dışkı ve idrarın boşaltıldığı bir yerdir.çoğu zaman insanın huzur bulduğu mekandır.sessizliği ve vermiş olduğu huzur sebebiyle mutlaka gidilecek yerler arasında adını hep üst sıralara yazdırmıştır.
umumi olanlarını kullanmayı kesinlikle bilmeyen bir milletiz. cafe ve barlardakileri de umumi kategorisine alınca, kullanabilme istatistiği biraz yükseliyor gibi oluyor ama işin içine benzinlik tuvaletleri girince durum, kelime anlamıyla "boka sarıyor".
dün bi' arkadaşla kendisinin memuriyet atamasını ve doğum gününü kutlamak için birkaç bi' şey içelim diye sözleştik. gittik, içtik, sohbet ettik ve ayrıldık. eve giderken yolumun üstünde olan benzinliğe girip elimi yüzümü yıkayayım istedim. tuvalete girdim, yüzüme su çarptım ve kağıt havlu arandım. bulamayınca "şu kabindeki tuvalet kağıdından alayım bari" dedim ve kabinin kapısını açtım. böyle bir görüntü olamaz aga. sabah sabah bok muhabbeti yapıp hem ağız tadınızı hem de keyfinizi kaçırmayayım. tarif edilebilecek bir ortam da yoktu zira. betimlemek için kendimi zorlamam lazım.
bizim insanımız umumi tuvaletlere galiba "buralar kendiliğinden temizleniyor. istersem tavana bile sıçabilirim" mantığıyla bakıyor. dinlenme tesislerindekilerde çok fazla sirkülasyon olmasına rağmen, kullanmada fena değiliz gene. ama benzinliklerde içimizdeki şeytanı dışarı çıkarıyoruz, bütün kötülüğümüzü hem bağırsaklarımızdan hem böbreklerimizden hem de ruhumuzdan atmak için adeta yanıp tutuşuyoruz. kendi evinde klozet kapağını kaldırmadan işemeyen adamlar, umumi tuvaletlerde mağara adamına dönüşüveriyor, "nereye sıçacağız?" diyerek kayışı koparıyorlar. benim anlamadığım nokta da bu.
ya çok ikiyüzlüyüz ("evde temizlik elçisi, sokakta tam bir hırbo") ya kendimiz ve tanıdıklarımızdan başka kimseyi düşünmüyoruz ("ben mi temizliyorum lan, bana ne?") ya da fazlasıyla kötü niyetliyiz ("dur şu sifonun üzerine de işeyeyim biraz"). ben ikinci şıkta yer aldığımızı düşünüyorum ve mağara adamlarını gördükçe insanlığımdan utanıyorum.
erkeklerin smokinle katılması gereken formel gece toplantılarında, hanımların giymesi gerekli olan yere kadar uzanan giysi. düğün, sünnet, mezuniyet kınası vb olaylarda gerekli değildir. ama memleket insanına bahane lazım.
Fransızcadan ufak bir tercüme hatası ile dilimize "100 numara" olarak da aktarılmış hacet giderme mekanı. TUvaletler zaman zaman Sokak Fransızcasında " “sans numéro” (numarasız) şeklinde adlandırılmaktaymış. Çünkü sadece tuvaletlerin adreslerini belirleyen bir numara yokmuş sokaklarda. Birisi de bu ifadeyi, telaffuz olarak oldukça benzer olan “cent numéro” (100 numara) şeklinde duymuş ve Türkçeye bu şekilde çevirmiş. Bu yüzden Türkçemizde tuvalet, "100 numara" olarak da adlandırılır.
yıllar içerisinde bambaşka anlamlara evrilen kelimedir. Fransızca "toile" kelimesinden gelir ve "toile" kumaş demektir.
parfümün tarihi de aslında buradan başlar, çünkü parfüm ilk olarak kumaş kokulandırılması için kullanılan bir yöntemdir.
