1. ak partinin ülkedeki yaklaşık 35 milyon kişinin desteğini almasının yegane sebebi, tabiiki de ak partinin kampanyaları ve çalışmalarıdır. somut örneklerle üç parti üzerinden açıklıyorum:

    1- cumhuriyet halk partisi genel olarak milli bayramlarda sokağa inerken, lüks otellerde sabah kahvaltıları ve davetler düzenlerken, ak parti toplumun ayağına giderek saha çalışmaları düzenlemektedir (makarna ve kömür olayını es geçiniz, güncel konuşuyorum). ülkede doksan tane parti sadece seçim zamanları sokağa inip çalışmalar yaparken, halkın nabzını ölçerken, ak parti her zaman sahada durmuş, her daim halkın nabzını ölçmüş ve seçim dışında da adımlarını buna göre atmıştır. bu ister seçim zamanı olsun ister olmasın, ak partinin adımları kurulduğu ilk tarihten beri devam etmiştir. yani seçimlerde çıkayım millete sallayayım gibi bir önermeyle iktidar olamazsınız...

    2- milliyetçi hareket partisi de (her ne kadar şu anda ittifakta olsa da) ülkücü bozkurtlarının çıkarttığı kavgalar sebebiyle zamanında çok seçmen kaybetmiştir. şu anda birçok şubesi yararlı faaliyetlerde bulunsa da, adları çıkmıştır dokuza, inememektedir sekize...
    işte ak parti burada da akılcı davranıyor. şu güne kadar ak partinin herhangi bir teşkilatına üye olup da kavga çıkarmış, adam dövmüş insan çok az görürsünüz. gördükleriniz de genel olarak kendi sinirlerinin kurbanı olmuşlardır. çünkü ak parti teşkilatı, bu konuda şöyle ilerlemektedir: "herkes devlet büyüklerimiz gibi davranırsa, bu parti ayakta durmaz." yani ak partinin alt tabakasındaki kişiler, üstlerinin dediklerini eksiksiz yerine getirmekte, halkla ilişkilerini koparmamakta ve laf dinlemektedirler. ak partiyi ülkü ocaklarından ve mhp'den ayıran en önemli şey belki de budur.

    3- recep tayyip erdoğan ve ak parti teşkilatındaki kişiler kendi etrafındaki insanları ve astlarını seçmede çok yetenekli kişiler... bunu tarafsızca söylemem gerekiyor, çünkü yiğidi öldür hakkını yeme demişler. bu durumu diğer partilerde de göremiyorum mesela... yine ak parti burada da arpayı topluyor.

    ayrıcaaa; her topluluğun bir cahili olduğu gibi, bir bilgini de olur. bu sebeple ak parti seçmenlerini "tamamen yobaz, tamamen cahil" olarak ya da "tamamen bilgin" olarak değerlendirmemiz yanlış olur. her kesimde çatlak olur. her kesimin içerisinde bozuk çarklar olur.

    bir ak parti seçmeni var ki, bu kişi siyasi alanda entellektüel bilgi birikimine sahip, genel kültür açısından kendini geliştirmiş, üniversite (hatta yüksek lisans) mezunu ve toplumsal statü olarak üst statüde bir kişi...
    başka bir ak parti seçmeni var ki, bu kişi üniversite mezunu ve belli bir entellektüel bilgi birikimine sahip olsa da statü olarak orta sınıfta kalmış, amma velakin kazandığı parayı ailesine yetirebilen ve sıkıntısız geçinebilen bir kişi...
    ve yine başka bir ak parti seçmeni var ki, bu kişi ne entellektüel açıdan, ne bilgi birikimi bakımından, ne de eğitim bakımından kendini geliştirmemiş/geliştirememiş toplumun alt tabakasında diyebileciğimiz işçi sınıfından bir kişi...

    bu üç kişi de, bakınız, ak parti seçmenidir.
    ben ne ak parti seçmenleri gördüm, atatürk hakkında chp'lilerden daha fazla bilgiye sahip olan...
    ne ak parti seçmenleri gördüm, lozan antlaşması'nın 2023'te biteceğine inanan...

    işte sizin dalga geçmekte olduğunuz ve "çomarlar" diye alay ettiğiniz 35-40 milyonluk kesim bu yüzden ak partiyi desteklemektedir. halk istediği kadar cahil veya bilgin olsun, gözüyle gördüğüne inanmaktadır. bu dediğim yol meselesi değil, veya köprü inşaatları değil... halkımız, içgüdüsel olarak her zaman kendisiyle ilgilenen liderleri sevmiş ve benimsemişlerdir. bu iş öyle meclisin duyuru salonuna geçip özgür özel gibi konuşmakla olmuyor işte...
    #91981 hakan | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    3topluluk