1. hissel algı eşiği düşük, diğer bir deyişle bir başkasının hislerini, ruhunu kolayca okuyabilen, birebir ne hissettiğini anlayabilen, larıyla nin sınırlarını aşmış kişileri ifade eden terim.

    empatlar, karşısındaki insanın ruh halinden anında etkilenip onunla birlikte aynı hisleri yaşamaya başlarlar. ruh halleri kendilerinden bağımsız biçimde karşısındaki kişinin yansımasıdır. çok mutlu oldukları bir anda üzgün bir insan görürlerse anında kabuğuna çekilip sanki üzüntü veren olayı kendileri yaşamışcasına derin bir üzüntü duyarlar. çoğu empat bu kavramdan habersiz olduğu için kendisinin sadece "aşırı hassas" karakterde olduğunu düşünür. halbuki doğuştan gelen bir yeteneğe sahiptir.

    * empatlar sadece yakınındaki insanlara karşı empati duymazlar. yeryüzünde var olan her canlıyla -uzak yakın fark etmezsizin- empati kurabilme özelliğine sahiptirler. sessiz sakin yapıları, iyi bir dinleyici olmaları, kendisinden çok başkalarının duygularına odaklı olmaları, aşırı hassas olmaları ve beden dilini iyi okumaları en belirgin özellikleridir.
    #18266 carmen | 8 yıl önce
    0unvan 
  2. başkalarının hem fiziki hem de mental durumlarını kendinde hissedebilen, o duyguları paylaşıp semptomları birebir yaşayabilen kişilere denir.
    bazı özellikler:

    -kalabalık ortamlarda bulunmak kimi empatlar için büyük sıkıntı olabilir. etraftan gelen olumlu-olumsuz tüm duyguları deneyimlemek kolay değildir ve bu nedenle mümkün olduğu kadar sessiz ve insansız ortamlarda daha rahat hissederler.
    -şiddet, vahşet, acı gibi can acıtıcı görüntüler izlemek ya da bu tarz görsellere maruz kalmak dayanılmaz olabilir. bu sebeple bir çok empat televizyondan ve gazetelerden uzak durma eğilimindedir.
    -duyguları sünger gibi çekiyor olmanın yanı sıra bu olumsuzlukları yaşayan insanlara yardım edememek en çok can sıkan durumdur. bu nedenle empatlar tanımadıkları insanlarla dahi kolaylıkla iletişim kurup ufacık bir sohbet eşliğinde bile güzel enerjilerle karşısındakini iyi hissettirmeye çabalar.
    -çoğunlukla bir şeyi söylenmeden önce bilir, düşünülmeden önce hissederler. ve özellikle sevdikleri kişilerin yalan söylediğini bilmek yıkıcı olabilir. yalan, çikolatalı brownienin üzerine serpiştirilmiş tuz tadındadır ve ne kadar pudra şekeri dökersen o kadar çirkinleşir.
    -empatlar genellikle dert küpleridir. tanıdığı ya da hiç tanımadığı insanlar en derin sırlarını çekinmeden empatlarla paylaşır. sorunlar kendi sorunları kadar gerçek hale gelir ve yeteneklerini geliştirmemiş bir empat için bu durum fazlasıyla zorlu olabilir.
    -metafizik olan her şey empatlar için ilgi çekicidir.
    -kronik yorgunluk sorunu en yaygın ve en sık karşılaşılan durumlardandır. çevreden maruz kalınan duygu rüzgarı daimi bitkinliğe sebebiyet verebilir.
    -çoğu empat alkol ya da uyuşturucu gibi madde kullanımına meyillidir zira kimi zaman tüm duyu organlarını bloklama ve yalnızca iç dünyaya odaklanma ihtiyacı hissederler. bu kendini koruma içgüdüsünün farklı bir tezahürüdür çünkü çoğunlukla bu bağımlılıkların farkında dahi değillerdir.
    -empatların büyük kısmında bir sanat dalına yetenek ya da ilgi bulunur. duyguları farklı yollarla ifade edebilen her şey güzeldir ve kimi empatlar müzikteki acının rengini, bir tablodaki mutluluğun tadını hissetmekten keyif alırlar.
    -doğaya, ağaçlara, hayvanlara, taşlara, gökyüzüne kısacası var olan her şeye aşıklardır. hayvanlarla ve kimi zaman bitkilerle iletişim kurabilirler zira bunun insanlarla konuşmaktan pek de bir farkı yoktur.
    -keyif almadıkları ya da ilgilerini çekmeyen bir görev yapmak empatlar için neredeyse imkansızdır. teşvik edilmezse çabucak hevesleri kırılabilir.
    -empatlar seyahet etmekten, yeni yerler/insanlar ve duygular keşfetmekten ve maceradan büyük keyif alırlar.
    -kaos empatlar için tahammül edilemeyecek bir kavramdır. dağınıklığın dahi bir düzeninin olduğu şu evrende kaotik durumlar kişiyi çıkmaz sokaklara yönlendirip nefessiz bırakabilir.
    -empatlar çok iyi dinleyicilerdir. çoğunlukla kendileri hakkında konuşmaktan hoşlanmazlar ancak dinledikleri kişiyi gerçekten önemser ve yardımcı olmak için destekten kaçınmazlar.
    -egoist ve ben merkezli kişiler empatların iletişim kurmakta en zorlandığı karakterlerdir. başkalarının duygularını görmezden gelip yalnızca kendilerini göz önünde tutmaya çabalayan insanları anlamakta zorlanırlar ve bu karakter yapısına sahip insanlar hali hazırda yardım almayı reddettiklerinden, empatlar genellikle kendilerinden uzak durma eğilimindedirler.
    -negatif enerjileri hissedebildiklerinden antika ya da ikinci el eşyalardan uzak dururlar zira eşyanın önceki sahibinin yaşadıklarını hissedebilmek her zaman kaldırılabilecek bir deneyim olmayabilir.

