Canlıların yansımalar ve doğayı taklit ederek uyum içinde oluşturduğu tını. Kimine göre sanat, kimine göre hayat, kimine göre hoş bir ses, kimine göre de insan sesinden uzaklaşıp, bilinmeyen frekanslara ulaşma.
Acil serviste ağrı kontrolü ve anksiyete için önerilen yönyemlerden biridir. Acil tıbbın textbook'u tintinalli'de bile bu önerilir.
Gerçi siz müzik çalarsanız acilde bürokratın biri gelip bu ne lakayitlik diyerek size kurum içi soruşturma da açabilir. Burasının türkiye olduğu unutulmamalıdır. Müzik kafir icadıdır ve özellikle metal müzik dinleyenler çok fena günahkar ve satanisttir.
araştırmalara göre müzik dinlerken beynin çalışan kısımları ile sanatçıların tasarım yaparken beynin çalıştığı kısımlar aynı. yani müzik, yaratıcılığı tetikleyen bir unsur. ancak bu durumun bazen sadece tetikleme aşamasında kaldığıda görülmüş. nedeninin müzik dinlerken beynin yaratıcılık ile ilgili olan kısmının meşgul edilmesi olduğu söyleniyor.
müzik ile beyni tetikledikten sonra bir çeşit trans hali olan 'akış' a geçildiğinde müzik kapatılırsa daha yüksek verim elde ediliyor.
bu konu, yazılımcılar üzerinde de benzer çalışmaları olan psikolog mihaly csikszentmihalyi tarafından yapılmış. akış ile ilgili bir sunum için:
Müzik duygu ve düşünceleri tek sesli veya çok sesli olarak anlatma sanatıdır.
Müzik çok geniş bir alana sahiptir. Dili, dini, ırkı yoktur saf müziğin. Zaten bu yüzden kaliteli müzisyenler dünya genelinde tanınır ve sevilir. (bkz: michael jackson) * Bir insan aynı anda birden çok müzik tarzını sevebilir veya sadece birine bağlı kalabilir. Bunlar tamamen kişiye özgüdür. Bazen insanlar müziği tarzına göre değil, (kimse müzik tarzlarına bağlı kalmak zorunda değil) kişide verdiği hislere göre seçer. Bu o kişinin müzik zevkini kötü kılmaz, sadece diğerleri gibi düşünmüyordur, o an içinden ne geliyorsa ona göre hareket edip ona göre seçip ona göre seviyordur. İnsanlar içinde bulundukları duruma uyum sağlamak için (adaptasyon), Duygularını daha derin yaşamak için müziği kullanabilirler. Yani mutsuz olduğunuz bir anda pop müzik dinlemek istemezsiniz, bunun yerine slow tercih eder ve o yaşadığınız duyguyu daha derinden hissedersiniz, ağlarsınız bile. Yada tam tersi, mutlu olduğunuzda daha canlı müzikler dinleyip daha da çok mutlu olursunuz.
Kısaca söylemeye çalıştığım, zaten birbirimizi yeterince kutuplaştırmadık mı? Metal dinleyen biri pop dinleyemez mi? Yada insan illa sadece bir tarzda müzik dinlemek zorunda mı? Bence değil. Yani kendi adıma söylemek gerekirse, hem josh turner dinlerim hem alex clare hem adamlar, yeri geldiğinde tarkan* hem amy guess hem de laura pergolizzi aka lp. Kulağıma hoş gelmesi yeterli. Tınısını sevdiysem müziğin, tarzını önemsemem. Sizde öyle yapın. Tabularınızı yıkın.
kalitesizliğine mazeret olarak "topu topu 7 nota var kaç ayrı beste yapılabilir ki"demişti günümüzde müzisyen geçinen biri. ticari olarak üretilen müzik dünyanın her yerinde kalitesizleşiyor. çünkü stüdyolarda dijital ortamda üretiliyor. müzik, makinalar değil insan tarafından üretildiğinde güzeldi. virtüozlük diye bir şey kalmadı. ne çalanda ne söyleyende kendine özgülük kalmadı. çeşitlilik kalmadı, klasik batı müziği batıda bile dinlenmiyor, türk sanat müziği bitti, üç beş meyhanede meze olarak hayaleti geziyor. caz entel barlarına sıkıştı kaldı. türkü yalnızca türkü barlarda. piyasada bunlar yok. artık hepsi niş. günümüzde varsa yoksa bugün dinle yarın yenisi gelsin türünden aynı ritmlerle üretilen popüler müzik var onları da birbirinden ayırmanın imkanı yok. eskiden rock da olsa pop da olsa her grubun, her solistin bir soundu bir tarzı olurdu. iki albümünü dinlediğin adamların daha önce hiç duymadığın bir parçasını bile duysan onların olduğunu anlardın. şimdi icracı yok. dijital makineleri kullanan insanlar var. sevmiyorum
insanları etkilemesinin çok fazla sebebi olsa da en çok göze çarpanı seslerin içerdiği doğuşkanlardır.
sesler esasında farklı frekanslarda sesler içeren ses bütünleridir (biraz değişik bir tanım oldu kabul ediyorum).
