1. 650 yılında alp urungu adına dikilmiş mezar taşına (ağıt) niteliğinde yazılmış olan yazıtlardır. İlk olarak tarafından okunmuştur. ise radloff’un çevirdiği bu yazıtlar üzerinde birçok düzeltme yapmıştır. Orkun’un çevirisi genel anlamda doğru kabul edilse de “körtl” kelimesini farklı anlamlandırması tartışmaları alevlendirmiş ve birçok türkologun buraya ilgi duymasına sebep olmuştur. Sorunu yaratan sıkıntı ise kelimenin kökeni ve kelimeye yerleştirilecek ünlü harflerin nerelere serpiştirileceğiydi. Bunca yabancılaşma nereden kaynaklandı kısaca anlatmaya çalışayım.

    Töreye ve geleneklere son derece bağlı olan, köklü bir geçmişe sahip olan türkler; islamiyeti kabulden sonra hızlı bir şekilde kendini islamiyet’e adamış ve hucurat suresininin “Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. (Şeref, soy ve neseble değildir).” ayetini kendine rehber edinmiş, her şeyin üstünde tutan bir anlayışla hızla türk kavramını bırakmaya başlamıştır. Taa ki 18. Yüzyıl itibariyle avrupa’da meydana çıkan milliyetçilik akımlarının çok uluslu imparatorlukları parçalayıncaya kadar. Osmanlı döneminde türkler, kendi kültürlerinden hızla uzaklaşmış 300 yıldan daha uzun bir sürede de kökenler tamamen unutulmuş hatta türklük yabanilikle eş değer tutulmuştu. Milliyetçilik akımının osmanlı’yı da yakıp tutuşturması Osmanlı bünyesinde halkların tek tek bağımsızlığını ilan etmesiyle Osmanlı toprakları sadece anadolu’dan ibaret bir devlet olana değin küçüldü, parçalandı. Sonrası ise malum, Atatürk önderliğindeki cumhuriyet kuruldu.

    Atatürk, cumhuriyeti kurduktan sonra insanları bir arada tutabilecek en önemli unsurları Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik olduğunu düşünmüş ve ülkeyi de bu temeller üzerine oturtmuştu. Atatürk, bu dört temel ilkeden milliyetçilik fikrine paralel olarak tarih ve dil kurumlarını kurdurarak kökene yeteri kadar değer verilip insanları ortak bir değer etrafında birleştirmeye çalışmıştır. Tabi bu esnada o zamanlar belki kimsenin adını bile duymadığı gibi adını sayamadığım, hatırlayamadığım daha nice Türkolog orta asya türklerinin abidelerindeki yazıtlarını okumuş, çevirmişti. Cumhuriyetle beraber hızlıca yetişen Türkologlar bu öncüllerin eserlerini rehber ederek daha geniş çaplı eserler vermeye başladılar. eklemeler, düzenlemer, düzeltmeler yaparak tarihin karanlık sayfalarının daha net aydınlanmasını ve insanların zihinlerini karıştıran ifadelerin daha somut bir hale gelmesini sağladılar. İşte elegeş yazıtları da bunlardan bir tanesiydi. Uzun süre Türkoloji dünyasında tartışmalı olan yazıtlar olarak kaldı. Hatta belki birçok üniversitede bu yazıtlar es geçilip ismi dahi anılmadı.

    Orhun yazıtları daha ilkokul seviyesindeki çocuklara öğretiliyorken bu kadar çok tartışma konusu olan bu yazıtların lise mezunu ve üniversite mezunu insanların bu yazıtlar hakkında çok da fazla bilgiye sahip olmaması bu gizlenmişliğin derecesini ortaya koymaktadır. Elegeş yazıtları belki bir mezar taşına yazılmış olan ağıttan öteye geçemediği için, belki dönemine çok da ışık tutamadığı için buna maruz kaldı ama sonuç itibariyle 7. Yüzyıla ait olan ve o dönemdeki eserlerin ne kadar az olduğu göz önüne de alınırsa kültürü ve dünyaya bakışı öğrenmemiz açısından kat be kat değerinin arttığını söyleyebiliriz.

    türkçe metin:

