öldürücü olabilen viral bir hastalık. grip virüsü sürekli mutasyon geçiriyor. belirli bir yaş üstü yaşlıların ve çocukların korunmak için aşı olması tavsiye ediliyor. ve virüsün mutasyonları dikkate alınarak her yıl yeni aşı hazırlanıyor. kızamık filan gibi ömür boyu bağışıklık sağlayan bir aşısı yok henüz. zaman zaman grip salgınları oluyor. batı dünyası büyük bir panik yaşıyor grip salgını söz konusu olduğunda. çünkü batılı bizim gibi balık hafızalı değil. hatırlıyor. birinci dünya savaşı grip salgını yüzünden bitmiş zira. h1n1 virüsünün yol açtığı 1918 yılının ocak ayında başlayıp 1920 yılının aralık ayına kadar devam eden salgın bütün dünyada 500 milyon insanı etkiliyor. 50-100 milyon civarında insanın ölümüne yok açıyor. o dönemdeki dünya nüfusunun yüzde beşi gibi bir oran bu. hastalık, savaşın sürdüğü cepheleri de ağır bir şekilde etkiliyor. savaşacak adam kalmıyor sonunda. cephelerde moral düşmesin diye salgına dair haberler savaşan ülkeler tarafından bir süre sansürleniyor. en nihayetinde savaşta tarafsız kalmış olan ispanya'da bir gazete haber yapıyor olayı. bundan sonra haberler yayılıyor. o nedenle 1918 salgını ispanyol gribi olarak biliniyor. tuhaf şekilde toplumsal hafızamızda hiç izi yok bu salgının. 13. yüzyılda dünyayı silip süpüren kara veba da hiç uğramamış gibi bu topraklara. hadi o çok eski. soma'da madene gömülüp gidenleri de hatırlamıyoruz artık. sadece üç yıl geçti üstünden. hafıza-i beşer nisyanla maluldür diye bir atasözü de yalnızca bizde var zaten. aferin bize.
Bir gece yatmadan tylolhot içip iyice terledin mi bişeyin kalmaz diyen teyzelerimizi dinleyin. Nane limon, zencefil bal bilimum anne ilaçları son derece yeterlidir. Kıçım başım ağrıyor diye ilaç içmeyin. Bağışıklık sisteminiz baskılanmış değilse (kemoterapi görmüyorsanız, steroid kullanmıyorsanız, hiv hastası değilseniz) Tedavisi sadece destekleyici sonuçta bu meretin.
dün bütün gün yatırdı beni. bugün kalktık da nooldu, tek yaptığım ofistekilere virüs bulaştırmak. hep o tombalak oğlumun yüzünden. sürünüyo, sürünyo bana gece yatakta; yetmiyo bi de yüzüme hapşuruyo, olacağı bu. bana bulaştırınca kendi iyileşti tabi tosbaa.
c vitamini bombardımanına tutuyorum ortalığı. portakal suyu, portakalın kendisi, mandalina, limon suyuna biraz kestane balı, biraz da toz zencefil. akşam eve giderken yaş zencefil alayım da ıhlamurla birlikte kaynatayım.
Hastalıkların en haysiyetsizi, en cibiliyetsizi, en sinsi olanı.Çoğunlukla öldürmeyip süründüren bir hastalık.
Üşürsün yatağın içine girersin sıcak basar sonra yataktan çıkmak istersin ve çıkarsın ama o da ne? Hemen tir tir titretmeye başlarsın. Sümük yastığa akar diye yan yatıp uyuyamazsın. Bademciğini cerrahi operasyon olmadan söküp almak istersin olduğu yerden.
Bir de başka birine bulaştırmadan da geçip gitmiyor ibne. Hayır arkadaş beni niye kendi pis oyunlarına alet edip masum insanların başını yaktırıyorsun. Resmen insanların günahına giriyoruz. Bir hastalık olmasına rağmen bir süper kahraman hikayesindeki süper kötünün bütün özelliklerine sahip deyyuz.
7-8yıl önce domuz gribi diye toplumda bayağı bir olay yaşanmıştı. Hastaneler dolup taşmıştı Gerçi halen öle. Şimdiki viruste h1n1 domuz gribidir.
Şimdi kendi önerilerime gelelim. Öpüşmeyim. Tokalaşmayın. (En azından gripli. olduğunu düşündüğünüz kişilerle) Maske taşıyın, takmaktan ve sokakta maske ile dolaşmaktan çekinmeyin. Kapalı ortamları sık sık havalandırın.