Bunun iki sebebi vardı. Birincisi özellikle deri eldivenler ve deri içeren aksesuarların malum kokusunun giderilmesi ve ikincisi ise bir kanalizasyon sistemi olmayan ve camlardan aşağıya insanların tuvalet kaplarını boşalttıkları dönemde, sokaklardan yayılan berbat kokuyu bastırması için özellikle hanımların, koku sürdükleri mendilleri burunlarına dayayarak dışarı çıkmalarındandı.
kumaş kokulandırılmasında kullanılan bu ürünlere bu yüzden " eau de toilette" yani "kumaş suyu" deniyordu. kumaş kelimesinden gelen tuvaletin de ilk olarak bir giysi ve daha çok giyinme, hazırlanma odası gibi bir anlamı vardı. yıllar içinde lavabo, klozet gibi malzemelerin eklenmesiyle genel isim olarak kalmıştır.
İnsana ölümcül rahatlığı veren mekan. Herkesin bu durumu yaşadığı olmuştur. Aslında çok kral yerdir ama -bilinçaltının marifetiyle- içerdikleri yüzünden hiç bir zaman hak ettiği değeri Görmez. Erkeklerin kadınlara göre özel hissedebileceği yegane mekandır. Ayakta, Yan yana, hiç tanımadığı insanlarla duvara bakarak işeyebilirler :) nişan alarak işeme lüksü başlı başına özeldir mesela. Kimi zaman insanın yalnız kalmak İçin kullandığı, aklına takılanları kendi kendine kalarak düşünebileceği, meditasyona taş çıkartacak kadar düşüncelerin kontrol edebildiği yalıtılmış hali yaşayabileceği bir yer. Bazı işletmelerin ses sistemi yerleştirip müzik çaldığı, mükemmel dekorasyonlarla, ışık sistemleriyle insana lüks hissi yaşatabildiği, sanki bir filmin içinde rol aldığını hissettirdiği bir bakıma artist olunan bölge. yanındaki insana dokunmanın temasın yetmediği o anda -artık gözün hiç bir şeyi görmeyecek duruma gelinmesi halinde ya da orada yapmak istemekle- heyecan, şehvet ve tatminin yüksek düzeyde damarlarda akmasıyla sonuçlanan mükemmel seks için olanak sağlayan mekan. Cinsellik kümesinde Daha genelde insanların kendi kendini tatmin ettiği yerler. Kaçak şekilde sigara içmek için kullanılan, sarhoşken kusmak için, makyaj tazelemek için ya da kişisel bir bahaneyle bulunan ortamdan uzaklaşmak için kaçılan, uzun yolculuklarda kimi kez sadece laf olsun diye girilen, askerde devre kaybıysan her gün temizlemek zorunda olduğun, bazıları İçin para kazandıran, sayısız örneklemeye elverişli mekanlar. Kısaca hayatımızın olmazsa olmazlarından biri.
İnsanın girdiği anda kendisine özel olan yegane yer. (Bu yüzden akıllı olup temiz tutmalıyız).
Fransızcadan -yukarıdaki girdiden öğrendiğim üzere- dilimize girerken harika bir ironiyle yanlış çevrilip 100 numara olarak geçen ama gerçekten 100 numara olan mekandır tuvalet.
Ayrıca sözlük anlamlarından biri de kadınların gece toplantılarında giydikleri gösterişli giysidir.
Kişisel not: 101. girdim olarak 100 numarayı yazmayı planlamıştım; bu minicik ironimle kendisine olan saygımı ifade etmekten mutluyum.
oturma odasindan daha onemli olan mekan. hatta insanda diyalektik kararlara yol aciyor.
Normalde asla su icen biri degilim, aramam da.. (hala yasiyorum)
Su an tuvaleti kullanmamam gerektiginden dolayi vucudum surekli cay ve su icmek istiyor. cay ve su getirin banaaaggggg...... pardon lavaabonuzu kullanabilir miyim