1. Yaşamın en büyük gizi. Her uyandığımızda, önceki hayatımızı mı geride bırakıyoruz yoksa yenisine mi uyanıyoruz? Beynimiz maddesel olarak hafızaya kaydettiği için mi dünü hatırlayıp bugüne ayak uyduruyoruz? Her şeyi unuttuğumuzda hangi rüyayı görürüz?
    #292586 lucy | 4 ay önce
    0genel terim 


  2. Bu hikaye böyle bitmeyecek. Son bir şarkı daha var. Bu sefer de ben rüyaya gireceğim. Kolay değil öyle girip hemen çıkmak.

    Bu gece zulayı patlatıyorum. Ne var ne yok içiyorum. Sonunu göreceğim. Bekle, geliyorum.
    #292534 your hopes are other peoples jokes | 4 ay önce (  4 ay önce)
    0genel terim 
  3. keşke karşılıklı olsa.

    uyandım. 03:50. o kadar berbat, o kadar kötü, o kadar uygunsuz, o kadar rezil, o kadar gerçek hissettiren bir rüyaydı ki; şimdiye kadarkiler içinde zirveye yerleşeceği kesin. o kadar perişan hissederek uyandım ki girdi olarak paylaşmak istedim. sahneler kafamda net. taze. detaylar gidecek sanırım. hissiyatı kalacak ama. olmaz olsun.

    umarım sen de aynı rüyayı görmüşsündür.

    artık dayanamıyorum.
    1genel terim 
  4. keşke kaydetme imkanım olabilse ya da en azından rüyamda kontrollü bir şekilde not edebiliyor olsam, ara ara ve özellikle son bir kaç haftadır zaman yolculuklu, post apokaliptik, noir ve arthouse temalarında ilginç deneylerin yapıldığı half life, dark city karması rüyalar görüyorum fakat tanıdığım birçok insanın aksine bu rüyaların ayrıntıları uyanır uyanmaz siliniyor aklımdan yani o gördüğü rüyayı iki hafta sonra bile en ince ayrıntısına kadar anlatan insanlara öyle imreniyorum ki bu konuda keşke bir pratik yaratabilsem en azından bir iki sci-fi hikaye çıkarabilsem bu imdbsi 8 üstü olan rüyalardan.
    #286437 isthatnotokey | 2 yıl önce
    0genel terim 
  5. Bir kuş uçar, gökyüzünde süzülür
    Bir çocuk bütün oyunlara yazılır
    Bir gül kokar, tüm çiçekler ezilir
    “Bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir” (*)

    Yüzünü görmem, yerini sormam
    Elini tutmam, seni hiç unutmam.
    Tenine değmem, sesini duymam
    Adını koymam, sana hiç doymam.

