6 yıl boyunca günde 2 paket camel içtikten sonra, 6 yıldan biraz fazla zaman önce başardığım eylem. işin benim açımdan en şaşırtıcı yanı, sigarayı bırakmanın beklediğimden çok daha kolay olmasıydı. bana sorarsanız, kilo vermek daha zor.
şunu da belirtmeliyim, gerçek bir tiryakiydim. sigarayı bıraktıktan sonra kendi zulalarımı patlatıp durdum. bütün çantalarımdan, iş yerindeki çekmecemden, evin garip garip yerlerinden, bavulumdan üçer beşer sigaralar, çakmaklar çıktı. zaten içtiğim süreçte bir kere bile sigaramın bittiğini, yanımda sigara olmadan belli bir süre geçirmek zorunda kaldığımı hatırlamam. bu nedenle ilk önerim, sigara bırakmaya niyetliyseniz dip köşe arayın, elinizdeki bütün sigaralardan kurtulun.
sigara bırakmadan önce kahveden ve içkiden keyif alamayacağımı düşünüyordum. kısa süreli başarısız sigara bırakma teşebbüslerimde, kahveyi ve içkiyi de sigarayla beraber bırakmıştım. başarılı olduğum sigara bırakmamda ise tam tersini yaptım ve çok faydasını gördüm.
sigara bağımlılıktır. aynı zamanda da alışkanlıktır. kahvenin içkinin yanında, mola verdiğinizde, yemeklerden sonra sigara içmeye alışırsınız. içmediğinizde boşluk hissi oluşur. bu hissi aşmanın en iyi yolu sigarayla beraber yaptığınız şeyleri yapmaya devam etmektir. zamanla biranın sigarasız da çok lezzetli olduğunu, kahvenin sigarasız da nefis koktuğunu fark edersiniz. bu nedenle, sigarasız çay, kahve, içki içmeye çalışın. 2-3 hafta içinde yanında sigarayı aramaz olacaksınız. bende böyle oldu en azından.
sigarayı bıraktığımda vücudum, oh be zehir gelmiyor, o zaman bir bahar temizliği yapayım demiş, balgam problemi baş göstermişti. bir hafta kadar devam edecek bu süreci daha rahat atlatmanız için balgam söktürücü bir şurup kullanmanızı öneriyorum. çeşitli bitki çayları da içmiştim, iyi gelmişti.
ilk 2-3 hafta, vücuttaki nikotin seviyesinin düşmesi nedeniyle fiziksel yoksunluk yaşayacaksınız. bu süreçte semptomları en hafif şekilde atlatmak için kendinize ilgi çekici bir meşgale bulun. ben deli gibi sitcomlara vermiştim kendimi.
sigara bırakma işini içselleştirene kadar sigara içilen ortamlardan kaçının.
çok stresli, gergin bir döneminizde bırakmaya çalışmayın. nispeten rahat bir zaman dilimini bekleyin; ancak çok da ertelemeyin.
açık havada zaman geçirin, çok yormayan sporlar yapın. hem vakit geçecek, hem vücudunuz yorulduğu için daha uzun süre uyuyarak canınızın sigara çektiği zamanı kısaltacak, hem de nikotinin vücudunuzdan daha hızlı uzaklaşmasını sağlayarak fiziksel bağımlılığınızı daha kısa sürede atlatacaksınız.
partneriniz de sigara içiyorsa, bırakmayı beraberce deneyebilirsiniz, daha etkili olacağını sanıyorum, ama bu konuda deneyimim yok. yine bunun bir bağımlılık olduğunu kabul edip profesyonel yardım almayı da düşünebilirsiniz, ancak ben almadım.
