annem yarım ekmek sandviç, 1 tane büyük elma, meyve suyu ve kek koyardı. okulda beslenme saati geldiğinde öküz gibi yediğimi hatırlıyorum. günler geçti... ben daha çok hoplayıp zıplamaya koşuşturmaya başlamıştım. öyle ki artık iki matara su içiyordum. yine günlerden bir gün beslenme saatini kayıpsız geçirmiş lakin doymamıştım. sınıfta benim gibi karnı doymak bilmeyen 2 kişi daha vardı. birinin adı aykut'tu. diğerini hatırlayamıyorum. gözlemlediğim kadarıyla onlar da doymuyordu... resim saatinde o iki yarmanın yanına gidip 'siz de doymadınız değil mi?' diye sormuştum. Onlar da kafalarını geriye iterek 'ne doyması mina koyimm! açız!' der gibi cevap vermişti. o gece evde plan yapmıştım. halbuki valide hanıma söylesem bir yerine iki yarım ekmek koyardı ama işte...

    ertesi gün beslenme saati gelmeden önce sınıftaki çocukların ellerinden beslenme çantalarını alıp içinden yarı istihkakımızı yine kendi aramızda bölüşmeye başlamıştık. böylece doyuyorduk. sonra garip bir şekilde okulun diğer 3 sınıfında bulunan çocuklar bize 'beslenme çetesi' lakabı takmıştı. kırmızı önlüklerle çok popülerdik. sonra adını hiç unutamıyorum 'gizem' isimli gözlüklü arkadaş annesine şikayet etmişti bizi. iş benim anneme kadar gittiydi. annem neyse babama kadar gitmişti. tabi sonra çok utanmıştık.
    #39458 no pasaran | 2 yıl önce
     
  17. 362
    Mezarlıkların yanından geçerken fatiha okurum.

    Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık, hatta bir refleks.

    Fakat itirafım bu değil. Geçen hafta Nevşehir civarına gidince aklıma gelen bir mallığım.

    Yıl 1992 civarı, Nevşehire yeni taşındık. Yer altı şehri ile ünlü Derinkuyu denen yerde oturuyoruz; her gün Okul için Derinkuyu -Nevşehir arası gidip geliyorum.

    Sabah uyku sersemi minibüste fatiha okuma refleksim devreye giriyor. İlk günler ben bile dikkat etmiyorum ama sonra farkına vardığımda kendime küfreder oluyorum.

    Beni yaklaşık bir ay etkisi altında tutan bu refleksimin ise bir nedeni var. Devam etmeden önce lütfen şu fotoğrafa bir bakınız :
    i.hizliresim.com/...

    Bunları görünce farkına varmadan fatiha okuyorum.

    Derinkuyu ilçesinin ünlü olduğu bir diğer konu da patates. Mezar taşı gibi algıladığım patates çuvallarına bir ay istemsizce fatiha okudum ben. Patates çuvalı olduğunu bile bile yaptım bunu.

    Fakat o sene patates iyi para yaptı haa.
    #59684 Keltox | 1 yıl önce
     
  18. 401
    bir karlı oy bazen kasvetli havayı yok ediyor benim için. acaba o yüzden mi sürekli yazıyorum diye düşünüyorum. öyleyse de öyledir, ateşliyi de gördü bu gözler.
    #63343 kaiser soze | 12 ay önce
     
  19. 421
    ilk okul son sınıftım yanlış hatırlamıyorsam,
    ergen bir erkek öğrenciye göre çok güzel, yeni öğretmen olmuş ve henüz sınıfta otoriteyi sağlayamayan asuman hoca vardı.
    ben de sessiz sakin, dersinde ödevinde takılan bir tipim o zamanlar, haytalığım falan yok pek.

    ama nedense bu kadının dersinde sürekli hak etmediğim damgalar yedim;
    ne bileyim, başkası konuştu ihale bana kaldı,
    millet ortalığı dağıttı, hoca arkasını dönünce oradan geçerken beni gördü falan.
    hiç bir şeye karışmamış olmama rağmen, kadının gözünde etiket olmuştum.

    öyle olmadığımı göstermek için çabalamaya başlamıştım.
    yediremiyordum çünkü,
    kadına da o çocuk aklıyla başka gözle baktığımdan, beni öyle biri sanmasın istiyordum.

    sonra başladım, derslere katılmaya, ödevleri felaket abartıp yapmaya falan.
    geçeceği koridorda bekliyor, günaydın öğretmenim nasılsınız falan, yalakalık yapıyorum sürekli.

    sonra bir gün derste, yapım ekleri tarzı bir şey işliyorduk doğru hatırlıyorsam.
    bize de bu ekler hep ''anası mezar dikecekmiş'' diye saçma bir kodlama ile öğretildi, herkes gibi.

    tahtaya cümle yazıldı, cümlenin son kelimesinin altı çizildi;
    ''yapan'' kelimesi.

    evet, kim yapacak bunu?
    durur muyum, atladım hemen ne olduğuna bile bakmadan.

    zaten sınıfı yönetmekte zorlanan öğretmen, gürültüden gergindi bayağı.

