1. bir işin/oluşun/kılışın yolunu, yordamını, yöntemini, biçimini ve bağlamını belirten kavram.

    ''ya işte çok zorlanırsan havadan sudan aç muhabbeti, o kanaldan yürü be hocam..''

    ''bizim mahallenin mucidiydi hani, çocukluk arkadaşımızdı.. hatırlarsın diye düşündüm, o kanaldan yürüyeyim dedim..''

    ''senin dediğin yöntemle daha kolay çözülüyordu soru, o kanaldan yürüyeyim dedim..''

    bu kavramı sık sık kullanırım, ve bu kavramı kullandıkça kendimi daha iyi belirttiğimi düşünmekteyim. öyle ki, benim sayemde çevremdekiler de sık sık kullanır olurlar bu kavramı. lisede bir matematik hocam vardı mesela, ben ''hocam o kanaldan yürüdüm ben de..'' derdim, adam da her seferinde, gülerek ''ah be mahalleyi izleyenim, o kanaldan yürünür mü hiç? kanalda yüzülür:)'' derdi. bazen de çevremdekiler bu kavramı çok kullanıyor olmam üzerinden beni eleştirirler(lisedeki matematik hocası hesabı), ama ben yılmam. çünkü benim başka lüksüm yok, en iyi ihtimalle (?). çünkü o kanaldan yürüdükçe; neyin ne olduğu netlik kazanır, ortamdaki herkes neyi kastettiğimi anlar, gözümdeki bakış ciddileşir, sanki o an tüm dünya işi gücü bırakır da beni dinler. bazen, ''o kanaldan yürümek'' olumsuz bir olguymuş gibi gözükür, halbuki o kanaldan yürümek, her babayiğidin harcı değildir. ''o kanaldan yürümek'', neyden bahsettiğini biliyor olmaktır, karşıdakini gözlerinle hapsetmektir, ağızdan çıkan sözün derelerden akıp akıp, farklı bağlamlara gelerek muhabbeti zenginleştirmesidir.

    ama önemli olan ''o kanaldan yürümek'' değildir; mesela yürünülen kanalın ne olduğudur, hangisi olduğudur. çünkü birçokları, ''o kanaldan'' yürüseler bile hangi kanalda yürüdüklerini bilemezler ve yürüyecekleri o kanalı muhafaza edemezler. bu demek değil ki, önemli olan ''doğru'' kanaldan yürümektir. halbuki önemli olan yürünülen kanalın doğru veya yanlış kanal olmasından da öte, yürünülen kanalın konuyla alakalı olmasıdır. bireyler; yeri geldiğinde yanlış kanaldan yürürler ama sıkıntı yoktur, âlakasız biçimde konunun dışına sapmadığı sürece ilgili birey yanlış kanaldan da yürüyebilir; ama kendi içinde tutarlı olup gereksiz risk almaz ise karşı taraf onun yanlış kanaldan yürüdüğünü fark etmez bile.

    işte benim olayım da bu, ''o kanaldan yürümek'' kavramını bu kadar sık kullanıyor olmamın ve o kanaldan yürümemin nedeni bu... çünkü benim aradığım doğru veya yanlış kanal değil, ben uzun bir zamandır kendime şu soruyu soruyorum: ''hangi kanal?''. gerçekten de, hangi kanal; ben hangi ''kanal''da yaşıyorum, hangi ''kanal''ı kurguluyorum, hangi ''kanal''a göre var oluyorum ve en önemlisi, neden farklı bir kanaldan yürür herkes? uzun süre kafamı kurcalayan bu sorunun çözümü için; kitap yazmayı, hatta film çekmeyi bile düşündüm. en sonunda mahallemizin edebiyatçısı, şairi ve bilgini çetin amca'ya başvurdum. şu cevabı verdi: ''bilgisizlikten kaynaklı. tek fark bu, ve bunun üzerine düşünür isen sadece saçmalığa ve amaçsızlığa hizmet etmiş olursun.''

    çetin amca haklıydı belki de, amaçsızlığa ve saçmalığa hizmet etmekteydim. bunu ara ara hissederim, (belki de 6-7 yaşlarımdan beri) neden ''o kanal''ın peşinden boşuna koşturduğumu sorgularım. ve sırf ''o kanal''ın peşinden bu kadar koşturduğum için hayatımdaki bütün dönüm noktalarını, en kırılgan anları yaşayıp şu anda bile etkilerinin hala sürdüğünün de bilincinde olarak, o ''kanal''ı bugün bile deli gibi arar iken neden o kanal hakkında hala en ufak bir ipucuna bile ulaşamadım ki?
    #59389 mahallenin delegesi | 7 yıl önce (  7 ay önce)
    0deyim