1. 1
    12 Aralık 1916-13 Haziran 1987 tarihleri arasında yaşamış olan yazar, çevirmen ve düşünür.

    sürekli artan miyopu yüzünden bir süre sonra görme yeteneğini tamamen kaybeder. gözlerini kaybettikten sonra yazı çalışmalarını artırmışsa da okumak istediği kitaplardan pek azını okuyabilmiş, görmek istediği şehirlerlerden sadece istanbul'u görebilmiş. hep hayalinde yaşattığı paris'e gözlerini kaybettikten sonra tedavi için gitmişse de oraları görmeye nail olamamış.

    *****

    "gören hangi hakla yalnızlıktan şikayet edebilir? mevsimler bütün işveleriyle emrindedir, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir. çiçekler onun için açar, şafak onun için pırıldar. gutenberg matbaayı onun için icat etmiştir. hugo o okusun diye yazmıştır şiirlerini. şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir. çocukların tebessümü onun içindir."

    (jurnal 1)
    #3799 kesret | 3 yıl önce
     
  2. 2
    overrated biridir gözümde. sevilecek bir yönü varsa senin benim gibi bir insandır, bizdendir yani, bizim gibi bakar kimi şeylere.

    hele de son 20 yıldır kendisine tutunacak bir şeyler arayan muhafazar kesimin hazine bulmuş gibi üzerine atlamasından sonra iyice soğudum şahsen isminden.
    #21310 timoteus | 3 yıl önce
     
  3. 3
    fransızca'dan tercümeler yapıp batı medeniyetlerini araştırdı. "kırk ambar" adlı eseriyle milli kültür vakfı ödülünü aldı. ayrıca aruz ve hece ölçülü şiirleri de var. "bu ülke" adlı denemsi önemli^^
    #35719 idealistkuzu | 2 yıl önce
     
  4. 4
    ''Güller dikenlidir bilirim, ancak yaşamak yaralanmaktan korkmamaktır.'' sözüyle hafızama kazınmış büyük üstad.
    #38171 atesfedya | 2 yıl önce
     
  5. 5
    türkiye'den çıkan ve "entelektüel" kelimesinin karşılığını tam anlamıyla karşılayan iki insandan birisidir.
    diğeri için (bkz: aziz nesin)
    #38174 the ancient one | 2 yıl önce
     
  6. 6
    ''Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?''
    "Mezar taşlarına konser veren adam kemanın sesiyle kendinden geçebilir ve taşlar dinlemesini bilmeseler de susmasını bilirler... sen tasların diş gıcırdattığı-uluduğu-yılışık kahkahalar attığı-homurdandığı bir ülkede yaşıyorsun... "

    ve daha pek çok mükemmel ifadelerin ve müthiş tespitlerin sahibi. Vefatının üzerinden onlarca yıl geçti, hala aynı dipsiz mahzendeyiz. Düşünce dünyamız (var mı öyle bir dünya) onun koyduğu tuğlalardan bir fazlasına bile sahip değil. Ve tahammülsüzlük olanca çirkinliğiyle had safhada.
    #56423 adar | 2 yıl önce
     
  7. 7
    ümit meriç 'in babası.
    #62347 la sagrada familia | 2 yıl önce
     
  8. 8
    1916’da Hatay’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanîsi’nde okudu. Tercüme bürosunda çalıştı, ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü yaptı. 1940’la İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du. Elazığ’da (1942-45) ve İstanbul’da (195254) Fransızca öğretmenliği yaptı. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. İ.Ü.de okutmanlık yaptı (1946-63), Sosyoloji Bölümünde ders verdi (1963-74). 1955te, gözlerindeki miyopinin anması sonucu görmez oldu, ama olağanüstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Hisar dergisinde “Fildişi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. 1974’te emekli oldu ve yılların birikimini art anla kitaplaştırmaya girişti. 1984’le önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti. İlk telif eseri Balzac üzerine küçük bir incelemeydi. Hint Edebiyatı (1964) daha sonra Bir Dünyanın Eşiğinde başlığıyla iki kez daha basıldı. Saint-Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist, 1967’de çıktı. 1974’ten sonra yayımlanan kitapları şunlardır: Bu Ülke (1974), Ümrandan Uygarlığa (1974), Mağaradakiler (1978), Kırk Ambar (1980), Bir Facianın Hikâyesi (1981), Işık Doğudan Gelir (1984), Kültürden İrfana (1985). Balzac’tan yaptığı çevirilerin ilki 1943’te yayımlandı. Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, Uriel Heyd’in Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980), Thornton Wilder’ın Köprüden Düşenler (1981) ve Maxime Rodinson’un Batıyı Büyüleyen İslam (1983) adlı eserlerini de Türkçeye kazandırdı. Cemil Meriç’in “Bütün Eserleri” toplu halde basılırken, daha önce yayımlanmamış üç kitabı daha yayımlandı: Jurnal 1 (1992), Jurnal 2 (1993), Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993).
     
  9. 9
    Balzac hayranı bir yazar, şairdir. Kör olduktan sonra tedavi için gittiği fransa da koridorda onu başından salan insanlara sinirlenip mükemmel bir şekilde fransızcasını konuşturmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam bir konferansında cafer vayni doktorlar meriç’e “bizim dilimizi bizim gibi konuşan yabancı birine yardım etmek bizim için şereftir.” Diye dediğini söylemişti. Gözlerinden ameliyat olduktan sonra tedavi sürecinde kafasını duvara çarparak artık görme ihtimalini sıfıra düşürmüştür. Ama bıkmamıştır, Yazılarını yazmaya devam etmiştir fakat kendisi yazmamıştır kendine bir katip tutmuştur meriç söyler katip yazarmış...
    #149114 aptiisakrak | 3 ay önce (  3 ay önce)