"bırakalı yıllar oldu, hala rüyalarımda sigara içtiğimi görüyorum, sigarayı çok özlüyorum" diyenler sigaraya psikolojik bağımlılıklarını aşamamış kişiler. ve onlar için çok üzgünüm; çünkü ne kadar zor olabileceğini tahmin ediyorum. ancak işin bu boyutuyla ilgili tavsiye veremeyeceğim; çünkü ben 3-4 hafta kadar süren fiziksel bağımlılığı atlatma kısmından sonra sigara krizleri yaşamadım. bu açıdan gerçekten çok şanslıyım. ancak kendinize birkaç hafta içinde aslında fiziksel olarak sigaraya ihtiyaç duymadığınızı telkin ederseniz, psikolojik bağımlılığınızı aşmanıza da olumlu etki yapacağına inanıyorum. sigarayı bırakmak isteyen herkese kolaylıklar dilerim.
yüzlerce yöntemi vardır. bende işe yarayanları anlatayım
1- saatlik pencerelerde içmek:
eğer tablo, veri, plan seviyorsanız, rakipsizdir. "saatten bir tane" diye başlarsınız. bu, aklınıza her estiğinde üstünkörü sigara yakmanızı engeller. (bu meselenin önemini ikinci maddede açacağım). her gün, bu pencereyi büyütürsünüz. 15 dakikalık aralıklarla artırın (ilk gün saatte bir, ikincide 1 saat 15 dakikada bir, üçüncüde 1.5 saatte bir vs.) sonunda günde bir sigaraya düşersiniz.
dezavantajı, gününü bir excel tablosuyla, saatle geçirmek. haftalık planın önünde olacak, ona bakarak takılacaksın. ofis işi yapana kolay. artık gün boyu telefona baktığımız için çok daha kolay. (bkz: zaman yönetimi)
ha önemli nokta, bir pencere kaçırılırsa, onu gitti kabul edip içmemek. 10'da sigara içemediysen, 11'de 2 tane içmeyeceksin. 11 penceresinin hakkı hala bir sigara.
2- üzerine düşünerek, özene özene sigara içmek:
yeni yöntemlerin çoğu bu ilkeyi bir şekilde kullanıyor. amaç otomatikleşmekten çıkarmak, zen meditasyonu gibi içmek. kül tablan tertemiz olacak. sigara arası veriyorsan telefon, muhabbet keseceksin. paketten çıkartırken elinle tartacak, dokusunu hissedeceksin. çakmağın, kibritin alevine bakacaksın, o ilk yanma hışırtısını duymaya, hazmetmeye çalışacaksın. işin gücün sigara olacak. bu, sigara içmeyi otomatik, iş, laf arasında yapılan bir eylemden çıkarıp, alışkanlıklar evreninden aklın evrenine taşıyacak. doygunluk, tatmin artar, sayı azalır.
dezavantajı, her zaman bu izolasyonu, dürtülmeme ortamını bulmanın zorluğu. ancak bir müptela nasıl her koşulda bağımlı olduğu maddeyi buluyorsa, onun tüketim koşullarını da yaratmayı başarır.
bu yöntemi yeme bağımlılığı için de kullanabilirsiniz. kilo problemi olanların bir numaralı sorunu binge eating denilen tıkınma ve arada atıştırmaktır. yemeği de törenselleştirirseniz bağımlılık olmaktan çıkar.
3- her paketten içmemek, geri dönmemek:
sigarayı yanına almadığında başka paketten otlanmayacak, eve geri dönmeyeceksin. evde sigaranın seni beklediğini bilecek, dönene kadar, işin kapandığını kabul edeceksin.
dezavantajı fazla irade istemesi. ama oruç gibi, sonra içeceğini bilmek iradeyi güçlendirecektir.
