bir ağaca vurduğunda ortadan ikiye ayıracak kadar kesebilirken bir insana vurduğunda genelde uzuvlar yerinde kalır. bunun sebebi tamamıyla ağacın yapısından kaynaklanmaktadır. ağaç belirli bir basınca ve dirence sahiptir. eğer dışarıdan bu basıncı ve direnci arttıran bir etkiye mâruz kalırsa, şuan yıldırım için konuşursak, bu artış sebebiyle direnç artar ve ısı üretimi gerçekleşir. aynı zamanda bu normal dışılıktan ötürü ağaç, nem ve su sahibi olduğundan bunlar buhar ile kaynar ve ağaç içerisinde diğer tüm şeylerden daha fazla yer kaplar. bu da ağacın patlamasına, kesilmesine, çatlamasına neden olur. aynı zamanda bir ağacın böyle patlaması için ille de yıldırım gerekmiyor, ani mevsim değişikliklerinde de suyun hızla donması sebebiyle benzerî patlamalar görülebilir.
gökyüzünde oluşan elektrik yüklü akımın yeryüzüne inmesi olayıdır. daha dün kazdağları'nda yaşanan fırtınada gözlerimizin önünde bir ağacı ikiye ayırıp yangın çıkmasına sebep olmuş ancak şükür ki şiddetli yağan yağmur zeytin ormanının kül olmasını engellemiştir.
yıldırımlı bir havaya açık arazide yakalanıldığında kesinlikle yere yatmamalı, yalnızca oturulmalı, su içerisinde iseniz mutlaka hızla karaya ulaşmaya çalışılmalı, evde bulunan elektrikli eşyaları fişlerinden çekip mümkün olduğunca pencerelerden uzakta durmaya özen gösterilmeli, ucu sivri ve metalik olan şemsiye gibi objelerden ve elektrik/telefon direği, ağaç gibi yüksek objelerden uzakta durulmalıymış.
Gökyüzünde yılda 3 milyar Şimşek veya Yıldırım oluşmaktadır. bir diğer deyişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2000 Yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 Yıldırım düşmektedir. güçlü bir fırtına hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarır. bu Gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işareti olarak görülmüştür.
yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasına rağmen insan yaşamına faydası da var. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin yeryüzüne inmesine neden olur.
her şey Güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor: tabi içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz Bulutu oluşturuyor. bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 kilometreye kadar tırmanabiliyor. Aslı tam olarak bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülür. bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif alt katmanlarında ise negatif üklü olarak birikir. Bulut'un içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında Şimşek oluşur.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yurtiçindeki elektronları iterek Orayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede 1000 kilometre hızla toprağa iniyor: Yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30000 derece olup Güneş'in yüzeyindeki ısının 5 katı kadar... Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor yerden de buluta doğru bir boşalma... yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. işte bundan sonra Yıldırımı hiçbir şey durduramıyor. pozitif yük hızla Buluta Doğru onu nötr hale getirmek için yükseliyor. işte Yıldırımın havadan yere mi yoksa yerden alayım oluştuğunu yaratan soru bu. Bu koridordan Yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının 1/3'ü hızında yükselen akım, Yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratıyor. ardından yine yukarıdan yere iniyor ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlayana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabiliyor.