steve beck'in thir13en ghosts faciasından hemen sonra çektiği, gişesi fena seviyede kalmamasına rağmen aldığı eleştiriler gene oldukça kötü olmuş, oyunculukları ve görsel efektleri iyi, senaryosu kof 2002 yapımı film. fragman ına bakıp ne ile karşılaşacağınızı tamamen anlamanız mümkün.
en az 50 yıldır ortalarda görünmeyen, seferine devam ederken kendisinden haber alınamamış bir gemi keşfeden "yağmacı" açık denizcilerin başından geçenleri izliyorsunuz. yağmacı diyorum çünkü içlerinden biri bile akademik bir çıkarım yapma, insanlığa faydalı bir bilgi bırakma amacına sahip değil. baya dümdüz asker emeklisi gibi tipler açık denizde (bering boğazı) yağmacılık yapmak için berbat bir havada, on yıllardır bulunamamış bir geminin içine giriyorlar. eh, başlarına gelen her şeyi hak ettiklerini de söyleyebiliriz. ayrıca bu emekli asker tipli karakterlerin hiçbirinin sağlıklı birer psikolojiye sahip olduklarını söyleyemeyiz. biri sürekli eski eşini düşünüyor, öbürü ölen çocuğunu, diğeri kafayı parayla bozmuş. böyle bir mürettebatla ghost ship'e rastlamadan denizde yıllar geçirmiş olmaları bile mucize.
beck'in kariyerinde en iyi olduğu alan görsel efektler. thir13en ghosts'ta da bunu kanıtlayan ayrıntılar görmüştük. ghost ship'te bu yeteneğini arşa çıkartıyor. slow motion reverse sahneler, yoktan var olan eşyalar, yerçekimine meydan okuması görkemli bir şekilde gösterilen onlarca kilo ağırlığa sahip demir maddeler... hepsi mantık sınırlarını zorlamaya başlar şekilde hareket ederken göz yormuyor, izleyiciye "hadi len ordan" dedirtmiyor. spider-man'in 2002'deki ilk beyazperde gösterimindeki efektleri hatırlıyorsanız, ghost ship'te de benzer kalitede efektler kullanıldığını göreceksiniz. tek fark, oldukça karanlık ortamların aniden aydınlanmasıyla patlayan görüntüler. bunların da izleyiciyi şok etmek amacıyla yapıldığını anlayınca, görsel efekt açısından filmin kusursuza yakın olduğunu göreceksiniz.
film oyunculuklar açısından da vasatın üzerinde. er'dan hatırladığımız julianna margulies iyi bir karakter oyuncusu. o yıllardaki aksiyon filmlerinde illa ki bir yan rolü bulunan gabriel byrne "ben size öyle dememiştim"ci bir karakteri canlandırıyor. ron eldard'ı black hawk down'dan hatırlarsınız. karl urban henüz 30 yaşında, emily browning ise henüz 15 bile değil. matrix'teki "kırmızılı kadın" rolünde aklımızı almış fiona johnson'ın o rolünün bir benzerini francesca rettondini canlandırıyor (ve tabii ki akıl alıyor). bütçesi çekildiği döneme göre biraz fazla (20 milyon dolar) ama bunun büyük kısmının oyuncu kadrosuna harcandığını düşünüyorum. ortaya da inandırıcı performanslar çıkmış. tek eleştirim aksiyon sahnelerinin bir anda oldubittiye getirilmesi olabilir. durağan sahnelerden daha çok keyif almıştım.
beck'in yönetmenliğini sevmiyorsanız, muadili olan thir13en ghosts'tan nefret ettiyseniz, jumpscare korku filmlerinin banalliğinden bıktıysanız, ghost ship sizin için iyi bir seçim olmayacaktır. derinlikli bir senaryosu yok, aksiyon sahneleri çoğu yerde aksıyor, temeli mantıklı sebeplere bağlı durumlar gerçekleşmiyor, evet ama b sınıfı olarak nitelendirilebilecek bir korku filminde bunları aramak da yersiz bence. browning'in çocuk halini (ki replikleri de var), "kırmızılı kadın"ın büyüleyiciliğini, neredeyse 50 yıldır hiçliğin ortasında birilerini bekleyen bir geminin çıkardığı gıcırtıları, margulies'in "böyle bi' şey gördüm ama kendi aklımdan emin olabilir miyim?" belirsizliklerini deneyimlemek için izlenebilir. bence bi' şans verin.