1. 3
    "yurtta sulh, cihanda sulh." düsturunu benimsemiş insanlar nerede?
    çocuktum, kitaplarda hep gelişmekte olan ülke diye geçiyordu ismimiz. büyüdüm, kitaplarda gelişmekte olan ülke olarak geçiyor ismimiz.
    çok genç nüfusumuz var diye yazıyordu, bunun üretmek için çok mühim olduğu söyleniyor ve üretim potansiyeli yüksekliği olarak ilk sıralarda yer alıyorduk dünya ülkeleri arasında…
    40 yıldır tüketiyoruz birbirimizi, üstelik sulh üzerine altın varaklı harfleri her yere yazmamıza rağmen…

    halbuki bize büyük bir deha öğretmişti, öldürmek değil yaşatmak üzerine kurulan cumhuriyeti. çoban'ın başbakan olabileceğini…

    kahrolası linç kültürünü nerden alıp zerk ettiler damarımıza? amerika, amerika, dış güçler diye diye kendi çocuklarımızı üç oradan üç buradan öldürmemiz ne demektir?
    bi sağ, bi sol diye diye yedik bitmedi, ileri marjinaller dedik yedik bitmedi, bitmedi bitiremedik birbirimizi yiye yiye.

    her ağızda bir osmanlı. öyle barışık, öyle hoşgörülü osmanlı. güya bilmem kaç yüzyılda bir elin parmaklarını geçmeyen hırsızlıkların olduğu osmanlı.
    ecdat ecdat diye ölüp bitenlerin, bir osmanlıdan, bir dinden hoşgörü diye ölüp bitenlerin ellerinde kan, gözleri dönmüş, kafa kesmek için kudurmak ne demektir?

    bu işe ciddiyetle eğilen her kişi demedi mi bu iş dağda bitmez diye? 40 yıldır ölüyor bu toprakların insanları, ne oldu?
    60 yıldan fazla süredir görüyoruz ki linç kültürüyle kurtuluyor siyasetin pisliği.
    kürtçe konuşan birilerini linç etmişler. kim kazandı?

    çözüm öyle uzakta değil. maval okudukları belli olmasın diye tek olan bu çözümü kimse dile getirmiyor!

    birazcık tutarlı ve güçlü olacaksın. bu terörü alttan alta destekleyen ülkelere müzik notası esprisi değil ciddiyetle nota vereceksin.
    terörün yönetim kadrosu dağda değil, başka ülkelerde. hepsini çok iyi biliyorsun, onları alacaksın.
    terörün hiçbir çeşidine taviz göstermeyeceksin.
    ülkenin batısı, doğusu, kuzeyi, güneyi denk olacak. kimse kimsenin hakkını aramak vaadiyle ölüme gönderilemeyecek.

    "alevilerle sünniler birbirlerini sevmezler." , "müslümanlarla, müslüman olmayanlar birbirini sevmezler.", "doğulularla batılılar birbirlerini sevmezler.", "ruslar sıcak denizlere inmek istiyor, o yüzden sizi sevmezler" gibi yalanlar kime çıkar sağlıyor?
    biz sevmez miyiz birbirimizi? bunca evlilik nereden o zaman? kime sorsanız annesi bilmem nereden, karısı bilmem nereden, kocası bilmem nereden, kaynı bilmem nereden…
    biz birbirimizi seviyoruz da birileri bizi gaza getiriyor olmasın?

    kefenini giyenler istediği yere gidebilir. şehit olmak isteyenler de gidip şehit olabilir. ezilmiş halkı temsil ediyoruz diyenler de bunlara dahil olabilir. fakat bizim gençlerimize artık dokunmasınlar!
    doğuda, çözüm; kuzeyde tek dil, tek din; güneyde, demokrasi; batıda laiklik tutarsızlığı farkedilsin artık.

    ben 17 diyorlar, yalan söylüyorlar cümlelerini duymak istemiyorum. kınadık, lanetledik cümlelerini de!

    lütfen kimsenin gazına gelmeyin, çünkü ileride bunu da bir yüz karası olarak söyleyecek çocuklarımız! 60ları, 70leri, 80leri, 90ları bir araştırın…
    öyle ya da böyle, bizim olmayan, bizi temsil etmeyen siyaset perdesi ardındaki "seçilmiş"lerden bir gün kurtulacak ve cidden bağrımızdaki çoban'ı yetiştirip başbakan yapacağız.
    o zaman bu topraklar elektriği götürüp ampulü yaktığında herkesin aydınlanmadığını farkedecek ve okuyarak aydınlanacaklar.
    o zaman bu topraklar cennet, yaşanılacak yer, ve sulhun merkezi olacak.

    ben kendimi bildiğim sürece umudum var.
     
  2. tümünü göster