4- sigarayı bıraktığını ilan etmemek:
beyin plan yaptığında "gerçekleşti" hissi duyar ve rahatlar. "pazartesi diyete başlıyorum" yalanının zararı ve işlemezliği buradadır. başarınızı -kendinize ve başkasına- anlatmak istiyorsanız, "dün 6 tane içmiştim, bugün dört, 1 paketten nerelere geldim" gibi, yaptığınız, başardığınız şeyleri anlatın.
bir de "yaw öyle bırakılır mı keseceksin bitecek" diye gazınızı söndürmeye çalışanlara aldırmayın. iradeniz zayıfladığında bahane olurlar. insan, alışkanlık tipi farklıdır, sizi sizden iyi tanıyamazlar. zaten sorunlara tek cümlelik kestirme yanıtlar verenleri hayatın hiçbir alanında fazla önemsemeyin. tersine, bıraktığınızda haksız çıktıklarını söylemenin hazzını motivasyon yapın.
son olarak, saptığınzda "sıçtı artık" diye koyvermeyin. neden sıçtığını, bundan sonra nasıl engelleyeceğinizi düşünüp kaldığınız yerden devam edin.
alışkanlığımı kırmamda işe yaramış yöntemler bunlardır. hayrını gören başka arkadaşlar da tanıyorum. umarım birilerine yardımcı olur.
2018 yılının 18 Ekim günü bir gece önce sigaram bitmişti.o gün sabahtan öğlene kadar almadım ve işe gittim (16-24 vardiyası). bırakmayı bir kez daha denesem diye aklımdan geçirdim. fakat saat yaklaşık akşam beş gibi sinirden kendimden geçiyorum. "lan iyisi mi kimseyle dalaşmadan bir paket alayım" dedim. anam bakkala bir geldim kapalı. iş gereği devamlı sahada çalışıyorum, büro köy yerinde. yarım saat volta attım. tekrar geldim yine kapalı. delireceğim. en iyisi vardiya noktalarını gezeyim diye arabaya atladım. gezdikçe aklımdan çıkmış. gece oldu. "iyi dayandım ha!" dedim. bir daha içmedim. ilk 15 gün baya sert git geller yaşadım. zamanla sert isteklerin süresi yerini anlık hatırlamalara bıraktı. dile kolay 23 sene yemek yemişim yakmışım, kahve içmişim yakmışım, bira içmişim yakmışım, filmin en heyecanlı yerinde geriye sarıp yakmışım. servise binmeden ve inince yakmışım. hareket otomatiğe bağlamış. sigarayı bırakması, alışkanlıkları bırakmaktan daha kolay. on ay geçti hala bir an "bi tane yaksana" diye kendisini hatırlatır namussuz. ama artık içmeyi kendinize yediremeyeceğiniz yere gelmişsinizdir.
ha sigarayı bırakınca şu kadar para cebimde kalır diyorsan işte o güzel bir masal. yine paran kalmaz, kilo alırsın, ağzında bi türlü bitmeyen yaralar çıkar vs. ama yine de içmemek güzeldir. kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır. büyük bir savaş kazandınız çünkü.
cok romantize edilen bir sey. isteyen insan belirli kliniklerle veya programlarla eroin gibi ilk kullanimdan bagimlilik kazandiran bir maddeyi bile birakabiliyorken hicbir sey yapmadan ben bunu birakamiyorum diyen birisinin yaptigi sadece romantize etmektir, ilgi cekmektir.
akilli telefonlari gectim en ufak bir sus esyasinin yuzeyi zarar gormesin diye kiliflara ve koruyuculara bir suru zaman ve para harciyorsunuz ama sira kendi bedeninizi korumaya gelince oldukca ozensiz davraniyorsunuz. siz insanlar gercekten cok degisik bir canli turusunuz (olumsuz anlamda).
sigarayı tuttuğum avucumu sigara dumanına siper ediyor, dumanı üflerken de başıma iyice yukarı kaldırıp dumanı tavana; olabildiğince uzağa üflemeye çalışıyordum. milli maç olması sebebiyle, stadyum hınca hınç doluydu ve kadın çocukların sayısı da hiç azımsanmayacak kadardı. işte lafa başlarken anlattığım bu anlamsız duman saklama çabası da hemen ön koltuğumda annesiyle birlikte oturan küçük kızdı. hesapta devre arasına kadar sigara içmeyecektim, ancak bu niyetim iki ön sıradaki çocuğun yaktığı sigarayla bozuldu. ben yakınca fark ettim ki, arka sıramdaki adam da yaktı bir sigara. içtiğim sigaradan zevk almak bir yana dursun, her dumanda özsaygımı daha da yitiriyor, kendimden nefret ediyordum. peki zevk almadığım ve insanları rahatsız ettiğimi bildiğim için rahatsızlık duyduğum bu anlarda, neden art arda sigara içiyordum?
cevabı çok basit: ben bir nikotin bağımlısıydım. sigara içmek benim için bir tercih, bir seçenek değildi. hiç abartmıyorum, ikinci sınıf insan statüsünde olduğumu o gün çok açık bir şekilde gördüm.
o gün yaşadığım bu hadiseden sonra, sigarayı yeniden bırakma fikri yeşerdi bilincimde. daha önce sigarayı üç aylık bir süre boyunca bırakmıştım, ta ki şu girdi de itiraf ettiğim aptallığı yapana kadar: (bkz: (gbkz: #111980)) sigarayı bıraktıktan sonra geçen süre ne kadar uzun olursa olsun, içeceğiniz tek bir sigara ile o uzun sürelerin hiçbir hükmü kalmıyor. bu hep söylenir, her yerde yazar. sigarayı daha önce bırakanlar yeni bırakanların sıklıkla telkin ederler bu durumu. ancak anladım ki, bu gerçek sadece kişisel tecrübe ile yerleşiyor akla.
şu an ikinci denememin başındayım, sigarasız geçen ilk günü bitirdim. kafamda bir ağırlık, bir boşluk hissi, odaklanamama hali... evet bunlar var, bunlar olacak. biliyorum tek ama tek bir sebepten kaynaklanıyor bu durum: nikotin yoksunluğu; yani sadece fiziksel bir durum. şunu da biliyorum ki, bugün yaşadığım tatsızlıklar en geç 48 saat sonra bir daha tekrarlanmamak üzere sona erecek. ilk denemem ile şu an başladığım ikinci denemem arasında hissettiğim en büyük fark ne biliyor musunuz? daha önceki aldığım bırakma kararı esnasında, 'ömür boyu bir daha sigara içmeyecek olmam' gerçeğini bir türlü sindirememiştim. ama bu sefer, bu düşünceye inanıyorum ve bu yüzden mutluyum.
tecrübelerimi ve sigaralı geçmişimden kalan hatıralarımı sık sık yazmayı düşünüyorum bu başlıkta. bana motivasyon sağlıyor,
ilk denememde, allen carr'ın kitabını okumuştum ve bırakma sürecim gerçekten çok ama çok kolay olmuştu. bu sefer de, bırakmak istiyorum adlı filmi izledim. hatırlarsınız, bir aralar sinemalarda ücretsiz oynatılmıştı. bununla birlikte allen carr tekniğinin filmini izledim. iki film de, başta bahsettiğim kitabın paltosundan çıkma, başlıca tavsiyem kitabı okumanız. ama: -sigara bağımlığının; esrar, eroin, kokain gibi bağımlılıklardan hiçbir farkı olmadığını kabul etmezseniz -söndürdüğünüz son sigaradan sonra bir ömür boyunca başka bir sigara içmeyeceğiniz fikrini özümsemezseniz bu saydığım teknikler ve filmler hiçbir işe yaramaz.
unutmayın; her devrim sancılıdır. ve bu devrim de kolay olmayacak. gelin; kendinize bu iyiliği yapın.
insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biridir.
genelde kullanıcılarda bilişsel uyumsuzluk gözlenir ki son derece normal bir durumdur.
ben de hayatımın kayda değer bir bölümünde bu arkadaşla bir birliktelik yaşadım.
başlama dönemim lise 2 zamanlarıma denk gelir. kesinlikle arkadaş özentisiydim. ve eminim ki özentisi olduğum arkadaş da, arkadaş özentisiydi.
