Baya boş bir gün. Sevgilisi olanlar aldığı hediyelerin havasını atar, saplar ise her sene bitmek bilmeyen geyiğini yapar. 14 şubat'ta sokağa çıkmaya, sosyal medyada gezmeye tövbe ettirir.
Bir Efsaneye göre gördüğü zulüm sonucu şehit olan romalı rahip saint valentine'in onuruna adanan gün olan 14 şubat'da kuşların birbiriyle eşleştiğine inanılırmış, böylece aynı gün insanlar da sevgililer günü kartları yollamaya başlamışlar. Hatta bir yaz gecesi rüyası 'nda shakespeare de şöyle ifade eder:
"Günaydın dostlarım, Aşıklar günü geldi geçti, Orman kuşları hala eş seçemedi herhalde?"
Gün ile ilgili bir beklentim yok ama sevdiğim ile ilgili hayallerim şu çerçevede: “ne aidiyet ne itaat... sadece refakat. mümkünse keyifle... ölüm anına dek. hepsi bu”
harika bir teklif aldım. ciddi düşünüyorum. i.hizliresim.com/... şakası bir yana kültürümüze 1990'ların ortalarında girmiş bir kutlama günüdür. neyin kutlandığını da bilmiyorum. seviyorsan her gün seversin. sevgi senede bir gün olmaz. tezahürü de bir gün olmaz. sevgini göstermenin yolu da pahalı hediyeler ve mum ışığı değildir.
sevgililier gününüz kutlu olsun mesajını aldıkan sonra aaa bugünmüymüş, demekki mesajla da kutlanılıyormuş çok da kapitalist bişi değilmiş dediğim gün.
3 yıldır bye geçtiğim gün. mk günü. onun yerine evde oturdum tarrega çalıştım. en çok ne koyuyor biliyor musunuz, sen romantik dönemin ırzına geç ama karşında icra edeceğin bir avrat olmasın. hayat işte.
altmış küsür yaşına geldiği halde hala atlamıyor babam böyle özel günleri. anneler günü, doğum günleri, sevgililer günü ve bilimum belirli gün kendinden sorulur. hediye almaktan sonsuz keyif alır ve mutlaka ufak bir kutlama yapar böyle zamanlarda. özel günler dışında da ufak sürprizler yapmayı seviyor, garip adam. deliye her gün bayram zaten...
az önce telefon etti, birazdan kapıyı çalacağını, benim değil mutlaka annemin gidip açması gerektiğini söyledi, sorgulamadım, peki dedim. ardından kocaman bir buket çiçekle kapıda belirdi. annemin gözler dolu dolu, sarıldılar, koklaştılar. buketin içinden bir gül seçip bana uzattı babam. "sevdiğin uzakta olabilir ama bugün gülümsemen lazım" dedi... gülümsüyorum ben de manasızca. bir güle bakıyorum bir de karşımdaki sevgi pıtırcıklarına...
kapitalizmin oyunuymuş... gerçekten umrumda değil, birbirini böylesine seven iki insan görmek yetiyor bana.
sevin, sevişin, bir güne değil bütün zamana yayın sevginizi. olur ya, altmış küsür yaşına geldiğinizde de sizin çocuklarınız yazsın birbirine sevgiyle bakan gözlerinizi...
Her sene ilk günkü aşkla, heyecanla, çılgınlar gibi kutladığım gün. Ama hediyeye karşıyım. Bol bol sarılıyorum kendime, bi de kolumu öpüyorum, daha samimi.
Sevgiye, sevmeye ve sevilmeye vurulmuş en ağır prangadan ibaret olan bir gündür. Bir güne anlam yüklemek ve o günü hediyeler, şa şalar, balonlar boncuklar ile kutlamak ney ürünüdür düşünülür. Sevginin, özellikle karşılıklı sevginin insanın birbirine en önemli ve en kıymetli hediye olduğu kanaatini taşıyorum. Dün nasıl seviyorsam bugünde öyle seveceğim ve yarında öyle seveceğim. Bir güne özel gösterişle değil her güne özel anlam katan sevgim ile.