    * Yahya Kemal

    Söz müziği (bkz: )'e ait (bkz: ) şarkısı. Şu sıralar çokça dinlediğim şarkılardan biri. "adını koymam oy oy, sana hiç doymam" dediği noktadayım.
    #282906 katre | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0şarkı 
  6. bilincin sesinin kısıldığı, bilinçaltının konuşmaya başladığı yer denilebilir. 3 ayrı türü olduğu söylenir. ilk türü en yaygın olan çöp rüya ya da gündelik rüya denilen cinsidir. bu tip rüyalar aslında beynin kendini temizleme sistemi gibi düşünülebilir sanırım. yani sizinle çok ilişkili olmayan ama kafa yoran mevzuların zihinden atılmadan önce bi' elden geçirilmesidir. birkaç bölüm art arda dizi izlersiniz ya da gereksiz içselleştirdiğiniz bir olay duyarsınız vs. oradaki mevzuların zuhur etmesidir.
    ikincisi bilinçaltı rüyalarıdır. en önemlisi budur. çünkü duyguların oluşum şekli sebebiyle bedenimiz, bazı durumlarda ihtiyaçlarımızı bilincimizden daha hızlı çözümler ve vermesi/verilmesi gereken tepkileri bir biçimde biriktirir. bilinçaltı rüyalarında ise bu tepkiler kendi dillerinde açığa çıkar. bilinçaltı rüyaların dilini çözmek aşırı zor olmasa da emek ve dikkat gerektirir. uyanır uyanmaz gördüğünüz rüyayı yazmanız, düzenli rüya günlüğü tutmanız, hayatınızdaki sosyal, duygusal, fiziksel vb. değişkenlerin farkında olmanız ve onları kodlama çözer gibi bir araya getirmeniz gerekir. farkında olmadığımız ve bazen bizim bile kendimizi anlamadığımız tavırlar sergilememize neden olan korkularımızı anlamlandırmamıza yararlar. bu sayede korkuların yersizliği ya da dönüşebilirliği söz konusu olacaktır.
    üçüncü rüya tipi biraz tartışmaya açık. (kısmen de olsa itimat ettiğim bi' kavram olacak ki es geçmeye gönlüm el vermedi.) mesajcı rüya denilir. oldukça nadir görülürler. bir biçimde bağlantılı olduğumuz insanlarla ya da direkt kendimizle ilgili farkında olunmayan bir şimdi'nin ya da öngörülemeyen bir geleceğin habercisidir. mesela aylardır konuşmadığınız arkadaşınızı hüngür hüngür ağlarken görüp, ardından iletişime geçersiniz ve cidden kötü bir dönemden geçtiğini öğrenirsiniz. üçüncü tip rüyaların örnekleri çok olsa da kişinin kendi mantığını bile suistimal etmesine sebep olabileceği için pek de sırt yaslamamak gerektiğine inanıyorum.
    dip not: hala internetten rüya tabirlerine bakıyorsanız uzak durmanızı tavsiye ederim. o metinlerin neredeyse hepsini bizler gibi insan evlatları yazıyor. niyetleri para kazanmak. o yüzden pek de kulak asmazsak iyi olur.
    #279119 bisubisigara | 3 yıl önce (  3 yıl önce)
    0genel terim 
  7. kısa süreli anıların çarpık, kargacık burgacık ve çokça yanlış tezahürü olan saçmalık. insanın hayatını gene kısa süreli de olsa fena etkiliyor.

    dün gece gördüm bunu: hatunla güzel bi' restorana gitmişiz. binası kentsel dönüşüme girdikten sonra uğramadığım, yerinde yeller estiğini görürsem fena halde üzüleceğim eşrefpaşa'daki eski akif baba'nın yeri gibi bi' mekan: salaş, '90'ların meyhanelerini andıran görünüşte, duvarlarında boy boy atatürk fotoğrafı olan, içinde bulunduğu apartmanın giriş katında yer alan, basık ama içinde rahat muhabbet edilebildiği için ferah hissettiren bi' mekan. içerisi kalabalık. işletmecisi olan upuzun azmi abiyi arıyor gözlerim ama yok. kapıda bizi karşılayan garson "buy'run, ben size yerinizi göstereyim" diyor, geçiyoruz içeriye. bu sırada ve rüya bitene kadar üzerimize ne giydiğimize hiç dikkat etmediğimizi hatırladım sonra. duvara bakan, biraz kuytuda kalmış, ışığın da pek uğramadığı küçük bi' masaya oturtuyor bizi. ben duvara bakıyorum, hatun çalgı çengicilere yüzü dönük oturuyor. huzur hissettiğimi ve fısır fısır bi' şeyler hakkında konuşup kıs kıs gülüştüğümüzü hatırlıyorum. bir süre sonra (saat de geceye dönmüş) kafamı kaldırıp mekanın giriş kapısına doğru bakıyorum: 3 tane garip tip var, bizi karşılayan garson onlarla birlikte bizim masaya doğru geliyor, hepsi tek sıra olmuş halde. "kusura bakmayın, bugün çok yoğunuz. sizi birlikte misafir etmek zorundayım" diyor çocuk ve uzaklaşıyor. bu 3 tip bizimle aynı masayı paylaşmaya başlıyor ama garip bi' şekilde: hatun ve ben karşı karşıya oturuyor gibi kalıyoruz, bi' lavuk sağıma, diğeri soluma, sonuncusu da hatunun yanına (yani benim karşıma) oturuyor.

