insanların gerçek tanrısı aslında farkında olmasalar da bu kavramdır.
bir belgeselde izlemiştim ; maymunlara para kullamayı öğretiyorlar, yani para karşılığında yiyecek alabiliyorlar filan, zaman içinde para = yemek olgusu iyice oturuyor zihinlerine maymun kardeşlerin. ne oluyor biliyor musunuz ? dişi maymunlar bir süre sonra cinsellik için para istemeye başlıyorlar erkek maymunlardan.
şaka gibi değil mi ama gerçekten böyleydi.. para insanlığın bütün kavramlarını kökünden dinamitleyen, şekillendiren bir kavram. parayla hiç haketmediğiniz halde saygın bir insan olabilirsiniz, adam yerine konabilirsiniz, insanlar sizin saçmalıklarınıza, şımarıklıklarınıza daha fazla tahammül gösterebilir..
ne demiş neyzen teyfik bir şiirinde ; '' s*kilmeyecek m yok, sen yeter ki haber ver paradan '' salt cinsellik ile alakalı durum değil tabi, insan ilişkilerine, kavgalara, küslüklere, savaşlara vs bütün bunlara neden olan şeyin altında bu nalet '' para '' denilen kavramın olduğunu göreceksiniz..
miktarı büyük olanları kağıttan yapılıyor, çok kolay yırtılabilecek ya da yanabilecek olmasına rağmen, (bir film dışında) kimse tarafından yırtıldığını ya da yakıldığını hiç görmediğim kağıt parçası ya da yuvarlak maden.
postmoderniteden payini o da almistir. on degil belki yirmi yila tum dunya ortak kullanacagi bitcoin forku sanal para birimine gecebilir. dugunlerde artik sifre takariz damatla geline.
zaten elinde olan için arttırması çok daha kolay olan nesne. farkında değiliz ama, durum bu.
şimdi şöyle hayal edelim. iş hayatına yeni atılan üniversite mezunu bir insansınız. şansınız yaver gitti ve aylık 5,000 TL ücret veren bir işte çalışmaya başladınız. hem de yeni mezun olarak. bu parayı tabi istanbul gibi bir şehirde alabilirsiniz. yılda 60,000 TL ile kariyer başlangıcı, istanbul şartlarında yaşamak için çok çok iyi. aylık 1,000 TL ile güzel bir ev tuttunuz. faturalar var. elektrik 70, su 30, doğalgaz 120, telefon 30, internet 50 lira diyelim. 300 lira da faturalar yapsın. yiyecek masrafı. sabah 5 lira, öğlen şirketten, akşam 35 lira desek. günlük 40 lira harcanır. hafta sonları biraz daha fazla olursa. günlük 50 liradan hesaplarsak. ayda 1500 lira günlük yiyecek içeceğe gider. haftada bir içmeye gitseniz, ayda yaklaşık 500 lira da öyle eğlenceye harcanır. ne yaptı? 1000 + 300 + 1500 + 500 = 3,300 lira. ulaşım giderimiz yok diyoruz. işe servisle gidiyoruz. e üst baş? yahut diğer alışverişler? evimiz eşyalı mıydı? eşyalıysa kiraya 300-500 daha koyucaz. eğer değilse taksit ödüyor olacağız. diğer alış verişlere de biraz koysak, her ay elimizde kalacak fazladan para 500 lirayı geçmez. yani, aylık 5,000 TL maaşla, kenara ancak 500 lira koymak mümkün. o da mümkün olursa eğer.
yıllık 60,000 lira ücretli bir işte, yılda 6,000 lira biriktirebiliriz yani. bir ihtimal. hadi sıktık diyelim. yıllık 10,000 TL birikti. her yıl %10 ücret artışı sağlasak. ilk yıl 10,000, ertesi 11,000, ertesi 12,500, ertesi 14500... arada terfi etsek. ücretimiz birden artsa? kenara koyabileceğimiz para 20,000 olsa. sonra 23,000, devamında 26,000 ve devamında 30,000. kaç yıl oldu? 8 yıl oldu, eşek gibi çalıştık, güzel de yaşadık, kenarda da 147,000 TL para birikti. faizi maizi ile 175,000 olsun. istanbulda hala 1+1 ev alamıyorsun...
kölenin bileğindeki prangadır para. namusuyla kazanmak isteyen için kazanması gerçekten çok zor. biraz vicdanı olanın, kazansa bile biriktirmesi daha zor...