Sağlık çalışanları, kronik karaciğer hastalığı, akciğer hastalığı, kronik kalp ve böbrek hastaları dikkat etsin. Kronik steroid ve aspirin tedavisi alan çocuklar dikkatli olsun. İnhaler steroid tedavisi alan çocuklara da dikkat. Gripte ölümler özellikle nörolojik hastalarda. (onlara ayrı bir dikkat). Haa tabii 65 yaş üstü. Dikkat. Aşı zamanı geçti. Artik kasım ayında yatırırız. Grip olunca istirahat, bol sıvı, 1000 mg c vitamini.(portakalın dibine vurun). Gripliyken dışarı çıkacaksanız maske takın. Millete hastalık bulaştırmayın.
birkaç aydır devam eden salgınına yakalanmamak için evden çıkmamanın da bir seçenek olmayacağı hastalık. covid gibi başlıyor (kim bilir hangi varyantıydı tabii): öksürük, düşmeyen ateş, eklem ağrısı, geniz akıntısı+balgam+burun tıkanıklığı, deli gibi halsizlik. ama pcr'da negatif çıkıyor, özellikle akşamları yükselttiği ateş de parol'le falan düşmüyor. ayrıca sanırım bunun bulaşıcılığı en azından covid kadar da değil. bugün 2. gün, evde dip dibeyiz ama bende hiçbir sorun yok, hastada ise belirtiler gün geçtikçe abartıyor.
özellikle ilkokul ve ortaokullu çocuklarda tam bir salgın halinde bu. balkonda sigara içerken sokaktan geçen insanların bile bunu konuştuğunu duyunca emin oldum ("evet, bizimki de ece'den kapmış. zaten hep yan yanaydılar, nasıl bulaşmayacak ki? bu senenin zulmü de bu grip olacak herhalde" dediğini duydum birinin). ablam da "ankara da gripten kırılıyor" mesajını geçmişti bana geçen hafta. zencefilli, ballı, ıhlamurlu, zerdeçallı ve ballı karışımların da pek bi' etkisi olduğunu söyleyemem. varsa yoksa evin tamamını bok gibi kokutuyorlar. öksürükle başlarsa hemen ateş de yaptığı, ateşle başlarsa öksürüğü ateşten sonra yaptığı da söyleniyor. ben sadece tecrübelerimi yazdım.
lake, 2022 grip salgınının göbeğinde hastalanmadan beklerken bildirdi.
sağlığın önemini düzenli aralıklarla hatırlatan hastalık.
covid'in başkalaşmış yüzü olarak 2 yıldır her grip önce öksürük ve minimal dozda ateşle başlıyor. nezleye dönüyor ama ateşi sabit tutarak. sonrasında da hapşırıklar okyanusunda sizi boğarak zaten dengesiz seyreden ateşinizi ve öksürüğünüzü eklem ağrılarıyla taçlandırıyor. bu sırada sesiniz kısılıyor, öksürüğünüz katmerleniyor. geçen 2 yılda buna benzer şikayetleriniz olmadıysa, süper çünkü benim de yoktu ama çevremdeki herkesin semptomları aynıydı. bu sene beni de içine çekti nihayet.
önce öksürükle ve ince ateşle başlıyor. ateşin inceliği sıkıntı değil, bendeki sadece geceleri yükselen, gün içinde size hiç dokunmayan ateş şeklindeydi mesela. yüksek ihtimalle annemlerden kaptım ve onlarınki de böyle başlamıştı. sonrasında ses kısılıyor (bende olmadı), ateş iyice dengesizleşiyor ve gün içine de yayılıyor. öksürük aynı, ciğer delen ya da köpek sesi çıkartan öksürüğe doğru koşar adım ilerliyor. ardından nezle belirtileri geliyor; burun akıntısı var ama çok rahatsız etmiyor, hapşırık var ama bol değil. nezle gribe dönerse, öksürük bünyeyi iyice sarsıyor. ateşi de büyük ihtimalle bu öksürük atakları dengesizleştiriyor. kısılan ses açılmaya başlasa da hem öksürük hem hapşırık atakları konuşmanızı engelliyor zaten. annemleri bu noktada bırakmıştım ben, sonrasında ben devraldım hastalığı işte. annemin sesi halâ düzelmedi, kısılmasının üzerinden neredeyse 1 ay geçmesine rağmen.
baştaki ses kısıklığını, öksürüğü ve ince ateşi ciddiye alın. almazsanız ve benim gibi cereyanda falan kalmaya çalışırsanız, durum berbatlaşıyor. ateşi kontrol altında tutmak bence kolay, eklem ağrılarına da daha önce covid olanların hepsi aşina zaten. ama öksürük, ses kısıklığı, hapşırık fırtınası fena. çok hapşırınca akan gözümü mü, burnumu mu sileyim; yoksa ağzımı mı kapatayım; bilmiyorum. evi iyi havalandırayım derken virüsleri çoğaltıp parti ortamı sağladık göteleklere, iyi di' mi?
dikkat edin kendinize. özellikle bu sıra toplu taşımadaki bütün çocuklar hasta. yanlarında durmayın.