    muhabbet falan bitiyor bizde tabii, lavuklarla göz gözeyiz paso. hepsinin yüzünde pişkinlik ve "kavga etmeden önceki rehavet" duygusunu seçiyorum. kısa bir süre, gergin bi'kaç konuşma yapıyoruz "nasılsınız?", keyfiniz yerinde mi?" minvalli. sağımdaki lavuk ağzımın içine girip konuşuyor benimle, hatunla göz göze geliyorum; onun yanındaki da ona çok yakın duruyor. vücudumun her yerinden adrenalin salgılıyorum. sağımdaki lavuğun bana "baksana bi" dediğini duyuyorum, kulağımı ona daha da yaklaştırıyorum. uyandığımda ne söylediğini hatırlıyordum ama şimdi ı ıh. ama hatunla ilgili ve beni deliye döndürecek bi' şey olduğundan eminim. gözlerim kıpkırmızı oluyor (hissediyorum), hatun bana kaş göz işaretleriyle "dalaşma" diyor ("duyuyorum"). bundan sonraki bir süre karanlık, nerede olduğumu bile bilmiyorum. gözlerimi açtığımda gördüğüm manzara şu:

    masanın üzerindeki tabağımın yanında duran, yoğurtlu semizotu parçaları ucundan sarkan sağ elimdeki bıçakla sağımdaki lavuğun bileklerini bedeninden ayırmışım, yerler kan gölü, ayaktayım, lavuğun yanında duruyorum. sol elim lavuğun ensesinden tutmuş, geriye doğru çekmiş, sağ elimdeki bıçakla boğazını kesiyorum yavaş yavaş ( haberlerini çok az izledim ama gene de etkilenmişim sanırım). deriyi aşıp gırtlak ve ses tellerine geldiğimde içim rahatlıyor çünkü keman sesi duyuyorum kulaklarımda (kesin dünkü yayında çaldığım 'ın the wonder'ındaki keman ritimleri aklımda kalmış). yüzümde vari bi' gülümseme olduğunu hissediyorum (bu ara izliyorum hemen hemen her gün akşam saatlerinde. 2-3 bölümde bir joker görünüyor, bununla alakalı bu da). hatuna bakıyorum: yanındaki lavuk bi' şekilde bayılmış, o da bana hem korku ve delirme eşiğindeki rahatlıkla bakıyor hem de gülümsüyor. bu sırada, mekandaki herkesin bize sadece baktığını, kimsenin hareket etmediğini ama polisin de gelmek üzere olduğunu anlıyorum (gene batman etkisi olabilir. 'sız herhangi bi' bölüm yok gibi çünkü). 3. lavuğu gözlerim arıyor, tuvalete doğru kaçmaya çalıştığını görüyorum, sürünüyor yerde. boğazını kestiğim lağım ağızlı lavuğun bedeninden ayırdığım kellesini mekana doğru fırlatıyorum ve tuvalet firarisi lavuğu peşlemeye başlıyorum. tuvalete doğru koşarken çevremdeki her şeyin önümden garip bi' hız ve geometriyle kaçıştığını görüyorum (gene batman etkisi çünkü çizimler genellikle sürrealist ve renk paleti de rüya izliyormuşsunuz gibi). tuvaletin kapısının yakınında hedefimi yakalıyorum, yerden başını kaldırıp bakıyor ve tek bir cümle söylüyor bana: "neden bizi seçtin?"

    bu rüyayı bölük pörçük gördüm ve gece 3-4 kere uyandım. tekrar uykuya daldığımda kaldığı yerden başladı ve sonunda titreyerek uyandığımda tuvaletteki lavuğun yüzünü hatırlıyordum halâ. şimdiyse unuttum. fena etkiledi. rüya da olsa, adrenalini bu kadar yoğun bi' şekilde hissetmemin üzerinden çok zaman geçmişti. bende gibi bi' durumun olduğunu hiç düşünmemiştim. rüyada da kan yoksunluğu ya da kana karşı bi' istek hissettiğimi hatırlamıyorum. ses tellerini meyve bıçağına benzer bi' bıçakla parçalarken doğru bi' şey yaptığım kaldı aklımda sadece. neyin adaletsizliğini kendi hukuk perspektifimde gene oldukça çarpık bi' biçimde sağlıyordum, bilmiyorum.

