1. (smart notes) ismiyle literatüre giren;
    alman sosyolog tarafından geliştirilen (bkz: ) 'ne yönelik not alma metodu.

    Daha önce not alma süreçleri ile ilgili taslak olarak kişisel bilgi yönetimi sisteminden ilgili başlıkta bahsetmiştim. Bugün biraz daha detaylandırmak üzere yazmak istedim. Uzun bir girdi olacağından ötürü, konuyla ilgisi olmayanların vaktini almamak adına kimler için yazıyorum bu girdiyi diye belirtmek isterim.

    * Sürekli not alması gerekecek ölçüde okuma, izleme yapan öğrenciler, akademisyenler, tematik okuma yapanlar;
    * Notlarının arasında kaybolanlar;
    * Türlü dijital not alma, all-in-one yazılımları deneyip, hiçbir zaman arzu ettiği organizasyona kavuşamayanlar;
    * Klasör sistemi mi? Yoksa etiket sistemi mi ? diye düşünmekten, esas eyleme başlayamayanlar;
    * Bilgi deposu için sadece beynine güvenip, belirli bir süre sonra o bilgiye ihtiyaç duyup "ben bunu bir yere yazmıştım ama nereye ?" veya "o kadar çok notum var ki, şimdi nereden bulacağım onu?" diye hayıflanan kişiler.

    Tematik okuma yapanlar bilirler ki bir süre sonra araştırdıkları konu üzerine yer imleri, arşivledikleri dosyalar, referans listeleri, kaynakçalar birikir de birikir; biriktikçe bir dağ gibi gözükür insanın gözüne ve insanı eylemden uzaklaştıracak ölçüde ertelemeye teşvik eder. Peki ne yapmalı ? Ya da nasıl yapmalı ? Evernote, analog hard-copy sistemler, ajandalar, onenote ve şu an muhtelif platformlarda pazarlanan ve göz alıcı nitelikte temalarla oluşturulmuş çeşitli yazılımlar. Acaba doğru yazılımı bulmak için gösterdiğimiz çabayı, doğru metodu bulmak için gösteriyor muyuz ? Bence hayır. Neden mi ? Şöyle ki;

    Bizler o an okuduğumuz, izlediğimiz materyale dair ileride hatırlamak istediğimiz bir şeye denk geldiğimiz vakit bir kenara yazıyor, fotoğrafını çekiyor veya başka bir formülle not alarak ileride istediğimiz zaman geri çağırabileceğimize inanıyoruz. Ama belli bir zaman sonra neyi, nereye yazdığımızı bile unutuyor; unutmasak bile bir şeyi neden yazdığımıza dair öngörüleri hatırlamıyor hale geliyoruz. Çünkü ciddi manada günümüz çağında bir bilgi bombardımanı altındayız. Ve bunun avantajı olduğu kadar, dezavantajları da var. Sözlüklerde de görebileceğiniz üzere hızlıca sorularımıza cevap bulabildiğimiz, kişisel ansiklopedi tarzında binlerce teyide muhtaç 'bilgiler' ile dolu ve referans olarak kabul edilen binlerce platforma rastlıyoruz. Ve direkt oradan kopyala yapıştır yapıp, o anki 'not alma' sürecini tamamlıyoruz. Çünkü bilgiyi artık öğrenilmesi gereken bir meta olarak değil, pazarlanarak yapay bir sosyal statü aracı olarak görüyoruz. Kıymet, değer normlarının bu kadar değiştiği bir dünyada çok da eleştirilesi bir durum değil. Peki kendisine samimi olarak not almayı değil, bilgi edinmeyi amaç belirlemiş kişiler ne yapmalı ? Bilgi nedir ve neye yarar ? Önce bu soruları sormak, kendi içsel dünyamızda istişareler yaparak neyi niye okuduğumuzu, neyi niye izlediğimizi kendimizle tartışmamız gerekiyor.

    Çok basit bir öneri gibi gelebilir ama kurgu da olsa, teori de olsa bir kitaba başlarken lütfen şu soruyla yüzleşin. Ben bu kitabı neden okuyorum ? Bu kitaba dair yazacağım notları ne zaman, nerede ve niçin kullanacağım ? Özetle; bu kitap, dizi, belgesel, film benim hangi amacıma hizmet edecek ? Bu sorulara net cevap verebiliyorsanız işiniz kolay ve bu süreçten sonra (bkz: ) süreci inşasına hazırsınız demektir.

    Zettelkasten, en basit tanımla sözlüklerde verdiğimiz bknz'ların çift yönlüsü. Herhangi bir klasör, etiket, hiyerarşik bir not sistemi olmadan; sadece o an 'hangi amacınıza hizmet edeceğini' bildiğiniz bilginin, ileride lazım olduğu zaman nereden geri çağırılacağına dair bir metodoloji oluşturan ve tamamen 'sadece yaz; niye yazdığını bilerek yaz.' mottosu üzerine inşa edilmiş bir sistem.

    Bu sistemin detaylarına geçmeden önce öncelikle kullanabileceğiniz ve salt zettelkasten noktasında işinize yarayacak uygulamalar aşağıdaki gibidir;

    (bkz: )
    (bkz: )
    (bkz: )

    Zettelkasten, almanca bir birleşik kelime. Not ve kasa anlamına gelen, türkçe'ye not kasası veyahut benim deyişimle "gelen kutusu" dediğimiz; sizlerin kendi toplama havuzunuza göre farklı isimlendirebileceğiniz terminolojik bir isim. Önce 'yakala' diyor Luhmann. Nasıl ve nerede yakaladığın önemli değil; o an niye ileride lazım olacağını bildiğin yazıyı, videoyu "nereye kaydetsem" ikilemi olmadan bir 'gelen kutusu'na gönder diyor. Sonra zaten bakacaksın bunlara detaylıca; şimdi nereye kaydetmen gerektiği ile uğraşma. Gönder gitsin.

    Sonra kendi tempona göre belirleyeceğin periyotlarla gelen kutunu aç ve günlük mail kontrolü yapar gibi notlarını kontrol et. Roma Tarihi üzerine mi çalışıyorsun; o gün sadece roma tarihi ile ilgili gelen kutuna gönderdiğin tüm materyalleri incele ve referanslarını vererek 'kalıcı notlar' haline getir. Ama sadece ve sadece kendi kelimelerin ve yorumlarınla.

    Yapmaya çalıştığımız aslında var olan bilgiyi organize etmek, edinmekte olduğumuz yeni bilgiyi bu sistemin içine, eskisiyle uyumlu ve bağlantılı biçimde dahil etmek, zamanla gelişen bilgi dağarcığımızın yaşayan, dinamik ve kolay erişilebilir bir yapıya sahip olmasını sağlamak.

    Luhmann, esasen özet olarak, notların birbirine referans vermesini, yani aslında bir nevi bağlantı içermesi gerektiğini salık verir. Bana göre burada kritik bir noktaya geliyoruz: Hangi bilginin hangisi ile ilişkili olduğunu belirten bir sisteme sahip olursak o zaman notlarımız birbirinden kopuk bilgi kümeleri olmaktan çıkıp anlaşılır olacak kadar küçük ama birinden diğerine atlayabildiğimiz için kapsamlı bir yapıya dönüşebilir.

    Böylece literatüre olarak geçen sisteme, “bağlantılı notlar” dersek sanırım çok yanlış bir tanımlama olmaz. Dijital anlamda birbiri ile ilişkilendirilmiş olan, bir nottan kolaylıkla ilişkili olanlarına atlayabileceğiniz, yoksa o an yaratabileceğiniz, sonra istediğiniz an geri dönüp üzerinde çalışmaya devam edebileceğiniz esnek, basit bir sistem. Dijital olması nedeniyle elle yazıp endekslemek zorunda olmadığımız bir bağlantı kurma imkanı. Aslında bu yeni bir kavram değil ve internet kültüründe bir adı var: ve .

    Her not bir wiki, oluşturduğumuz sistem ise kişisel wikipedia'mız.

    ---devamı gelecek---
    #267556 becoolnotfool | 4 yıl önce
    0eğitim terimi 
  2. introduction
    basic
    #267572 becoolnotfool | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0eğitim terimi 
  3. Bu sistemde akıcı bir metne dökmeden önce her fikir, pasaj bir kütüphane kartı gibi düşünülür, yazılır ve kutusuna konur.

    'in lila'sında anlattığı kutulama bunun en bilinen örneklerinden olmuş. tabi o zamanlar falan yok, kitabın esas oğlanı teknesinde bildiğin kütüphane kartı kullanıyor. Aklına gelen fikri, 3-4 cümleyle bir karta yazıp kutusuna koyuyor.

    kategori isimlerini çevirmedim:

    [Adı Belli Kategoriler]: Bir fikrin hangi kategoriye ait olduğu ve değerli olduğu belliyse, kartını kendi kategorisine atıyorsun. "İnsan bir ada değildir" ile ilgili bir paragraf "Sosyalleşme" kutusuna gidiyor mesela.

    [UNASSiMiLATED] - Henüz diğer fikirlerle entegre olmamış fikirler(kartlar). Bu, fikirlerin "gelen kutusu". Dursun, sonra bağlarım kutusu. (Kulzos benim için bu görevi görüyor mesela)

    [PROGRAM] - Bu kategorileme sisteminin meta kategorisi. "artık şu tip fikirleri şuraya at", "çöpe attığın fikri 2 aydan uzun orada tutma" gibi organizayonun kensisi ile ilgili kartları içeriyor. Bunu kendi içinde kutulara bölmek de mümkün.

    [GRiT] - Bu dağınıklıktan daral geldiğinde, bir gazla ne va ne yok atma diye eklenmiş çöğ kutusu. Windows (apple? artık kimse) çöp kutusu fikrini bundan almıştır belki.

    [TOUGH] - Bu, önemli ama nereye ait olduğu belli olmayan fikirlerin kutusu. UNASSIMILATED'dan farkı, bunlar henüz dettaylandırılmamış yeni fikirler değil. düşünüp taşınıp karara varılamamış fikirler.

    [JUNK] - Zamanında cin fikir gibi gelen, artık para etmediği düşünülen fikirler. Adı çöp olsa da, aslında arşiv görevi görüyor. buradaki kartları GRiT'e atmadan silmiyor.

    kaynak
    forum.zettelkasten.de/...
    #292598 son kurtadam | 4 ay önce
    1eğitim terimi