Aldığım en anlamlı hediye babamdan geldi. Hem de babamla geldi. “Hediyemi bıyıklı kuryelerle gönderecek değilim. benden al istedim” kaç kilometre gelmiş adam. Sırf hediye vermek için. Akşam uçağına binip gitti sonra. “Evde sevgilim bekler” dedi. Farklı hisler var ya içimde. Çok mutlu oldum. Ailemle gurur duydum açıkçası. Bu his devam ediyor sırf bu yüzden yazıyorum galiba. Hayatta övündüğüm şey ailem benim. bana bahşedildiler. Sevmem çaba harcamadan elde edilen şeylerle övünmeyi ama kendimi durduramıyorum. Diğer her şeyin önüne geçiyorlar. Böyle insanlar tarafından yetiştirilmek günümüz şartlarında zor anlar yaşamama sebep oluyor ama. “Neden kimse beni anlamıyor?” Sorumun cevabı bu insanlar. Nereden anlasınlar. Sevgi mi görmüşler etrafımdakiler. Sevgiyle mi büyütülmüşler? Havamı attım gidiyorum. Birazdan da şu soy bilgimi alayım da yine hava atarım. Çaba harcamadan elde ettiğiniz şeylerle övünmeyin lan.
mahalle baskısının vücut bulmuş hali olan gün. beklentiler tavan yapar. çalışan beyaz yaka kadınlar ofislerinde kimin sevgilisi ya da kocası daha tatlişko yarışı yaparlar. erkekler de normal günde makul fiyata alacakları çiçek ve hediyelere bir kamyon dolusu para dökerler. restoranlarda yer bulunmaz, sevgililer günü özel menüleriyle herkes bir güzel söğüşlenir. bir gün pazarda dolaşırken, pazarcıların aralarında bir konuşmasına tanık olmuştum. biri diğerine "oğlum, ne uğraşacaksın hediyeyle mediyeyle, al sokaktan bir yavru kedi, kırmızı bir kurdele tak boynuna ver sevgiline, mis gibi işte" demişti. ülkenin her kesiminin hediye verme ve hediye alma baskısını hissettiği, illa ki bir aksiyon yaşanmasının gerektiği bir gün.
gün ithal olunca, gül de ithal oluyor demek ki. tanzim satışlarda bulunur mu acaba. ayranı yok içmeye diye başlayan bir atalar sözü vardı. onu hatırladım yine acı acı.
Genel kutlama günlerinden hoşlanmıyorum. Benim için sevgililer günü sevgilimle ilk ilişkimizin başladığı gündür. Anneler günü annemin ablamı doğurduğu gündür. Keza babalar günüde. Annemin anneler günü bir gün değil. Üç kardeşiz ve her birimizin doğum gününde ben anneciğimin anneler gününü kutlarım. Kadınlar günü, doktorlar günü falan bunlardan bahsetmiyorum. Ama özel bir gün olacaksa bu bir anlamı olmalı. Varsa sevgiliniz, sevgili olduğunuz günü kutlayın birlikte ama 14 şubat diğer günlerden hiçbir farkı olmayan sıradan bir gün.
yıllarca el kızına yedirip karşılığını güzide bir şekilde aldıktan sonra bu sene şöyle bir şey yapmaya karar verdim. biraz erken kutlamışım ama olsun, sevgililer gününü bugün sanıyodum. ne yapayım uzağım böyle işlere, düz adam sami'den farkım yok. mutlu oldu ama, ben de mutlu oldum böylece.
Japonya'da kadınların erkeklere hediye aldığı gündür. Bu hediye de genelde kurabiye veya çikolata olur ki er kişi buradan "bu kız bana aşık" çıkarımı yapar.