    -- spoiler --

    1. Ey haremde(ki) prenseslerim! Ne yazık, ne acı! (Ey) vadide(ki) oğullanm! Ne yazık! (Sizlerden) ayrıldım. Ne acı! 2. Yüz erkek akrabam, muktedir oldukları için, yüz kişi ve elli öküz ile (bu ebedi taşı getirip) diktiler. 3. Mavi gökte(ki) güneşrten ve) ay(dan) ayrıldım. Ne acı! Ne yazık! (Dünyadan) ayrıldım. 4. Ey hanım (ve) halkım! Ne yazık, ne acı! (Sizlere) doymadım! Hanım ve halkımız, ne acı, (sizlerden) ayrıldım! 5. (Ben) Körtle Han Alp Urungu, altın okluğu .... bel(im)e bağladım. Sekiz dokuz yaşımda 6. Urungu Külüg Tok Bögü Terken'e (?) babam bey erdem(li) olduğu için, ben ıktidara (?) eriştim(?) ... 7. (Ey) avam halkım, çalışın çabalayın; ülkeyi, yasaları ve orduyu elden bırakmayın. Ne
    acı, ne yazık, (ey) halkım ve hanım! 8. Halkım uğrunda savaşıp adam öldürmediğim yok. Çeblig'de bir başarım: Sekiz kişi (öldürdüm). Erlik erdemim (bu). 9. Halkımın yararına çekip gideyim, ayrılayım (artık). (Ölümüm) Pars yılında (idi). Tek başıma kalayım. 10. Dert bana burada (bu zamanda ?) erişmiş. Öldüm. Ne acı! Ne yazık! Tek başıma kalayım (artık)! 11. (Hayatta) dört ayak(lı) hayvanlanm, sekiz ayaklı malım mülküm (pek çoktu). (Hiçbir) derdim yok idi. 12. Akrabalarımdan, yakınlarımdan ayrıldım! Ne acı! Avam halkımdan ayrıldım! Ne acı! Ne yazık!





    -- spoiler --


    latin alfabesiyle yazılmış transkripsiyonlu metin:

    -- spoiler --

    1. kuyda : kuriç : (u)y(u)m a : (a)s(i)z(i)m a : yıta : özda : ogl(u)m : (a)s(i)z(i)m a : (a)dr(ı)lt(ı)m : yıta 2. yüz (a)r k(a)d(a)ş(ı)m : uy(u)r(ı)n : [ü]ç(ü)n : yüz (a)r(i)n : (a)l(i)g ök(ü)z(ü)n : t(i)kd[i] 3. köö! t(a)I]rida : kün (a)y : azd(ı)m : yıta : (a)s(i)z(i)m a : (a)dr(ı)lt(ı)m 4. k(a)n(ı)m : el(i)m a : (a)s(i)z(i)m a : yıt[a] bö!m(a)d(i)m : k(a)n(ı)m el(i)m(i)z : yıta : (a)dr(ı)lt(ı)m 5. körtlta) k(a)n : [(a)lp] ur(u)I]u : (a)ltun1(u)g : k(e)ş(i)g : b(a)n ny.. m: b(e)lda b[(a)!!.t](ı)m : tok(u)z : s(a)k(i)z y(a)ş(ı)mda 6. ur(u)I]u : kül(ü)g : to! : bögü t(a)rk[(a)I]]a : k(a)I](ı)m : b(a)g : (a)rd(a)m : üç(ü)n : b(a)n (a)rk[ka] : ... [b(a)rd(ı)m]. .. 7. k(a)ra : bod(u)n(u)m : k(a)t(ı)gl(a)n(ı)I] : el tör(ö) sü : ıdm(a)I] : yıta : (a)s(i)z (e)l(i)m : k(a)n(ı)m 8. el(i)m : ugr(ı)nta : sü bol[(u)p] : (a)r (ö)l(ü)rm(a)dü!(ü)m yok : ç(a)bl(i)gda : b(i)r (e)t(i)g(i)m : s(a)k(i)z (a)r : (a)r (a)rd(a)m(i)m 9. el(i)m ut(u)ş(ı)I]a : (a)zıp : kal[(a)y(ı)n] (a)dr(ı)l(a)y(ı)n i] : b[ar]s y:ılta (a)r[ti : y(a)l](ı)kay(ı)n 10. bun : b(a)I]a : b[u]I.!J : tea) (e)rm(i)ş : öld(ü)m yıta : (a)s(i)z(i)m a : y(a)l(ı)kay(ı)n lL. tört (a)d(a)k : : yılk(ı)m : s(a)k(i)z (a)d(a)k : l(ı)g : b(a)r(ı)m(ı)m : bunuıjm : yook : (ajrdilm 12. k(a)d(a)ş(ı)ma : k[ü]n(ü)ma : (a)d[r](ı)lt(ı)m a : yıta : k(a)ra : bod(u)- n(u)ma: (a)dr(ı)lt(ı)m : yıta : m(ü)n



    -- spoiler --


    #158676 iskiski | 6 yıl önce
    0tarihi eser