bir oyundan çok bir hayat biçimi. hala ilk ikisini oynadığım günleri özlüyorum. fallout 3 ve akabinde gelen new vegas pek sarmamıştı beni. çünkü ilk ikisinde var olan turn based savaş sistemi onlarda yoktu.
bu oyunun bendeki etkisi öyle derindir ki whatsapp'dan facebook'a profil fotoğraflarımda ve hatta kulzos avatarımda brotherhood of steel'e ait fotoğraflar görebilirsiniz. gerçekten anlatılması zor, yaşanması kolay bir frp oyunu fallout.
yakın zaman içerisinde bir film serisi veya bir dizi haline dönüştürülmesi kaçınılmaz oyun serisi. nükleer savaş sonrası bir dünya mutasyona uğramış insanlar, hayvanlar ve radyoaktif atıklarla dolu. bunlar yetmezmiş gibi yaşam savaşı veren insanlar hepsinden daha tehlikeli.
böyle düşününce, mal gibi hareket eden zombiler dışında başka bir tehdit barındırmayan dünyadan the walking dead gibi 7 sezonluk bir dizi çıkıyorsa, neden olmasın demeden edemiyorum. nitekim araba büyüklüğünde bir akrep, aptal zombilerden daha çok can yakar.
bedhesta işi bilgisayar oyunu serisi. nükleer savaş sonrası yıkılmış dünyada geçer. (bkz: post apocalyptic) . ellilerin soğuk savaş afişlerinin, teknolojik dizaynının havası vardır.
serinin oyunlarının kısa özetleri şöyledir: (elbette ufak tefek spoiler var)
fallout (1997): oyun savaş sonrası dış dünya ile ilişkisi kesilmiş, birbiriyle de iletişimi olmayan sığınaklarda yaşamak zorunda kalmış insanlardan birini karakter seçmemizle başlıyor. sığınak yöneticisi su arıtma çipinin bozulduğunu, eğer bir yerlerden bulamazsak bir kaç yüz gün içinde sığınaktaki herkesin öleceğini söyleyerek kahramanı efsanevi macerasına, dış dünyaya yolluyor. adım adım sığınaklar dışında da bir şekilde hayatın kurulduğunu öğeniyor ve dünyayı keşfediyoruz.
fallout 1 esprili anlatımı, otostopçunun galaksi rehberi nden rpg oyunlarının karakter yaratma tatminsizliğine pek çok oyun içi göndermesi, yaratıcı ve fazlasıyla gelecek vaad eden dünyası, renki karakterleri ve karanlık havasıyla oyun tarihine adını çakmayı başardı. zamanına yetişememiş bizleri bile yıllar sonra severek kendine bağlıyor. helal.
fallout 2 (1998): birinci oyundan yaklaşık bir kuşak sonra geçiyor. bu sefer dış dünyada, ilkel bir köydeyiz. kasabanın yaşlısı "cennet bahçesi yaratma kiti"nin bozulduğunu, bir şekil bulmamız gerektiğini anlatıp sokağa salıyor. anlıyoruz ki bizm köy aslında sığınakmış. sığınaktan çıkanlar kabile hayatına dönüp köyü kurmuş. birinci oyundaki sığınak bu muydu değil miydi hatırlamıyorum.
fallout 2, 1. oyunun tüm havasını koruyup üzerine kat be kat geniş bir dünya, yüzlerce yan görev, oyuncuya açtığı onlarca kariyer kapısı ve elbette müthiş ana senaryosuyla serinin unutulmazlar arasına girmesini garantiledi. sevenleri sonraki oyunu heyecanla beklediler. beklediler. beklediler. beklediler. beklediler...
van burren : üçüncü oyunun adı bu olacaktı. 2'nin nazarı değdi, çıktı çıkacak derken ertelendi, baştan başlandı, uzatıldı, gözden geçirildi ve iptal edildi.
fallout 3 (2008): fallout 2 den sonra dile kolay 10 yıllık sessizliğe bürünen, bize karalar bağlatan bedhesta bu güzelliği elder scrolls formatında piyasaya sürdü. "insan gözüyle kıyamet sonrası dünya nasıl görünecek ?" diyenlere bir yıkıntı/ beton ormanında maceralar yaşattı.