işte bu yüzden genelde doğuştan şanslıların yahut doğuştan şerefsizlerin cebinde gani gani bulunur bu meret. canıyla başıyla çalışan ise, kenara 1 milyonu, ömrü boyunca iyi işlerde çalışırsa koyabilir.
peki cebinde şu an 1 milyon olursa ne olur. bankaya yatırsan ayda 8,000 lira faiz alırsın. sıkışandan gayrimenkul alsan, 200 bine aldığını 220 bine satıp, ayda 5,000 TL çalışanın bir yılda kenara koyamayacağı parayı bir alım satımda kazanırsın.
benim anlamadığım ise, zaten ardından gelen 10 nesle yetecek kadar malı götürenlerin dinmek bilmeyen kazanma hırsı. anlamıyorum. işte bu noktada, yaratılış mevzusu gerçek olsun istiyorum. belki gerçektir, belki gerçek olduğuna inanmamız ve adaletsizliğe göz yummamızdır istenen sadece.
çalışma karşılığı elde edilen ekonomik değer. kazanmak zorundasındır, kazanırsın. elde tutması zordur. harcama konusuna gelirsek sadece bir araçtır, daha fazlası değildir ama ihtiyaçtır. yokluğunda çaresizsinizdir varlığı da istediğiniz çareyi vermez belki. insanları standartlara ayırır aynı zamanda. köle, köpek, fahişe, soylu falan yapar hatta. zenginseniz çok değer görürsünüz bu ülkede değilseniz kimse sizi adam yerine koymaz. iğrenç bir toplumuz evet. asıl sorun da paranın satın aldığı insandır aslında. para için her şeyi yapabilecek insandır sorun. para için yırtınırken kaybettiklerinizin geri dönüşü olmaz.
Bizim arkeoloji hocasi anlatmisti... bunlar lidya kazisindalar... bir tane de servis soforu var...salca oluyo ise karisiyor... buna da bir firca veriyolar git sen surda oyna hesabi baslarindan atmak icin. Dunyanin bilinen en eski parasini bu herif buluyor.
bir para biriminin değerini temelde 5 unsur belirler.
1 - enflasyon : eğer ülkede yüksek enflasyon varsa ülkenin parası, enflasyonu az olan ülkenin parası karşısında değer kaybeder.
2 - faiz oranları : ülke parasının faizi yüksekse, yatırımcıya çok daha fazla gelir kazandıracağı için faizi düşük ülkenin para birimine karşı değer kazanır. Yani yatırımcı daha çok kazanır halka büyük bir şemsiye girer ve o şemsiye açılır. Bu arada enflasyon yüksekse faiz oranının yüksek olmasını olumsuz etkiler.
3 - cari açık : eğer ithalat ihracattan fazla ise ülkenin para birimi döviz karşısında değer kaybeder. Çünkü ithalat da kullanılan para birimi dövizdir. ülkenin ihraç ettiği ürün, ham madde ve çok az da olsa tarım ürünleri olunca ve ithal edilen ürünler ara ürün, ileri teknolojik ürün ve tarım ürünleri olunca Cari açık fazla olur.
4 - kamu borcu : yüksek kamu borcu enflasyonu arttırabilecek bir etkendir. bir devletin iç ve dış borçlarının tümünü ifade eder. ülke bu borcu ödemek için para basabilir. Bu da ülke parasının değer kaybı ve yüksek enflasyon demektir.
5 - istikrar ülkenin politik ve ekonomik istikrarı : yatırımcı için önemlidir. Yatırım olursa para değeri artar olmazsa azalır bu kadar basit.
paranız olunca kadınlar çevrenizde olur, yalan değil. ama sevgiyi para satın alsaydı şövalyelerin çocuklarını taşıyan kraliçeler olmazdı tarihte. bu da böyle bir gerçek.
kadınlar krallarla evlenir ama şövalyelere aşık olurlar.
başlangıçta kıymetli madenler karşılığında verilen bir belge idi. bu belgeyi güvenilir kişi ve teşkilatlar düzenliyordu. zamanla kıymetli madenler karşılığı bu belgeyi düzenleme işini devletler devraldı. yani devletler, kendi kasasında sakladığı kıymetli madenlerin, çoğunlukla altının karşılığı olarak para bastı. birinci dünya savaşında ise bu düzen bozuldu. en son olarak, amerika'nın da doların arkasındaki kıymetli maden rezervlerini kaldırması ile dünyada dolaşan tüm para birimlerinin tek karşılığı o parayı basan devletin itibarı ve ekonomik gücü oldu.
