kendi dnası olduğundan insan hücresinde kendi kendine bölünüp çoğalabilen tek organeldir. bu özelliği sebebi ile kendi kalıtsal hastalıkları da mevcuttur. zigot oluşurken mitokondriler yumurtadan gelir. bu sebeple mitokondrial hastalıklar mendeliyen kalıtım değil anneden geçen anlamı taşıyan maternal kalıtım gösterir.
bazı mitokondriyal hastalıklar şöyledir: leber herediter optik nöropati melas merrf (miyoklonik epilepsi + ragged red fibers) leigh sendromu
bu hastalıkların hepsi anneden geçer. mesela leber herediter optik nöropati çift taraflı körlük yapar. melas ise inme yapar.
bu organelin nasıl enerji ürettiğini kemiosmotik teori açıklar. biz glikozu glikoliz ve krebs döngüsünde yıkarken ortaya substrat düzeyinde fosforilasyonu saymazsak sadece nadh ve fadh2 adlı elektron pilleri ortaya çıkar. bu pillerdeki elektronlar etz sistemi ile mitokondri iç zarından geçirilirken protonlar dışarı atılır ve ortaya elektriksel bir fark ortaya çıkar. tıpkı nöronlarımızda oluşan aksiyon potansiyeli gibi.
artı yük eksi yükü çeker, protonlar çok güçlü bir şekilde içeri girmek isterler, içeri geçerken yarattıkları enerji ile atp üretilir.
eğer mitokondri iç zarı protona karşı geçirgen olsaydı atp üretemez, bu enerjiyi ısı olarak dışarı çıkarırdık.
işte bu işe yarayan bazı hayvanların kahverengi yağ dokusunda bulunan termogenin adlı bir madde var. bu voltaj farkından atp değil ısı üretmesini sağlamak için mitokondrilerin zarını protonlara geçirgen hale getiriyor ve hayvanlar soğuğa karşı kendilerini koruyabiliyorlar.
düşük doz aspirin ateş düşürür ama yüksek dozu ateş yapar. işte o da bu sebeple oluyor. yüksek doz aspirin mitokondri iç zarını protonlara geçirgen hale getirdiğinden ateş yapıyor.
"soy babadan gelir" diye düşünenlere kapak olan organel.
Yamuluyorsam düzeltiniz, ilk insanın dünyaya nereden yayıldığını anlamak için yapılan çalışmalar mitokondriyal DNA üzerinden yapılıyor. Çünkü insanın kendi dna sı hem anneden hem de babadan gelen genler ile harmanlanmış.