bu üçlüydü ergenliğe adım attığımda dünyanın hakimi. faith ve careless whisper muhtemelen hayatım boyunca en fazla dinlediğim şarkılar arasında, öyle ki, zamanında faith'i başa sara sara dinlemekten helak olmuştu kaset. o muhteşem sesiyle, günün birinde hep freddie mercury'nin yerini dolduracak queen'de diye bekledim bir umut, olmadı.
dünyanın en güzel seslerinden birisi, erken gitti..
erken yaşta (53) bu dünyadan göçüp giden müzisyenlerden biri. öldüğünde 115 milyondan fazla albüm satmıştı ve dünyanın en çok satan sanatçılarından biri olmuştu. billboard hot 100 listelerinde 1 numaraya oturan 8 şarkısı vardı. 2 grammy ödülü, 3 brit ödülü, 3 amerikan müzik ödülü, 12 billboard müzik ödülü ve 4 mtv video müzik ödülü kazanmıştı.
kariyerine andrew ridgeley’le birlikte kurduğu wham! grubuyla başlamıştı. ikili nisan 1985’te çin’de konser veren ilk pop müzik grubu olmuştu.
1987’de wham’den ayrılıp, solo kariyerine adım attı. 1987’de piyasaya çıkan faith adlı ilk solo albümü billboard albüm listesinde 1 numara 12 hafta kalmayı başardı. wham başarılıydı ama george michael tek başına uçuşa geçmişti.
george michael birdenbire dünya çapında bir yıldız olmuştu ama bu ünden hiç mi hiç memnun değildi. sürekli ne kadar bunaldığıyla ilgili röportajlar veriyordu. michael'a bu konuda destek, o zamanlar 74 yaşında olan efsane frank sinatra'dan gelmişti. sinatra 1990 yılında genç yıldıza yazdığı mektupta, gevşemesini ve tadını çıkartması gerektiğini söylemişti çünkü "yetenek asla heba edilmeliydi".
bu başarıyla birlikte skandallar da gecikmedi tabii. uyuşturucu, halka açık yerde fuhşa teşvik gibi hukuki sorunlarla sürekli manşetlerde adı geçiyordu. 1998’de eşcinsel olduğunu açıklayan, michael LGBT hakları ve aids farkındalığı için durmaksızın çalıştı.
kariyeri boyunca birçok büyük sanatçıyla işbirliği yaptı. en sevdiklerimi şöyle bırakayım...
yaşı ilerledikçe, gençlik yaramazlıklarını bedeninde hissetmeye başladıkça yeni albümlerin, single’ların çıkması yavaşladı tabii. konserler azaldı. ama çıkanlar da her zamanki gibi kaliteliydi. mesela son single'ı white light
frank sinatra, george michael hakkında 20’nci yüzyılın en iyi seslerinden biri demekle hata etmemişti. yaşasaydı kim bilir daha neler üretecekti... belki paralel bir evrende üretiyordur da. *
bir sürü insana elden yardım etmiş, adının saklı tutulmasını istemiş. öldükten sonra sayesinde eğitimini tamamlayanlar, çocuğunu tedavi ettirenler ortaya çıktı.
Wham!'den ayrıldıktan sonra da andrew ridgeley'in pek parlak bir müzisyenlik geleceği olmayacağını tahmin etmiş ve tamamen kendi olan şarkılardan bile fazlasıyla telif vermiş.
nüfustaki adı Georgios Kyriacos Panayiotou olsa da, daha sonradan mahkemeye başvurup ismini george michael'a dönüştürmüş olan şarkıcı. dominikos theotokopoulos'un el greco ismini kullanmasıyla aynı sebepten ötürü böyle bir yola başvurmuş.
yıllardır careless whisper yüzünden bu adama hep önyargıyla bakardım. ama adam prince'in beyaz ve ingiliz olanıymış onu anladım. o nasıl bir sestir öyle...