    doğru dememiş. gerçeklik sadece rüyalar olsaydı, tüm insanlık çoktan kafayı yemiş, sokaklar birbirlerinin ses tellerini avuçlarında sıkarak parçalayan huşu içindeki insanlarla dolmuş olurdu. yanılmışsın poe'cuğum. böyle gerçeklik olmaz olsun.
    #273297 lake of the hell | 3 yıl önce
    7genel terim 
  8. bir çeşit "haber alma" platformu. yine de pek itibar etmemek lazım.
    #257074 maraz1 | 4 yıl önce
    0genel terim 
  9. uyarı: işe yarar hiçbir şey içermeyen bir yazıdır.

    rüyayı, çözemediğimiz problemleri çözdüğümüz, kendimize söyleyemediğimiz şeyleri dışa vurduğumuz fenomen olarak tanımlayabiliriz.

    rüyalarda mistik uhrevi hadiseler yaşandığına, ne bileyim bir şeylerin malum olduğuna falan inanmam. kafanın içinde dönüp duranlar şekle bürünüp göz önüne geliyor bence sadece.

    birkaç ay arayla beni derinden etkileyen iki rüya gördüm. ilkinde rüyamda 18 yaşındaydım. çok yaşlı da sayılmam, 34 yaşındaydım bu rüyayı gördüğümde. rüyamda nasıl sevindim, aslında 18 yaşındaymışım diye. acayip keskin bir sevinç ama, ölecektim mutluluktan. hayatımdan aman aman bir şikayetim yok, yine de özlemişim sonsuz olasılık olan zamanları. yaş ilerledikçe yol netleşiyor, olasılıklar azalıyor, aslında şu da olabilirim demek zorlaşıyor. oysa 18 yaşındayken her şey olabilirdim. sanırım her şey mümkünmüş gibi hissetmeyi özledim dedim kendime. uyandığımda çok üzüldüm. böyle bir rüya görürken ölmeyi çok isterim.

    ikincisinde ise çok sevdiğim ve saygı duyduğum biri bana çok kötü laflar etti. böyle hakaret gibi değil de, sakin sakin neden yeterli bir insan olmadığımı, kendimi çok beğendiğim yönlerin bile aslında nasıl bir illüzyon olduğunu, bu yüzden benden hiç hazzetmediğini falan anlattı. uyandığımda bildiğiniz yıkılmıştım. allah canımı alsa da kurtulsam falan diyordum. kendi kendimin canına okumuştum rüyamda. o kişiyle de o günden beri herhangi bir iletişimimiz olmadı. resmen olmasın diye dua ediyorum. sanki benden nefret ediyormuş gibi geliyor. muhtemelen öyle bir şey yok tabi; ama rüyanın bıraktığı his bu. bendeki böyle eksik, berbat yanların başkaları tarafından da, hem de benim hayran olduğum insanlar tarafından, aynen görülebilir olduğu. o rüyadan beri kendimi daha az seviyorum.

    aslında bu iki rüya da aynı kapıya çıkıyor gibi geldi bana şimdi düşününce, ana fikir şu: "zamanını boşa harcadın, boşa harcamamış olsaydın doğru düzgün bir insan olabilirdin." ilk rüyada zamanı başa almışım, sıfırdan başlayacak şansım var, bu günü ve kendimi daha iyi hale getirebilirim, umut dolu bir rüya; ikincisinde öyle bir zamanı başa almak falan yok, geçmişler ola, zaman çarçur oldu gitti, ben de işe yarar biri olamadım haliyle.

    valla bi yere de bağlayamadım mevzuyu. yazının başına not düşeyim. buraya kadar okuduysanız kendi suçunuz olsun.
    #248976 istenc | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0genel terim 
  10. Dün geçe çok güzel bir tane gördüm.
    Uzun süredir öyle bir şey görmüyordum.
    Aşkı hatırladım, sevgiyi hatırladım, mutlu olmak neymiş onu hatırladım.

    Çok güzeldi, çok tatlıydı, çocukken gördüğüm rüyalara yakındı, onları anımsattı.
    Ama bir sıkıntı vardı işte
    Maalesef rüyaydı ;(
    Şimdi Radiohead nice dream dinleyip bu gece de oraya gitmek için konsantre olmam gerek sanırm
    0genel terim 
  11. denilen türünde; kişi rüya gördüğünün farkındadır ve belli bir dereceye kadar olay, mekan kişi gibi değişkenleri kontrol edebilir.
    #223972 larina | 4 yıl önce
    0genel terim 
  12. Boşlukta düşme rüyası genelde en yaygın rüya deneyimidir. Hemen hemen herkes tarafından tecrübe edilmiştir.
    Peki bir rüya nasıl olur da farklı insanlar tarafından, aynı şekilde görülebilmektedir?