kimdi lan bu ilk arkadaş? biri çıkmış ilk sigarasını tüttürmüş, pek sevmiş, sonra bir ordu karaktersizi peşinden sürüklemiş. kimsin sen?
neyse;
öğlen yemeğinden önce sigara içemezdim. saat en az 15 olacak.
ayakta içemem, yok bilmem neyle içemem, zaten gıcığın tekiydim ona karşı.
yıllar geçti. sayıca nasıl desem 3 ile 10 arasında değişen oranlarda içiyordum.
elbette bir arkadaş özentisi olarak arkadaşlarla buluşunca daha çok içiyordum sanırım. kim kimi etkiliyordu anam?
zaman geçtikçe berbat, geleceği belirsiz bir ilişkinin içinde gibi hissetmeye başladım kendimi.
ipsiz sapsız biriyle beraberim, bana zarar veriyor, bir yere de varmıyor, ayrılamıyoruz ama ciddileşmiyoruz da...böyle özgürlük yiyen, tutsak eden, özleyip bol bol birlikte olmalı, sabah iyice nefret etmeli falan tam bir rezil ilişki.
bundan 7-8 yıl önce (tam hatırlamıyorum) doğum günüme bir hafta falan kalmıştı, bir arkadaşım dedi ki ne yapacaksın kendine, nasıl yani dedim, e işte insan biraz da kendini şımartmalı, kendine hediye vermeli dedi.
bebişim haklısın dedim, ben yeni yaşımda ve sonrasında kendime sigarasız bir hayat hediye edeceğim.
yok be saçmalama bırakamazsın dedi.
bunu da hep merak ettim ama sormadım niyeyse.
bizim dilimizde azimle sıçan betonu deler gibi yaratıcısını çok merak ettiren, mecazın en uç noktalarda bir örneği var.
e ben karar vermişim, gerisi nedir?
pazartesi diyete başlamak, yeni yılın ilk günü spora başlamak gibi fikirlere gıcık olduğumdan, doğum günümü beklemeyip ertesi sabah bıraktım.
zor olmadı, ama kolay da değildi.
keyifli miydi içmek, lan elbette, adı keyif verici maddeler listesinde, daha ne olsun.
ama 3 dakikalık keyif çok daha keyifsiz uzun zamanlara gebeydi, bunu istemedim.
velhasıl kelam o gün bugündür içmiyorum, bu başlığa yazan diğer arkadaşlar ne yaptı merak ediyorum.
ama sizlere bıraktıktan sonra özellikle fark ettiğim, biliyordum ama bu kadar olduğunu asla hayal edemezdim diyeceğim bir şey var;
içince çok ama çok kötü kokuyorsunuz. öyle böyle değil.
mis gibi yarınlara hep beraber,
haydi çocuklar aşı'ya gibi bitti ama olsun o kadar.
benim yıllar önce yaptığım eylem... gerçi ne içmişliğim vardı da neyi bıraktım, en iyisi anlatayım.
1997 yılının aralık ayında askere gittim. 1998 yılının ocak ayında ise er eğitim birliğinde eğitim çavuşu olduğumda sigara içmeye başladım. öncesinde, üniversitede öğrenciyken arkadaşlardan otlandığım ya da daha önce lisede evden çalarak içtiğim sigaralar olmuştu. ama hepsi özentiden ibaretti ve hiçbir zaman paket alarak sigara içmemiştim. ta ki asker olana kadar.
8 ay kısa dönem askerlik yapmış birisi olarak 7 ayım paket satın alarak ve ciddi anlamda sigara tüketerek geçti. günde 1 ya da 2 paket içen bir insan oldum. ne kadar becerebildiğimi bilmesem de içiyordum işte bir şekilde. nasıl içmez ki insan. 200 tane acemiyle aynı koğuşta yatıp nasıl sigara içmez...