örneğin siz bir enstrümanla la sesi çaldığınızda sadece la sesi duymazsınız. la sesini oluşturan tüm sesleri aynı anda duyarsınız ve çok ufak bir sürede bu sesler doğuşkanlarına ayrılır. bunu havai fişeğe benzetebiliriz sanırım.
eğer sesler doğuşkanlarına ayrılmazsa, çalınan müzik bize kafa şişirici gelir ki şu hepimizin bildiği çin malı klavyelerin iğrenç sesinin sebebi de budur. dijital sesler doğuşkanlarına ayrılamaz, çünkü onlar frekanslar üzerinden verilir. gerçi dijital piyano teknolojisi epey gelişti, artık çok daha güzel ses veren dijital piyanolar var.
işte katolik amcalarımız da bu doğuşkan meselesini çözmüşler zamanında ve sadece do majör tonunda, beşli aralıklı notalarla ilahiler yapmışlar. "ya bu ilahiler neden bu kadar güzel?" diyoruz ya sebebi doğuşkanlar işte.
nasıl ki her dil kulağımıza güzel gelmiyorsa, her müzik de kulağımıza güzel gelmez.
mesela avrupa müziği daha terbiyelidir, oturmasını kalkmasını bilir, ölçülüdür, aynı soylu gibi hareket eder, terbiyesizliği pek sevmez. ama asya müziği kalbinden geçtiği gibi hareket eder. bazen ölçü tanımaz, arada terbiyesizlik de yapar ama yaptığı terbiyesizlik bile insanın hoşuna gider. afrika müziği ise serttir. ne asya müziğine ne avrupa müziğine benzer. ritimleri vahşidir. ilk başta korkutur ama avrupa müziğini bile "oha böyle bir şey mi var?" diye şaşırtır. ama yine de efendidir afrika müziği, demokrattır. herkesin konuşmasına izin verir ama yine de herkes aynı yönde konuşur farklı kelimeler kullansa da...
hisler üzerinde doğrudan etkisi olan en önemli faktör. daha önce sanıyorum bir yorumlaşmada paylaştığım şu video ve bu video söz konusu etkiyi çok net olarak görebilmeyi sağlıyor. aynı film, aynı sahne, farklı müzikler, farklı hisler...
Müzik keyif vermesinin yanında bir de tedavi edici ilaçtır da. Tedavi amacıyla uygulanan Müzikterapi Sağlık Bakanlığının da onayladığı bir tedavi yöntemidir.
Duygudan duyguya sürükleyen notalar dizisi bir de yaylılarla tınıya dönüşmüşse sizi bambaşka alemlere taşıması mümkün.
ruh halini, zekayı, motivasyonu ve konsantrasyonu geliştirir. Aynı zamanda yaşam kalitesini arttırır ve fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal ihtiyaçlara yardımcı olur.
Günümüzde insanlar sadece zevk olarak görse de çook eskiden sözsüz iletişim aracı olarak görülürmüş.
Müzisyenin İçinde kopan fırtınaları, çığlığa dönüşecek kadar yoğun hüznü ve acıyı, bir başkasına en iyi şekilde anlatabilmek için hazırlağı bir bestenin yerini endüstriyel olanın asla tutamayacağı bir gerçek. "Ne varsa eski şarkılarda var." sözü de bunun için söyleniyor.
Ruhun gıdasıdır. telefonumda sürekli bir şarkı sesi duyulur genellikle enstrümantal ve türkü ağırlıklı. Benim için müzik içinde yalnız yaşayabildiğim bir dünyadan ibarettir.
Olmasaydı kafayı sikerdim herhalde.
Şu ana kadar çok nadir birkaç insan dışında beni satmamış, bana hep sadık kalmış yüce arkadaş.
Kulağımla ilgili yaşadığım sıkıntılarda en çok sağır olmaktan çok ömrüm boyunca müzik dinleyememek, şarkı söyleyememek beni ürkütmüştür.
Seni asla bırakmayan yegane sevgili, burdan teşekkür ediyorum. İnşallah gelecekte de hayatımı senle idame ettirebileceğim, profesyonel anlamda senle yakınlık kurabileceğim bir mesleğim olur.