1. 1
    Kap kacak satan yer. Evet ne var deyil mi?

    Asıl anlatacağım o değil olm dinle bak;
    Yine bir gün böyle yanımda ışıkla gittik, geziyoruz. Paşa bahçeye de ilk defa giriyoruz ha. Nasıl heyecanlıyız, iki atsız o gün çocuklar gibi şendik, yarabbelalemin nasıl bir orduyu yendik tadındayız.
    Girdik, tabii ki goygoy yapmaya başladık. Etiketin yarısının yarısı kampanyası var. Çılgın atacağız diye bekliyoruz. 15e 10 bir fotoğraf çerçevesi. Yalnızca dört kenarı ve altında tablası var. Tamamı ahşaptan, içi boş, arkası yok. Ahşaplar birbirine oturmamış bile, dokunsan kırılacak ama güzel kaplamışlar, bu yüzden dağılamıyor.
    Ucuz ama, 28 lira. Orijinal fiyatı 112 lira. Sağolsun yarısının yarısına inmiş de biz de bakabilmişiz.

    Bimilyoncu'da 2lisini 1 liraya alacağın tuzluk, 2 lira. Tanesi 2 lira. Çok şükür etiketin yarım yamalağı. 10cm3'lük baharatlık. Kendisi porselen, kapağı ahşap. Kapağını vidalamışlar. Özel bi kapak tutucu ya da ahşap çıkıntısı değil bildiğin düz vidayı almışlar basmışlar kapağa olmuş sana evde acil pratik çözümler. 30 küsür müydü neydi?

    Neyse efenim, geziyoruz içinde dükkanın. Allahım diyoruz, bizi diyoruz nasıl kazıklayabilirler? Nolur diyoruz bik bik yapamayacağımız birşey bulalım ya! Yana yana dönüyoruz dükkanda.
    Tamamen ahşap 10x10x 30cm ölcülerinde bir paket çay saklayıcısı buluyoruz. Aaa ucuz? diyoruz. Yaaaa alalım diye cilveleşiyoruz. Alıyoruz. Gidiyoruz kasaya. İşte dostlar her şey burada başlıyor.
    Ahşap ve kutulu olduğu için, kasadan açılıp kontrol edilmesini istiyoruz. I şeklinde karton bir kutu. İki ucunda kapakları var, onlar da bütün evrenin ve uzaylıların da bildiği şekilde bantlı. Karton lan. İki ucunu aynı hizaya getirip ortaya bant atıyorsun bitti. Öyle.
    Allahım ben ne bileyim kasadaki kızı bu kartonun öleyazdıracağını? Kız kartonun kapaklarını yırtmaya çalışıyor, olmuyor. Bantı çekeliyor eliyle açmaya çalışıyor, olmuyor. Yarabbim bu kutuyu nasıl açacağız ki?
    Demekse diyor kız, kartonun bu kısmı bozuk diyor, dur diyor altını çevireyim diğer kapakları deneyeyim. Kız kartonun kapaklarını yırtmay. Yazamıyorum. :(
    Sonra allah tarafından bir güzellik tecelli oluyor. Kız niye açamadığını anlıyor. Eline makası alıyor! Makası parmaklarına takıyor ve kartonun kapaklarını öyle eliyle tutup yırtmaya çalışıyor. Demek ki kartonun kapaklarının açılması için, elin gerekli şekli almasını sağlıyor bu makas diye düşünüyoruz.
    Makası kullanmamasının başka izahını bulamıyoruz. ağlıyoruz orada biraz. Sonra kız aaa tabi yaa diyor, kartonun kapaklarını kesmeye çalışıyor. Makasın ucuyla azıcık deniyor kartonun ucundan. Biraz da diğer ucundan. Fakat kartonun kesilip, kapakların açılacağını anlayınca endişelenip makas elinde takılıyken tekrar eliyle yırtmaya çalışıyor.
    Korkuyoruz hepimiz. Kapakları açınca gate açılacak ve gul'dan filan hep gelecek sanıyoruz. Ağlıyoruz hep.
    Amma uzattın deme, allah belamı versin kısaltıyorum. Bak yemin ediyorum sana.
    Sonra kız eaaah yeter be! diyor ve bantın ucuna biraz kesik atıyor makasla. Fakat asla kesmiyor tamamını. Diğer ucuna da kesik atıyor. İşte diyoruz! İşte pa'nın labirentini çözüyor!!!! Paşabahçe sallanmaya başlıyor. Kayalar filan dökülüyor yukardan! Hurriiiy hurriiiy diye çılgın atıyoruz!
    Sonra kız makası kendisine zorluk olmasın diye bırakıp kutunun kapağını elleriyle yırtıyor. Banta zarar gelmesin diye.
    Bir mola veriyoruz. Tuvalet hemen karşıda. Abdestimizi güzelce alıp şükür namazına duruyoruz. İki rekat kılıp tahhiyatta bitirip bi tesbihat yapıyoruz.
    Sonra tekrar kasaya gidiyoruz. Artık kapak açılmış, içimiz rahat tabi. Sonra kız kutunun diğer tarafını çeviriyor. Kız biliyor ki iki ucunun da açık olması gerek ki havanın itiş kuvvetiyle ahşap çay paketi saklama kutumuzu çıkarabilsin. Büyük hissediyoruz çünkü. Hamdicim bi yardım et ya!
    Teklif verse adam gibi siktirip gidicez aslında. Vermiyor ipne. Biz de kutumuza gidiyoruz napalım?
    Uzatiyim mi? Hı? Diğer kapağı nasıl açtığını anlatayım istersin? İşte böyle baktı kız gözlerimizin içine :( Ya da niagara gibi yapay şelale olan gözlerimiz öyle baktığını gördü. Şol cennetin ırmakları akar allah deyu deyu, çıkmış islam bülbülleri, öter allah deyu deyu diye içimden ilahi okuyorum ben.
    Konforum yerinde yani. Kız sağolsun kutuyu açtı, ahşap çay paketi saklama kutumuzu çıkardı, içini açtı, boş çıktı. Büyük beklediğimiz için diğer kutucu arkadaşlar aaaaaa dedi. Hamdi ibnesi kıs kıs güldü. Neyse önemli olan kazıklanmaktı dedik, teşekkür ettik.
    Kız kutuyu kutudan poşetlerin saplarını tutamayacak kadar kısa ama tutabilirim umutlarını yitirtmeyecek kadar uzun bi poşete koydu. Bu paradoksun içinde biraz devinim haline girdi.
    Sonra bize biraz daha büyük poşete koyayım isterseniz dedi? Ben anı durdurup, sahne tekrarını izlemek için kayıtlarıma bakacaktım o poşeti istiyorum diye tutturduğum anı bulayım da ağzıma sıçayım diye.
    sonra kızın sesiyle kendime geldim. Yeni poşetimizle yıllarca kayıp olan nenemi bulmuş gibi sarılıp evimize yürüdük.

    Bu hikayenin hepsi gul'dan ibnesinin yeşilli büyüsünün mahsulü olabilir. Ya da ben mahsül olabilirim. Mahsül gul'dangül.