    Bu Evrim ve psikoloji ile açıklanmaktadır. (jack london)
    Ağaçlarda yaşayan uzak atalarımızdan miras olduğu düşünülmektedir.
    Ağaçlardan düşme olasılığı hep var olan bir tehlikeydi, hemen hemen hepsi kötü bir düşme deneyimi yaşayarak son anda, bir şekilde kendilerini kurtarmışlardı.
    bu şekilde hayatını kaybedenler de oldukça çoktu.
    Bu feci düşüş bir şok yaratıyordu ve bu da beyinde moleküler değişikliklere neden oluyordu. Yani sonraki kuşakların beyin hücrelerine aktarılıyordu, atalarımızdan hatıralardı bunlar.

    Yani bizler uyurken veya tam uykuya dalmak üzereyken boşlukta düşüyor, ya da tam yere çarpmak üzereyken hopluyorsak ağaçlardaki abilerimizin ablalarımızın mirası bunlar.
    Bu deneyimde dikkat ederseniz asla yere çarpmayız.
    zira çarpanlar ölmüş gitmiş efenim, hangi beyinle ne aktaracak allasen.
    #223842 la campanella | 4 yıl önce (  3 yıl önce)
    0genel terim 
  13. avustralya yerlileri aborjinlerin dini inançlarının en önemli temelini oluşturur 'düşzamanı'

    rüyada geçmiş,şimdiki zaman ve gelecek aynı anda yaşanabilir.

    büyük şair ahmed arif'e göre ise

    Rüya, bütün çektigimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram...
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik,
    İki yitik hasret,
    İki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,
    Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
    Çağlardır boğulmuş bir su...
    Ağıyor yeşil.


    #216102 sermest | 4 yıl önce
    0genel terim 
  14. bedeni uyanmaya iten dışsal uyarıcıları, beyin rüyalarda kamufle eder, birbirine bağlar ve zihni eğler. uyumaya devam etmek için beynin kendi kendisine söylediği yalanlardır rüyalar. bu da insanın aklına şu soruyu getiriyor: gerçekten de hikayeler, babalarımızın bizi uyardığı gibi, insanı uyutan şeyler midir?
    0genel terim 

  15. 'ın seslendirdiği parça

    rüya

    sıradan bir gün yine
    geldi geçti
    günlük mecburiyetler
    geç bitti
    uykum var karnım aç
    canım sıkkın
    evdeyim ben sevgilim
    yine bir arkadaşımda

    bakın işte aşkı da buldum
    babamdan zengin oldum
    tüm dünyanın istediği adam oldum

    gerçek bir rüya
    gördüm ki sonunda
    yabancı kaldım benim değil
    bir başkasının bu dünya
    bir rüya
    anladım sonunda
    yabancı kaldım benim değil
    bir başkasının bu dünya

    çok dostum var benim
    isim vermeyeyim
    görüşüp kırk yılda bir
    çok özledim derim
    yerimde olmak için
    neler vermezdin
    göründüğü gibi değil
    bence beğenmezdin
    #213004 Angel Spy | 4 yıl önce
    0şarkı 
  16. m.ö. 5.yüzyılda herakletios rüyanın kaynağının zihin olduğunu öne süren ilk kişi.

    aristo da adlı kitabında rüyalarının kaynağının zihin olduğunu yazmış.
    #212610 cold | 4 yıl önce
    0genel terim 
  17. 1996 yılında çıkan albümünde yer alan şarkısı.

