1. 11
    Değerli Bir Konferans

    O gün yaptığı konuşma beni çok derinden etkilemişti. Bir gün ünlü bir İslam yazarının düzenlemiş olduğu bir konferansa katılmıştım. Konferansta o kadar çok kişi vardı ki konferansın başlamasına daha yarım saat olmasına rağmen sandalyelerin hepsi dolmuş, sandalyede oturan kişi sayısı kadarda ayakta duran kişi vardı. Salonda birçok kesimden insan vardı; okuyucular, gazeteciler ve televizyoncular vs. hepsi de bir yazarın yapacağı konuşmayı dinlemenin peşindeydi. İnsanlar kendi aralarında konuşuyor, yazarın yapacağı konuşmanın konusunu tahmin etmeye çalışıyordu. Çok geçmeden yazar geldi ve bize kendi hayatını değiştiren birkaç şeyden bahsetti:


    “Selamün aleyküm değerli arkadaşlar, ilk önce hepinize buraya geldiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Buraya gelme sebebinizi biliyorum, benim nasıl biri olduğumu ve nasıl böyle iyi biri olduğumu öğrenmek istiyorsunuz. Sizi daha çok bekletmeden benim hayatımı değiştiren şeyin ne olduğunu anlatayım:

    “Ben, hayatım boyunca sizin sandığınız gibi hep iyilik yapan biri değildim. Aksine ben kötü huylu, insanların derdini umursamaz, her şeye karşı gelen, kimseye emeğinin karşılığını vermeyen kibirli biriydim. Bana çevremdeki arkadaşlarım hep bu huylarımdan vazgeçmemi söylerlerdi. Ancak ben hep burnumun dikine gittiğim için çevremdeki insanlar yavaş yavaş azalmaya başladı. Ben bu durumu hiç önemsemiyor, aksine bunun benim hatam olmadığını düşünüyordum. Bir gün bir konferans düzenlenmişti. Ben de konferansa gitmiştim. Konferansın konusu Peygamber efendimiz (S.a.v) ve onun hayat anlayışıydı. Konuşma beni öylesine etkilemişti ki konuşmadan sonra nasıl eve vardığımı hala hatırlamıyorum. O gece dinlediğim konuşmanın etkisiyle uyuyamadım. Daha önce Peygamber efendimizin (s.a.) hayatını ve hayat anlayışını birçok kez dinlemiş ve okumuştum, ama hiçbiri o gün dinlediğim konuşma kadar etkileyici değildi. Özellikle şu dört hadis beni çok etkilemişti:

    “ İnsanlara merhamet etmeyene merhamet edilmez.”

    Ben bu hadisin tam tersiydim. İnsanlara hiç merhamet etmez, onların duygularıyla oynuyor, onların kalplerini kırıyordum. Madem onların duygularıyla oyuyordum, o zaman benim duygularımın da bir önemi yoktu. Ben de kendimi düzeltmeye karar verdim. O günden sonra elimden geldiğince insanları kırmamaya çalıştım.

    “İşçiye ücretini alın teri kurumadan veriniz.”

    Ben yine bu hadisin tam tersiydim. Kimsenin emeğinin hakkını vermeyen, onların emeklerini hiçe sayan bir insandım. Ama kendi emeğime önem veriyor, onan zarar gelmemesini çok istiyordum. O halde benim emeğimin de bir önemi yoktu. O günden sonra herkese emeğinin karşılığını vermeye çalıştım.

    “Söz taşıyanlar cennete giremezler.”

    Bu söz benim eski halimi anlatıyordu. ben öylesine düşünmezdim ki, arkadaşlarımın arasını bozmayı bir uğraş, bir zevk haline getirmiştim. Birçok arkadaşımın arasını bozmuş, hatta bununla utanacağım yerde, bunun onlar için yaptığımı, onların birbirlerine layık olmadıklarını söylüyordum. O gece en çok bunun için üzülmüştüm. O günden sonra bir daha hiç kimseye karşı söz taşımadım.

    Bu sözden sonra birden duraksadı, konuşurken gözleri doldu, gözünden yaşlar akmaya başlamıştı. Birden hafif bir tebessüm ederek konuşmasına devam etti.

    “Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın, yaptığın kötülüğün arkasından iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.”

    Bu hadis beni öylesine etkilemiş ve sevindirmişti ki, bunu her gördüğümde içimde bir sevinme duygusu doğuyordu. Bu hadisin beni etkilemesinin en büyük sebebi, bana göre size söylediğim diğer hadislerin hepsini birden kaplamasıydı. Bu hadise sevinmemin sebebi ise, yaptığım bütün kötülükleri yok etme şansın olmasıydı. Bu hadisi düşünerek yattım. Ertesi sabah, kalbini kırdığım, arasını bozduğum, hakkını vermediğim, kim varsa hepsine gidip yaptığım hatalardan dolayı özür diledim ve helallik istedim. Arkadaşlarım hatamı anladığıma çok sevindiler ve özrümü kabul edip haklarını helal ettiler. Ben şanslıydım, eğer sizde benim gibiyseniz, derhal çevrenizde kendisine karşı hata işlediğiniz herkesten özür dileyin, aksi halde çok geç olabilir. Ama şunu unutmayın ki ben şanslıydım, sizlerin ya da başkalarının arkadaşları benimkiler kadar anlayışlı olmayabilir.
    İşte ben böyle biriydim, şimdi böyle oldum, ancak yarın ne olacağımı bilemem ki, şunu asla unutmayın, “Ne oldum değil, ne olacağım.” deyin ve hayatınızı dünya ile ahiret arasında ki ince çizgide tutmaya çalışın. Lafı daha fazla uzatmadan konuşmamı bitirmek istiyorum. Hepinize buraya kadar gelip beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.”

    Yazarın yaptığı konuşma herkesi öylesine etkilemişti ki, kimisi ağlıyor, kimisi duygulanmış, kimisi de ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Konferanstan sonra herkes dağılmaya başlamış, aralarında konuşuyorlardı. Ben de kendimi sorgulayarak eve gittim

    O gün ben de, şunu anladım: Bir insan yerden arşa çıkabilir, ancak yüksekten düşebilir de, çok hasta iken birden kuvvetlenebilir, ancak sağlam iken birden çökebilir de, ahlaksız iken ahlakı tam olarak düzelebilir de, ancak ahlakında sorun yok iken ahlaksızlığa batabilir de. Ben artık ne o yazarı, ne de yaptığı konuşmayı ne unuttum ne de unutacağım. Ben o günden sonra her şeye farklı bir bakış açısıyla bakmaya başladım. Artık benim için yeni bir hayat başlıyordu.

    Bu da benim acemi hikayem. yorumlarsanız sevinirim.

    #104599 albay aureliano buendia | 1 yıl önce (  1 yıl önce)
     
  2. tümünü göster