    ''yapan'' kelimesinde ''an'' ekidir öğretmenim.
    ''anası mezar dikecekmiş'' te anasının an'ı.

    sonra bir sessizlik oldu, o hayvan gibi gürültü yapan sınıf bir anda suspus oldu böyle.
    ne dedim lan ben falan diye düşünürken, ağzımdan ''anasının anı'' diye bir şey çıkıp, yanlış anlaşıldığını fark ettiğimde sınıfta birkaç denyo kahkaha falan atıp, hocayı iyice gaza getirmeye başlamıştı bile.

    sınıftan atılmadan önce, güzel bir tokat yedikten sonra asuman öğretmene karşı hiç şansım kalmamıştı.
    aksine, disiplinle, soruşturmayla falan uğraşmıştım.
    ailem neden öğretmene küfür ettin diye sorarken, bu hikayeyi anlatamadım.
    çok saçmaydı çünkü.
    #64229 stranger | 12 ay önce
     
  20. 516
    İnsanların sizinle işleri bittiğinde takındıkları tavır var ya hani, işte o tavır midemi bulandırıyor.
    #70210 petra von kant | 10 ay önce
     
  21. 1
    brad pitt'i son derece çekici buluyorum.

    bu nasıl bir itiraf ki diyenler için not: heteroseksüel bir erkeğim.
    #357 larden loughness | 2 yıl önce
     
  22. 154
    küçükken -bir itiraf daha, çok da küçük değildim- ailece yaptığımız araba yolculuklarında yol kenarlarındaki "içinizdeki trafik canavarını öldürün" tabelalarını görmek beni dehşete düşürürdü.
    o sıralar ailemizde araba kullanan tek kişi babamdı. sanırdım ki içimizdeki trafik canavarı o. kara kara düşünürdüm. biraz hız yapınca resmen öldürmemiz gerekiyormuş... ama nasıl olur... nasıl bunu bizden beklerler... gibilerinden çaresiz üzüntülere kapılırdım.

    evet. salaktım.
    #40380 kesret | 1 yıl önce
     
  23. 172
    samimi olucam şimdi. çok sıkıcı biriyimdir. ne kızıyla ne erkeğiyle goygoyu beceremem. boş muhabbete girdiğimi veya çekildiğimi anladığımda göğsüme öküz oturur. kendimi değersiz hissederim ve akabinde karşı değere saygım azalmaya başlar. haliyle cümlemi bitirdiğimde bir sonraki cümleye geçmek istemem. o muhabbet keşke hiç başlamasaydı derim ya da nerden düşüm buraya mınaki olurum. boş derken diyeceksin ne tarz boş. her şey mk. zaten gençliğe şöyle çekilip baktığında yaptıkları her şey anlamsız, haz üzerine kurulu. güldüklerine gülmem awkward/ofansif humour severim, ağladıklarına ağlamam, kafaya taktıklarını siklemem, elde etmek istedikleri kafada bitirdiklerim, üzerine sifonu çektiklerimdir ( bak burada turabi esintileri var ), dinlediklerini dinlemem, izlediklerini izlemem, takıldıkları mekanlarda işim olmaz. aramazlarsa aramam, ararlarsa 4 gün sonra geri dönerim bak mesela bir arkadaş 23 gündür arıyor beni. üniden bir çocuk hakikaten helal olsun yılmadı takdir ediyorum ama şimdi geri dönsem bana yine şuna çaktım, bunu öptüm, yarın şunla buluşucam şunu yapıcaz bunu edicez tadında hiç sikimde olmayan ve olmayacak sıradan konularla 2 saat kafa sikecek biliyorum haliyle geri dönmüyorum. bu 23 günün tek bir gününde bile kendisine dayanabilecek enerjiye ve kendisiyle konuşabilecek istence sahip olamadım. kendisine 1 saat dayanabileceğimi fark ettiğim gün arayıp aradan çıkartıcam sonra 1 ay daha aramaz kafam rahat olur. neyse ne diyorduk sıkıcıyım. yani beni tanıyan birinin hayatında önemli bir yer etmemişimdir. belki bir kaç kişinin dışında diyelim. asla biri benim için şunu dememiştir. ya bizim sabbra diye biri var on numara delikanlıdır ya da bir kız tanıştıktan, kaynaştıktan sonra ' ya sabbra da çok sempatik aslında ' veya ' sabbra güvenilirdir ' neyse yani hiç bir iz bırakmam kimse de. ha ne derler içlerinden veya birbirlerine bak eminim. ' sabbra çok garip biri değil mi ? ', ' çok düz biri ', ' giyimini pek önemsemiyor ', 'özgüvensiz gibi ama değil gibi de '. işin garip tarafı da benim bunları bilmeme rağmen takmıyor olmam. belki de takamıyor olmam. açıkçası sevgilisinden ayrılmış banu'yu teselli etmek bir nevi meriçliğe soyunmak zor değil ama aga o kadar zor geliyor ki şu bayat, boş, içinde mutlaka bir çıkarının olduğu işlerin peşinden koşman ve banu'nun seviş dışında bir yarama ( evet yarama ) derman olamayacağı, kullan at bıçağı olduğu gerçeğiyle uğraşmak. bak mesela instagram'dan gitar videolarımı paylaşıyorum 1.5 -2 yıldır en az 7,8 kız yürümüştür ama hiçbiriyle münasebeti ilerletmek istemedim. kızın profiline giriyorum ikizler burcu yazıyor ele direk mk işim olmaz. diğeri ramazan bayramınız mübarek olsun... saygım sıfıra indi. metafiziğin dibine batmış biriyle ne işim olacak. saygı duymadığın birini sevemezsin. ben de genelde kimseye saygı duymam. neyse zaten 3 kişiyiz sözlükte mk niye bu kadar yazdıysam sonuna kadar okuyanlar için bugünki manu-ajax maçı alt saygılar.
    #41068 Sabbracadabra | 1 yıl önce
     