şimdi, sen yasama, yargı ve yürütmeyi tek elde toplarsan, yani güçler ayrılığı ilkesini çiğnersen, bu senin ülkeni diğer ülkeler nezdinde daha az güvenilir hale getirir. çünkü sana yatırım yapacak olan potansiyel kaynak, tek el tarafından yönetilen bir sisteme güvenemez. haliyle böyle bir sistem, giderek itibarsızlaşır. elbette itibar kaybetmeye sebep olan diğer hadiseleri söylemiyorum şu an. ekonomik güç için ise bir şeyleri üretip dışarıya satmak gerekir. yani, cari açık vermemen, cari fazla yaratman gerekir. örneğin 50 yıl önce seninle aynı seviyede olan güney kore gibi bugün tüm dünyada peynir ekmek gibi satılan samsung gibi bir markaya sahip olman gibi. o tek ihracat kalemi bile senin cari açığını kapatabilir. ama kg birim değeri düşük ürünler satarak bunu kapatamazsın. yani adam 150 gramlık çoğunluğu plastik bir cihazın kilogramında 5000 euro kazanıyorken, sen kg değeri 5 euroya kumaş satarak rekabet edemezsin. neyse konu dağıldı.
özeti şu, bir ülkenin para biriminin değeri o ülkenin güvenirliği, itibarı ve ekonomik gücü ile ilgilidir. senin elinde hiçbiri yok ise trump tweet attı diye saçmalamanın manası yok. sen bunları sağla, trump götünü yırtsa da paran değer kaybetmez. nitekim değer kazanan dolar değil, değer kaybeden senin parandır.
İnsani motivasyon aracıdır. İnsanlara para vererek istediğinizi yaptırabilirsiniz ancak bir süre (!) geçici süreli bu teşvik insan psikolojisinde aldatmaya neden olur zaman ilerledikçe performansı ve memnuniyeti düşürür.
üzerinde belirtilen değer kadar, verdiğiniz kişi üzerinde size karşı mal, hizmet, iş borcu oluşturan madeni, kağıt ya da sanal birimler bütünü.
paranın çalışma sistemini düşünelim, birine 50tl verip karşılığında 50tl değer biçilmiş bir hizmet/mal alırız, başta bu 50tl yi de para sahibine aynı şekilde 50tl değer biçilmiş bir hizmet/mal sağlayarak kazanırız. aslında herkes elindeki parayı çıkarıp, "işte bu parayı istiyorsan, bu paranın karşılığında bana hizmet/mal sağlayacaksın, borcunu ödediğinde bu borç seneti senin eline geçebilir" demektedir. elinde parayı tutan kişiye, hep o para miktarı kadar hizmet veya mal borçlanırız.
bu, paraya farklı bir yaklaşım olabilir. eskiden para, insanların varlıklarını simgelerken bu açıdan yaklaştığımızda insanların borcunu simgeleyen bir konsept haline gelir. insanlığın elinde tuttuğu toplam para miktarını düşünün, bunun elinizde olmayan kısmı sizin insanlığa olan borcunuzdur. insanlar doğduğunda bu borç ile doğarlar ve günümüz sisteminde de bu borcu ödemek uğruna hayatları boyunca çalışırlar. ne kadar paranız olsa da karşınıza biri çıkar ve elindeki parayla sizin ona o kadarlık bir hizmet borcunuzun olduğunu ve bunu mal veya iş olarak karşılamanız gerektiğini söyler. eğer elinizdeki paranın tükenmesini engellemek ve insanların size olan borcunu arttırmak istiyorsanız siz de bu teklifi kabul edersiniz, ki çalışmak dediğimiz eylem de budur aslında. bu fırından ekmek alırken de böyledir, interaktif sözlüklere girerken kullandığınız internet hizmetini alırken de böyledir. doğduğunuz andan beri tüm insanlığa borçlusunuzdur ve hayatınız boyunca çalışsanız da bu borcu ödemeniz mümkün değildir. bu açıdan yaklaşıldığında bu borç döngüsünü yok etmek için ya parayı tamamen yok etmek gerekir ya da tüm parayı tek bir elde toplamak gerekir, ki bu da tüm insanlığın tek bir insana borçlu olması anlamına gelir, insanlar o kişiden parayı alabilmek için çalıştıklarında ve borçlarını ödemeye başladıklarında o insan da elindeki gücü kaybetmeye başlayacak ve yine her şey baştaki haline dönecektir.
ve ne yazık ki, asla ödeyemeyeceğimiz borçlar altında doğduğumuz bu sistemde döktüğümüz her alın teri henüz doğmamış insanların borçları haline gelmeye devam edecektir.