askerden sonra ise ailemin yanına döndüm. her ne kadar 23 yaşında bir adam olsam da aileme ben sigaraya başladım diyemedim. hafiften ara verip 1998 yılının ekim ayında bankacılık kariyerinin yanı sıra kendi evimde yaşamaya başladığımda sigara macerama da devam ettim. kısa camel ya da kısa marlboro light içiyordum. evim iş yerine oldukça yakındı. işten koşa koşa eve geliyor, bir şeyler yiyip soluğu bilgisayarın başında alıyordum. bir yandan web tasarımı, bir yandan irc, bir yandan delta force, bir yandan kurbaga.com.... paketler nasıl bitiyordu hiç anlamıyordum. hele ki bazı geceleri geçirdiğim terasta (kulzos yazarlarının öykü denemeleri/#54558) votkanın yanında 2-3 paket bittiği oluyordu. gündüz iş yerinde içememenin acısını gece evimde hayli hayli çıkartıyordum.
sonra bir gün, dişlerimin sararmaya başladığını fark ettim. hoşuma gitmedi. hem de hiç. ve kendi kendime, "akşam eve gelene kadar içmiyorsun, sabah işe gidene kadar da içmeyebilirsin" dedim. mantıklı geldi kulağıma. "tamam ulan" diyip içmeyi bıraktım. yirmi sene geçti üzerinden. hala içmiyorum. ama hala kendi kendime konuşuyorum. "tabi ki!" "niye konuşmayalım?" "bizi bizden iyi kim anlar?" "hiç..." "olm kaç kişisiniz lan?" "ya bi sus"
Hiç aklımda yokken geçirdiğim adenoidektomi operasyonu sonrası bir nevi mecbur kaldığım durum. Boğazım ve boynum o kadar çok ağrıyorki sigaranın aklıma gelip geri gitmesi birkaç saniye sürüyor sadece. Sigarayı bırakma sürecini tam anlamıyla ağrılı ve sancılı olarak yaşıyorum gerçekten.
Edit: operasyondan sonraki gün inat edip bir iki tane içmeye çalıştığım için dünü geceye kadar saymazsak 25 saattir falan sigara içmiyorum. İlk kez bu kadar uzun süre sigarasız dayandım.
Edit 23.03.2020: operasyon sonrası bıraktığım için böyle deli gibi yemeklere falan saldırıp kilo alma durumları yaşamıyorum şu anda. 63 saat civarı olmuş sanırım alıştım, yıllardır pek de gereği olmayan bir şeye bu kadar değer vermişim. Hiç bırakamayacağımı düşünürdüm şimdi aklıma gelince aa içiyordum lan di mi diyorum. Krizlere falan da girmedim belki bu sancılı dönemden dolayıdır bilemiyorum ya da gerçekten kafamda bitirmişim ben bu işi^^
kişinin hayatında ne kadar boş zamanlar olduğunu anlamasını sağlar. zira bir şeyleri beklerken, mutlu veya canın sıkkın olduğu bir anda artık yapacak hiçbir şey yoktur.
günlük ve tutarsa haftalık bırakıyorum kendisini son buluşmamızdan beri. bundan önce 2 yıl hiç buluşmadık çünkü. ondan önce de bilfiil takılırdık. sigarayı bırakmakla ilgili en güzel şey bence nikotin yoksunluğu ataklarının kafası. o baş dönmesi, o vücudun çıldırması, zamanın yavaşlaması, nabzın artması, ellerin-ayakların çılgınca ısınması falan, kafadaki o hafiflik hissi (bazılarında ağırlık oluyor biliyorum). bunu seviyorum ben. günlük-haftalık keyifli eylem velhasıl. en ağır kafa 3. gün bu arada. bu motivasyon işinize yararsa diye paylaşmak istedim.
tanım: dünyanın en çok abartılan eylemlerinden bir tanesi.
istek ve karalılık ile çok rahat bırakabileceğiniz eylemdir.