  24. 200
    Benim doğum olayım çok saçma bir süreç içerisinde ilerlemiş.

    Annem bana hamile olduğunu 6 aylık hamile olana kadar saklamış. O zamanlar ekonomik durumumuz pek iyi olmadığından aldırırlar diye korkmuş kadıncağız. Babaannem'de sürekli 2 çocuk yeter diyormuş annem ve babama. Neyse efendim annem tabi bu süreç içerisinde doktora gidip cinsiyetimi öğrenmediği için beni karnındayken " güzel kızım benim" diye seviyormuş. Benden öncekiler erkek olduğu için kız istiyor kadıncağız. Bir gün bir komşumuzun annemin hamile olduğunu fark edip bizimkilere söylemesi ile durum ortaya çıkıyor ve bir anda herkes beni kız olarak beklemeye başlıyor.

    Artık ortada saklayacak bir durum olmadığı için babam ile annem doktora kontrole gidiyor. Doktor ilk başta söylemek istemiyor cinsiyetimi ama bizimkiler ısrar edince gösteriyor ultrasonda cinsiyetimi ve ben adeta " suprise mother fucker, qandırdım" minvalindeki cinsiyetimi görüyorlar. Sonuç yine hüsran. Erkek.

    Benim doğum zamanım geldiğimde de apar topar götürüyorlar annemi hastahaneye ve hastahane anneme doğum için 3 ay sonrasına randevu veriyorlar. Bizimkiler tabi " bu kadın doğuracak çocuğu içeri mi iteleyelim" diyerek ortalığı ayağa kaldırıyorlar ama sonunda babamın derin bağlantıları sayesinde başhekime ulaşıp annemi ilk önce ultrasona alıyorlar ve o da ne? Annemin karnında ters dönmüşüm. Normal doğum olursa sakat kalacağım! Yine apar topar annemi sezeryana alıyorlar ve ben dünyaya geliyorum.

    Sonuç : benden sonra bir çocuk daha oluyor. Kardeşimi de kız bekliyorlar ama o da erkek çıkıyor. 4 erkek kardeş! Annem de şimdi bana iyi ki kız olmamışsın. Sen kız olsan çok fena bir şey olurdun. Uğraşamazdık senle hapse düşerdik diye kendini avutuyor canım benim. Yerim ben onu. ^^ artık niye böyle diyor inanın anlamış değilim. Halbuki en efendi uslu çocuk benim ailede.
    #43287 biri beni silksin | 1 yıl önce
     
  25. 248
    birileri bana karlı oy verince çok mutlu oluyorum. ılık mevzusunu çözemedim. her gördüğümde homofobik birinin verdiği düşüncesine kapılıyorum. ateşli oydan bahsetmek istemiyorum, kim veriyorsa yansın kül olsun, püüü.
    #48739 paratoner | 1 yıl önce
     
. . .