    özetle, empatlar uçsuz bucaksız bir duygu denizinde yüzmektedir ve doğru yönlendirme ve kendi kendini eğitme yöntemleriyle birlikte o denizde hayatta kalmayı öğrenmeye çabalamaktadırlar.
    #78537 the fool | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    4unvan 
  3. (bkz: )
    #78542 wtf | 7 yıl önce
    0unvan 
  4. isac asimov kurgusunda karakteri empattır. karşısındaki kişinin duygularını okuyabilir bunun ötesinde manipüle edebilir. vakıf projesini iki kitap boyu sekteye uğratmış bir karakterdir.
    #78547 laedri | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    0unvan 
  5. bunun böyle özel bir kavram olduğunu öğrenene dek herkesin bu şekilde hissedip düşündüğünü sanırdım, ben de bunlardan biriyim. sanıldığı kadar kullanışlı, işe yarar, manipülatif bir şey değil, genelde acı çekiyoruz.

    Bir ortama girdiğimde o ortamda birbirinden hoşlanan iki kişiyi, daha onlar birbirlerinden hoşlandığını fark etmeden ayırt etmişliğim oldu, hem de bir kez değil, birçok kez. yine bir ortama girdiğimde, o ortamda hoş karşılanmadığımı, ya da başka birinin hoş karşılanmadığını ilk saniyede algılayabiliyorum. bir fotoğrafın çekim açısından, fotoğrafta gösterilmeye çalışılan şeyi, eğer tanıyorsam fotoğrafçının ne düşündüğünü fark edebiliyorum. yine daha önceden birkaç örnek cümlesini okuduğum bir kişinin yazım stilini, bambaşka bir ortamda, farklı bir takma adla yazsa da, anonim olsa da seçip o kişinin aynı kişi olduğunu hemen çözebiliyorum, bunu yakalayıp söylediğim, kendisini tamamen anonim sanan bir kişinin ağzını açık bırakmışlığım vardı. bunlar ilginç olan kısımlar, daha çok bilinen, klişe şeyler de zaten allahın emri: başka bir insanın acısını yüreğimde hissedip onun yerine, onun kadar üzülebiliyorum. bir insanın bana karşı negatif hisleri olduğunda bundan, normal bir insandan daha çok sıkıntı duyuyorum çünkü normal insanlar o hisleri, karşılarına konulmadığında anlamayabilirlerken ben, gülen bir yüzün, sıcak bir tavrın altındaki negatifi de duyumsayabiliyorum. sözlerin altındaki gizli anlamları, davranışların altında yatan temelleri çok daha net seçebildiğim için, kişilerin bazen kendileri farkında bile olmadan yaptıkları şeylerden kırılabiliyorum. bunların da bana dönüşü her zaman "sen fazla alıngansın, sen kırılgansın, bu kadar ince düşünme, niyet okuma..." diye suçlama şeklinde oluyor, hatta ben bunun bana böyle döneceğini bile adım gibi biliyor oluyorum.

    fakat haklılar, empat niteliklerine sahip birinin hayatına normal bir şekilde, işlevsel biçimde devam edebilmesi için tam olarak bunu yapması gerekir: niyet okumayı bırakmak. ile beraber yürüyen bir unvan bu zaten, normal bir insanın döktüğünden on kat daha fazla gözyaşı dökebilen bizler, başkalarından etkilenmemek için kafamızın içinde değil, gerçek donelerle, gerçek verilerle yaşamalıyız bu dünyada. okuduğumuz niyet doğru olsa bile, biz belki de o niyeti henüz gerçekleşmeden okuyoruz zira, kendi kendini gerçekleştiren kehanete dönüşüyor sonradan, iki taraf da kaybediyor. suizan, normalde bile insana bir şeyleri kaybettiren bir olay, düşmanlığı körükleyen, yıkıcı bir davranış biçimi. bir de empatsanız, aşırı hassas kişiliğe sahipseniz cehennemde yaşamanıza sebep olur. hüsnüzan, genelde "saflık, enayilik derecesinde iyi niyet" değilse kazandırır, yapıcıdır, en azından cehennemden çıkarır.

    bu konuda az önce eşimle sohbet ederken "keşke bu doğaüstü gibi bir şey olan gücünü acayip bir şekilde kullanabilsek," dedi, bu girdiden sonra gidip marvel'e e-posta atıyorum, yeni sinematik evrende empat taro olarak karşınıza çıkacağım, küçük çocuklarla iyi anlaşabilip yaşlıların hemen gözüne giren, insanların birbirinden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayan, yazılı üslubu hemen tanıyan bir süperkahraman olarak, evet.