1 ay 6 gün oldu. bırakma gazını allen carr'ın kitabından aldım, kitap bitince son darbe ise hiçbir zaman içmemi istemeyen, çok sevdiğim bir arkadaşımla FaceTime yaparken söndürüp atmam oldu, son dumanım onunla olsun daha anlamlı olur diye yaptım. (böyle ufak detaylar bozmak istemeyeceğiniz ve o ana özel olan şeylerdir, bir daha ilk seferki tadı vermeyecektir)
kitabı tavsiye ederim güzel bir anlatımla kaliteli şekilde soğutuyor.
sigara bırakılmaz, sigaraya ara verilir geyiği aslında doğrudur. dil felsefesine girmezsek sigara bağımlılığından kurtulmak için beyninize elektrik yemeniz gerekir. sigaraya bir kere bağımlı olduğunuzda ölene kadar bağımlısınızdır. ölülerle konuşabilseydim bu bağımlılığın mezarda bile devam ettiğini iddia ederdim. sıkıldım bu girdiye devam etmeyeceğim. beğenmedim yazdığımı.
yaklaşık onbeş yıl sigara içtikten sonra sigarayı bırakmış ve bir yıldan fazladır içmeyen bir yazar olarak diyebilirim ki hayatta verebileceğiniz en doğru karar. hayatı yarım yaşıyormuşum da haberim yokmuş.
ölüm korkusu taa içinde hissedildiğinde, bir an bile düşünülmeden ve hiç zorlanılmadan yapılacak eylem. yaşama içgüdüsü, tüm zevklerin ve bağımlılıkların önündedir.
12 yıllık profesyonel(!) sigara içicisi olarak bu 12 yıl içerisinde bir kez 56 gün bir kez de 33 gün içmedim. Aile cüzdanımı elime alınca bırakacağım demiştim eşime; cüzdanı eşim aldı, bir kez elimi bile sürmeden çekmeceye koy diyerek doğruyu büktüm ve hala içiyorum. Artık evde bebek olursa içmemek üzere kendimi kandırıyorum ama bakalım ne olacak.
hayatımda hiç sigara içmemiş olsam da, bir şeker bağımlısı olarak bağımlılığın nasıl bir illet olduğunu bilirim. çok çok zor bir eylemdir ama eğer 1-2 gün içmemeyi başarırsanız özgüveniniz artacaktır ve gözünüz açılacaktır. siz sigarayı değil sigara sizi yönetiyor. şu hayatta hiçbir katkısı yok size aksine deli gibi zararı var. (bkz: kafada bitirmek)
uzunca bir süredir bırakıyorum. ulan o nasıl bir cümle derseniz; bırakmak için önce azalttım... günde bir kaç taneye sonra da günde bire falan düştü. hatta içtiğimde baş dönmesini bırak parmak uçlarıma doğru bir uyuşma hissediyordum, o zaman anladım "ulan bu zehirmiş bildiğin" diye. kimi zaman 5-6 gün hiç içmedim. çok piç bir durum benimkisi aslında. ulan sigara içen adam günde bir iki sigarayla yapamaz. ama yüzdüm yüzdüm dananın kuyruğuna geldim ama o kuyruğu da koparamadım tam.
nikotin bağımlılığı kısmını geçtim yani bu süreçte. geriye sigara içmeden yaşamaya alışmak kaldı.
bırakacak insanların bir kısmına tavsiyem şu. özellikle de benzer durumdaysanız gidin kendinize (bkz: kent white) alın bir paket. içindeki nikotin oranı 0, 1 mg. ulan insan içine bile çekemiyor. dudak tiryakisi sigarası gibi resmen. duman bile boğazınızdan aşağıya gidecek kadar bile değil. sanki oyuncak ya da sahte sigara yapmışlar. bildiğin fake! bundan 10 bile içseniz vücudunuzun nikotin ihtiyacını tatmin edemezsiniz. ama el alışkanlığını atamayanlar için bire bir. hatta bırakmak isteyenler bununla da başlayabilir. nikotin tolerasyonunuz minimuma inecek üç beş günde.
belki herkesin değil ama kimilerinin işine yarayacaktır bu sigara. birinci elden kendim biliyorum. o yüzden kesin bilgi yayalım.