1. 1
    allah düşmanımın başına vermesin. ben uzun zamandır böyle eziyet görmedim. yemin ederim sanki bütün semt birleşmiş sizinle taşak geçiyor çok afedersiniz. hayır bir de bunu kibar kibar yaptıkları için sizi tavşan gibi bir aşağı bir yukarı koşturan insanlara teşekkür ederim diyebiliyorsunuz sadece.

    şimdi şöyle anlatayım. okumalara doymayan biri olarak (kafama sıçayım) bir gün aklıma dahiyane! bir fikir geldi ve "neden ikinci üniversite kapsamında açık öğretimden bir bölüm daha okumuyorum ki üstelik öğrenci metrobüs kartı ve sıpotifay üyeliği de cabası" diyerek hevesle gidip kaydımı yaptırdım. yaptırmaz olaydım. her sınav ayrı bir macera. bu seferkini evime yakın bulmuşlar ki nişantaşı'na vermişler sağ olsunlar. sınava cep telefonu alınmadığı için cep telefonumu bir güzel evde bıraktım (çünkü henüz taksiti bitmemiş telefonu hiç tanımadığım birine emanet olarak bırakamiycim) ve sınavdan bir saat önce yollara düştüm. neyse taksiye bindim, amca okulu biliyor ama trafik çok. sınava geç kalıcam dedi ki "istersen sen in, yürüyerek şuradan dümdüz gidersen hemen aşağıda." burada kilit kelime "hemen aşağıda".
    iyi dedim öyle yapayım. dümdüz yürüyorum yürüyorum yok, yürüyorum yürüyorum yok. ulan birine sorayım diyorum her taraf ya sanat galerisi ya tasarım butik ya da garsonları havalı coffee shoplar. zaten sınava gidicem diye kot-yağmurluk çıkmışım, herkes bana newyorktaki bir ingilişmenmişim gibi bakışlar atıyor. anasını satayım bi tane normal büfe yok adres soracak.
    neyse sonunda birini buldum sordum "ha dedi hemen şurada yukarıda". dedim herhalde görmedim. yukarı doğru hızlandım çünküm sınava da az kaldı. e git git okul yok. başka birine daha sordum "hemen aşağıda" diye cevap verdi. ulan koskoca okulu gözden kaçırıyor olamam diyorum. bu sefer aşağı doğru koşmaya başladım çünkü sınav saatinin gelmesinin üzerine bir de sınav giriş belgesi çıkarmam gerekiyor. koş allah koş yok. birkaç polis buldum onlara sordum nefes nefese, dediler ki "hemen şu aşağıda". "o" dedim "aşağısı" dedim "sizin..." dedim sonra derin bir nefes aldım. "tam olarak nasıl bir aşağıdan bahsediyoruz burada?" diye kibarca sordum. dediler "soldan ilk sokağa gir, sağda."

    böylece nişantaşına zorla sol ve sağ kavramlarını sokmuş oldum. neyse tavşan gibi bir aşağı bir yukarı koştuğum nişantaşı'nda çilem bitti mi? tabii ki hayır. çünkü bir de kırtasiye bulmam gerekiyor. dediler ki "okulun hemen karşısında var." okulun hemen karşısına bakıyorum kırtasiye ile yakından uzaktan alakalı bir yer yok. bu sefer alacağım cevabı önceden tahmin ettiğim için okulun aşağısına ve yukarısına biraz koşuyorum, hala yok. bir adet bakkal bulup kırtasiyeyi soruyorum "yukarıda" diyor. amcanın suratına on saniye dik dik baktıktan sonra kibarca "yukarıdan" diyorum "kastınız neresi tam olarak?" "sağa dönün o sokakta" diyor. sağa dönüp koşuyorum kırtasiye yok. geri dönüyorum manava soruyorum diyor ki "hemen aşağıda." domates kasasını yola fırlatmamak için derin bir nefes aldıktan sonra "tam olarak" diyorum "aşağıdan kastınız neresi?" "emlakçının üstü, girişi şu taraftan" diyip gösteriyor parmağıyla.

    sonuç olarak sınava tam 15 dakika geç kalıyorum.

    tüm yönleri "aşağı" ve "yukarı" olarak tarif eden nişantaşı. allah belanı versin nişantaşı. yolunu kaybet de bulama nişantaşı. sonsuz tasarım butikleri arasında kaybol nişantaşı. aynı sokaklarda dönüp dönüp çıkışı bulama nişantaşı. yol sorduğun herkes sana "hemen aşağıda" ve "hemen yukarıda" diye cevap versin nişantaşı.