oyun sığınaktaki sosyal düzenin neye benzediğini göstermesi, orada doğan, büyüyen, arkadaşlıklar, ittifaklar ve düşmanlıklar geliştiren, dış dünyadan habersiz insanları bize tanıtarak başlıyor, karakterin, sığınağın dışına kaçtığını öğrendiği babasının peşinden gitmesiyle macerayı ateşliyor. kasvetli kıyamet sonrası hava, bazı kaynakların (metal, cam) bolluğu basit kaynakların (temiz su) noksanlığı ne fakir ne zengin, faklı bir dünyayı önümüze seriyor.gerçek zamanlı çatışma mekaniğine geçiryor, bir yandan da çatışmalarda sahneyi anlık durdurup strateji belirlemeye yarayan v.a.t.s. sistemini bizimle tanıştırıyor
fallout new vegas (2010): 3. oyunun kısmi hakları alarak geliştirilmiş -şimdilik- son fallout. 2. oyunun 1.ye yaptığı geliştirmeyi bu oyun da 3.ye yaptı (nasıl bir cümle oldu bu ya, idare edin) mekaniğin temellerini korurken senaryo, dünya, karakter zenginliğini 1o'a katlıyor. bir dünya politik grup, güç mücadelesi, sağlık arayan köpekten depresif drone robota enteresan kişilik oyuna yedirilmiş.
bu noktada new vegas'ın fazla "şekerli" ortalama oyuncuyu hedef alması için fazla "renkli" ve kıyamet sonrasını düzgün yansıtmaktan uzak bir "uzay operası" haline dönüştüğünü savunanlar oldu. açıkçası rengarenk havasıne, 2000li yılların amerikan dizisi havasında konuşan karakterlerine ısınamadım. ancak bu kişisel bir görüştür, oyun hala çok iyi bir oyun.
fallout 4 (2015): boston civarında geçen, insan, insanlık, temel haklar, devlet, bilinç gibi derin mevzuları yüzeyden de olsa sorgulayan, serinin son majör halkası. sanki 3 ile new vegas arasını bulmuşlar gibi. dünya yeni devletlerin, yeni bir uygarlığın eşiğinde. ben isterdim ki daha karanlık, daha yokluk, daha umutsuz ancak buna da şükür.
bir başka yazıda fallout dünyasının genel tarihini, örgütlerini ve ana seriye dahil olmayan oyunlarını yazarız inşallah.
fallout shelter ismiyle bir mobil oyun da bulunmaktadır. yemeklerden sonra alındığında fallout 4 oynayamamış bünyelerin nefsini bastırmasına yardımcı olur.
gelmiş geçmiş en muhteşem oyun serilerinin başında gelir. hakkında olumsuz söylemlerde bulunmak odin'e şirk koşmakla eşdeğer benim gözümde. online bir fallout dünyasında oynama ihtimali ise, tek kelimeyle ütopya... umarım olur.
steam summer sale 2018 bünyesinde fallout, fallout 2 ve fallout tactis oyunlarını satın aldığım seri... gelecekte serinin diğer oyunlarını da ucuz olarak yakaladıkça alacağım. oynuyor muyum? hayır. ama yıllarca oynamanın bedelini az da olsa ödüyorum böyle... bir de bilgisayarımda kurulu olmaları hoşuma gidiyor... nasıl bir manyaklıksa artık.
2024 nisan'ında prime video bünyesinde ilk sezonu başlayacak olan yeni dizi. ve bunun benim için anlamı büyük.
profilime bakan birisi yıllardır aynı avatar'ı ya da bir benzerini kullandığımı belki fark etmiştir. yine profilimde yazan cümle de sanıyorum hiç değişmedi. ve her ikisinin temelinde de yatan şey fallout oyunu idi. şimdi ise dizisi geliyor. her ne kadar evreni amazon canlandırmaya girişmiş olsa da işin içinde "the boys" dizisini çeken stüdyo olması iyi bişi gibi geliyor kulağa.
işin açıkçası hikayenin içine sıçılması gibi bir durum pek söz konusu olmayacağından içim biraz rahat. nitekim fallout bir zaman çarkı gibi bir yüzüklerin efendisi gibi kitaba dayanmıyor. belirlenmiş, bariz bir senaryosu yok sayılır. çizilmiş bir ana karakteri de mevcut değil. haliyle tek yapmaları gereken evreni doğru yansıtmak ve oyuncunun o evrende yaşadığı heyecanı hissettirmeyi sağlamak olmalı. haliyle elleri esasen çok daha rahat. ha elbet arka planda oyuncudan bağımsız çok fazla mevzu var elbette ve onlara sadık kalırlarsa ne mutlu bize. ki brotherhood of steel armalı power armor giymiş dayı görmek beni mest etmeye yetiyor zaten.
neyse, lafı uzatmayayım. ne melem bir şey olacağını nisan'da göreceğiz elbet.
bundan yıllar önce yakın zamanda bir diziye ya da filme dönüştürülmesi kaçınılmaz demiştim. yakın zaman kısmı pek tutmamış olsa da gerisi tuttu. fallout/#5014
gelelim dizi nasıl olmuş kısmına. öncelikle bu dizinin geçtiği post apokaliptik evrene benim oyun kaynaklı özel bir hayranlığım olduğu bilinen bir gerçek. haliyle bu dizi hakkındaki değerlendirmelerim ne kadar kıstas olur bilemiyorum. ama diziyi evren hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişilerin bile rahatlıkla izleyebileceğini söylesem yeterli olur sanıyorum. evet benim beğendiğim ve beğenmediğim kısımlar oldu ancak ana hatlarıyla diziye olmuş diyebiliyorum.