    #221484 taro | 4 yıl önce
    0unvan 
  6. daha önce de bu kavramı tanımlarken burada da yazmışım, bir ortamda birbirinden hoşlanan iki kişiyi, daha onlar bile bunun farkında değilken derhal sezebiliyorum diye. bunu ekrandan da sezebiliyormuşum. daha önce izlerken ile 'nin karı koca olduklarını bilmeden sadece bir sahnedeki minicik belirsiz bir temas ve mimikten "aa bunlar gerçekten birbirini seviyor bence," demiştim, film bitince baktığımda evli olduklarını görmüştüm. aynı şekilde izlerken, bir sahnede 'ın yoğun bir duygu göstermesi gerekirken ağladığında sümüğü de aktı, o sümüğü sahneyi kesmeden içtenlikle elinin tersiyle yok ediverdi, bu sahnede "bunlar kesin birbirlerine aşık olmuşlar haha, bu hareketi içten gelmeden yapmak mümkün değil, haydi onu geçtim bu hareketi biri sana yaptığında rahatsız olmaman mümkün değil, adam da doğallıkla karşıladı," dedim ve yine bam, film bittiğinde ikisinin evli olduklarını ve hatta tam da bu filmin çekimlerinde aşık olduklarını öğrendim.

    bu iki çiftte ikisini de ekranda, perdede gördüm ve yorumlarımı o şekilde yaptım, oysa bir arkadaşımın, başka bir arkadaşımın fotoğrafını çekerken, daha doğrusu bir toplulukta herkesin fotoğrafı çekilirken o kişinin fotoğrafına gösterdiği özenden, fotoğraflara bakarken o kişiden hoşlandığını da anlamıştım, geçenlerde bunu da ikiledim: izlerken, 'in ölüm hakkındaki ilk uzun monologu bittiğinde, nefessiz kalmıştık ve eşime dönüp "ben sana bir şey diyeyim mi, bu yönetmen, bu kadınla çalışmayı seviyor ya, bence dahası da var, bu yönetmen bu kadına aşık, bu kadınla evlenmek istiyor, öyle değilse ben de bir şey bilmiyorum," dedim, yine dizi bitince baktık, aha bunlar da ile evlilermiş. inanın sadece kadını ne kadar güzel gördüğünü görebildiğim için hissettim o sahnede.

    ve hatta empatlık, bir yerden sonra bulaşıcı da olabiliyor, toplamda sekiz yıldır birlikteyiz, eşim normalde başkaları üzerine hiç kafa yormaz, hiç çıkarım yapmaz, ben yaptığımda güler geçer. mike flanagan ile kate siegel'in birlikte fotoğraflarına bakarken "'a da bakalım, onu hiç görmedim ben," dedi, biraz öncesinde hamish linklater ile eşinin fotoğraflarına da bakmış, "bak sen gibi, fotoğraf çekilirken iyi çıkmaktan ziyade karısını güldürmeye odaklanmış, komik görünmeyi önemsemiyor," demiştim, flanagan ile siegel'in fotoğraflarında da siegel'in hamile olduğu bir fotoğrafta flanagan'ın gururlu yüzüne gülmüştük. james wan'ın google görsel sonuçlarına bakarken yanında bir hanım olduğunu gördük. ben "aa bu da bunun karısı sanırım," dediğimde eşim "yok be, en fazla kız arkadaşıdır, hatta kız arkadaşı bile değil, damı bile olabilir bu gece için özel, aralarında hiçbir bağlantı yok, diğer evli çiftlere bak, aralarında ortak dil oluşmuş, fotoğraflarda birbirlerinin yanında şebeklik yapıyorlar, birbirleriyle gurur duydukları yüzlerinden belli, gözlerinin içleri gülüyor ve rahatlar, bunlar birbirlerinin yanında emanet..." dedi, daha o fotoğraflar çekilirken james wan ve o aktris hanım da flörtleşmeye yeni başlamışlar, aralarında ortak dil kurulmamış gerçekten de. kimsenin hiçbir şeyiyle ilgilenmeyen adamı fotoğraftan çift terapisi yapacak kadar empatlaştırdım, eyvahlar olsun.
    #268800 taro | 3 yıl önce
    0unvan