    şarkı

    Seni barda görmüştüm, yanına oturdum
    Vücuduna bakarken birden yok oldun
    Dun gece severken bu sabah çok korktum
    Aman anlat tatlım bana bu gece ne oldu?
    Çok yorulmuştum uyuyakaldım
    Rüya gibi geldin ama birden yok oldun

    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah

    Seni barda görmüştüm, yanına oturdum
    Vücuduna bakarken birden yok oldun
    Pesine düştüm manyak gibi
    Rüya gibi geldin ama birden yok oldun

    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah

    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Gözümü açtım gördüğüme inanmadım
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
    Sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
    #175256 hasbelkader | 5 yıl önce
    0şarkı 
  18. 'yi oluşturan ögeleden 'nın bilinç ile iletişim kurmak için kullandığı yöntemlerden birisidir.

    bilinçdışı sadece dışarıdan gelen etkileri kaydeden basit bir depolama alanı değil, aynı zamanda dışarıdan gelen etkilere karşı kişiyi değerlendiren ve öz farkındalık oluşturan elemanlardan birisidir ve süperego ile paralelliği vardır. sürekli gözlem yapmakta ve öz farkındalık yaratmakta olan bilinçdışı, bilincin farkına varamadığı şeyleri o kişinin o güne kadar maruz kaldığı her türlü kavramı ve onların kişideki simgesel anlamını kullanrak rüyada gösterir.

    bilinçdışının rüyada gösterdiği şeyler genellikle kişinin kendi hayatında bakmak istemediği ve ne pahasına olursa olsun kaçındığı şeylerle ilintili olur.

    denilen fenomen ise rüya %100 kontrol edilerek yapılırsa bilinçaltını etkilemeye yönelik bir eylem olur ve psikeye etkilerinin uzun vadede iyi mi kötü mü henüz tam olarak bilinmemektedir. lüsid rüyanın tam anlamıyla kontrol edilmesi sinir sistemini ciddi anlamda yormaktadır, uygulayanlar bilirler.

    fakat, lüsid rüya halindeyken "şu an bilinçaltıma konuşmak istiyorum" şeklinde karakterler rüyaya çağrılır ve gelen karakterler kim olursa olsun kabul edilip onlara müdahale etmeden sadece konuşulursa(baya rüyadaki karakterle sohbet edilirse) bilinçaltınızı tertemiz anlama gibi bi lükse erişebilirsiniz.
    #169331 drage av kaos | 5 yıl önce
    0genel terim 
  19. adamın amına koyan ezginin günlüğü şarkısıdır. bir ara dinlerken ağlayarak öleceğim artık diye korkumdan dinlemeyi kendime men etmiştim. bugünlerde artık yaşamak ölmek çok skmde olmadığı için youtubede denk geldim dinliyorum. herkesin en az bir defa bu şarkıyla yanmasını dilerim.
    şarkının içinde geçen ''bir tel kopar, ahenk edebiyen kesilir'' muhteşem dizesi ve saptaması yahya kemal beyatlı'ya aittir.

    bir kuş uçar, gökyüzünde süzülür
    bir çocuk bütün oyunlara yazılır
    bir gül kokar, tüm çiçekler ezilir
    "bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir"

    yüzünü görmem, yerini sormam
    elini tutmam, seni hiç unutmam.
    tenine değmem, sesini duymam
    adını koymam, sana hiç doymam.
    #161542 memosh usta | 5 yıl önce
    0şarkı 
  20. Günün, günlerin en güzel anı rüyamda olduğun andı. Rüyalardan yana şanslı değilim.
    #151452 passageoflord | 6 yıl önce
    0genel terim 
  21. bir şarkısıdır www.youtube.com/...

    tesadüfen bugün tekrar dinledim, o kadar çok olmuş ki bu şarkıyı dinlemeyeli.
    birden farkına vardım; o kadar güzel anlatmış ki beni meğer...

    Yüzünü görmem, yerini sormam
    Elini tutmam oy oy
    Seni hiç unutmam

    Tenine değmem, sesini duymam
    Adını koymam oy oy
    Sana hiç doymam.
    #116837 maraz1 | 6 yıl önce
    0şarkı 
  22. artık içinde yaşamak istediğim.
    #106463 ofelia | 7 yıl önce
    0genel terim 
  23. Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut.
    #103982 tdk | 7 yıl önce
    0genel terim 
  24. Gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal.

    Örnek kullanım: Bu saadetin bir ay, bir buçuk ay sonra yeniden bir rüya olacağını bile aklına getirmiyordu. (R. N. Güntekin)
    #103981 tdk | 7 yıl önce
    0genel terim 
  25. .

    Örnek kullanım: Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım (O. V. Kanık)
    #103979 tdk | 7 yıl önce
    0genel terim