herşeyden önce şunu belirtmem lazım, fallout the witcher gibi belirli bir karakteri yönlendirdiğiniz bir oyun değil. evet evrende senaryo içinde belirli karakterler mevcut ancak sizin yönettiğiniz karakter siz nasıl biri olsun isterseniz o. işte o noktada vault'tan çıkan karakterin nasıl birisi olacağı ve dizide yer alan diğer ana karakterlerin durumu biraz şüpheliydi. ama izledikten sonra tüm şüphelerim geride kaldı. herşey hemen hemen olması gerektiği tatta olmuş gibi.
dizi nükleer savaş sonrası bir dünyada geçiyor. ama bu dünya bizim dünyamızdan biraz farklı. yani soğuk savaş yıllarındaki komünist düşmanlığındaki amerika hikayenin geçtiği yer ancak teknolojik gelişmeler o yıllara oranla farklı. haliyle aslında bizim evrenimiz değil de paralel evren gibi düşünebiliriz orasını. nitekim o dünyada bazı şeyler o yıllardaki gerçek dünyadaki gibi olsa da bazı teknolojiler ise bu yıllarda eriştiğimizin bile ötesinde. haliyle bu dünya bizim dünyamız değil diye düşünerek izlemek lazım diziyi.
neyse, sonuç itibarı ile derin anlamlar barındıran bir dizi değil. elbet oyunun verdiği mesajları diziden de almak mümkün ama özünde eğlenceli bir dizi olduğunu hatırlatmak isterim. diziyi çeken ekip the boys'u da çeken ekip olduğundan oldukça hassas izleyiciler için çok uygun bir dizi olmayabilir. bununla birlikte the boys'a kıyasla bu dizide kanlı sahneler yok denecek kadar az diyebilirim.
sözün özü, zaman çarkı'nın özellikle 1. sezonunda ve yüzüklerin efendisi: güç yüzükleri dizisinin bazı kısımlarında sıçıp batıran prime bu kez sıçıp batırmamış. ortaya seyirlik, eğlenceli, güzel bir dizi çıkmış.
muhtemelen dizisi, amazon'un en güzel dizilerinden birisi olan oyun serisi.
fallout ile ilk tanışmam çok alakasız bir ortamda gerçekleşti. galiba ilkokul dördüncü sınıfa gidiyordum. bir oyun dergisi tam sürümünü veya demosunu vermişti galiba tam hatırlamıyorum şu an (gerçi tek cd olduğuna göre tam sürümdü galiba). o zamanlar tabii post-apocalyptic era ne demek, retrofütürizm ne demek hiç bilmiyorum. ta ki 3-4 yıl sonra a boy and his dog isimli filmi izleyene kadar.
işte bu film bende bu konulara bir ilgi başlattı. tekrar fallout oynamaya başladım. fallout sayesinde mad max ile tanıştım. bu sebeple hayatımın bir dönemine iz bırakmış bir oyundur kendisi.
bu sebeple diziye de ilk başta mesafeli durdum biraz. ama a boy and his dog'daki aynı atmosferi hissedince müptelası oldum diyebilirim. sünepe ve içten pazarlıklı vault karakterleri ancak bu kaar güzel yansıtılabilirdi.*
tek oturuşta iki bölüm devirerek izlemeye başladığım dizi. sanırım son yıllarda the boys ve the mandalorian'la birlikte karşıma çıkan en iyi dizi oldu. atmosfer haliyle nefis, oyunculuklar rahatsız etmiyor. amazon the boys'dan sonra gene turnayı gözünden vurmuş olabilir, nitekim güç yüzükleri biraz hayal kırıklığı olmuştu. umarım boka sarmaz.
video oyunları son 10 yılda öyle bir seviye atladı ki herkes dahil olmak istiyor. müzik, sinema gibi sektörleri üçe beşe katlamayı geçtim tek bir GTA oyunu ile tarihin en çılgın seviyelerine çıktı. Bu yolu takip eden diğer firmalar da kendilerine bir yer kapmaya çalışıyorlar. Amazon da benzer şekilde Last Of Us'ın başarısını görerek giriştiği işte önemli bir eşik atladı.
fallout evreni video oyunları açısından kaliteli bir evren ve dizi bunu hikayeyi de gayet yerinde bir şekilde anlatarak güzel aktarıyor. ella purnell tatlılığını konuşturuyor ve kendisini izletiyor.
bitişi ikinci sezon olacak izlenimi verdi ama daha yakınlarda orijinal işleri outer range ' in fişini çektiler. eğer fallout da yeterli ilgiyi görmezse benzer sonu yaşayabilir.
son olarak belirtmeden geçmeyelim "war. war never changes"