1. Lgbti+ de lubunca dediğimiz bir anlaşma dili vardır. Lubuncada kür: yalan demektir. Küründen: yalandan. kabare ise eğlence amaçlı gösterilerin sunulduğu mekân. diğer anlamı ise meyhane. Küründen kabare, yalanları gerçekleştirdiği insan ve toplum eleştiridir. Eğlenceli bir eleştiri. Yalanlarla dolu, bol gullümlü, iki yüzlülüğümüzü tokatlayan bir oyun.

    4 şubat'ta yılmaz güney sahnesinde izledim. Perde açılır ve oyun "Selaamm, Serpil ben! Üst düzey bir şirkette yöneticiyim. Çok zengin bir kocam, harika çocuklarım ve havuzlu bir villam var. Yok kız şaka dönmeyim ben. Lakabım da ‘’Diyarbakırlı Deli Serpil’’. Diyarbakırlı değilim. Deli de değilim. Neyse dur anlatacağım bunu… Bir şey diyeyim mi eskiden çok korkardım sizden, köşe bucak saklanırdım. Gerçi siz de benden saklanırdınız ya neyse. Karar verdim korkularımın üzerine gitmeye; yüzleşince geçermiş diyorlar. Ay zaten pek sıkılıyorum bu aralar, gelin de iki laflayalım. Yani siz de hazırsanız bu yüzleşmeye tabii. Yok ayol ‘’Siz bana neler yaptınız’’ diye dram yaratmam, küründen de olsa kabare yani sonuçta… İki gullüm yaparız, güler eğleniriz. Kısır falan da yaparız. Yanına bir de çay, tamam. Neyse şimdi benim telefon açmam lazım, geldiğinizde zile basarsınız zaar. E hadi görüşürüz o zaman." sözlerle başlar.

    Ankara'ya tekrar geldiğinde bir kez daha izlemek istediğim bu güzelim oyunun konusuna gelecek olursak toplumsal şiddetin en açık şekline maruz kalan bir trans bireyin hikâyesidir. "İnsan sayılmadığım zamanlarda olgunlaştım." diyen Deli Serpil'in hikâyesidir. Diyarbakırlı Deli Serpil derler. Bir Serpil hikâyesidir. Deli Serpil’in hayata tutunma mücadelesinde yaşadıklarını dönem dönem bir akış içerisinde anlatır. Çocukluğundan, ilk gençlik yıllarından, keşif zamanlarından bahseder. Kah güldürür kah düşündürür kah hüzünlendirir.

    Hem yazan hem oynayan Seyman Arman’ın küründen kabare oyunu, tek kişilik bir oyun olmasına başarılı ve güçlü. Tek kişilik oyunlar her zaman risk taşır. Ya beğenilir ya beğenilmez. Tartışılmaya açık olmadığı gibi esnek bir akış da yoktur. Bu yüzden böylesine güç olan bir sorumluluğun altından başarıyla kalkıyor. Seyhan Arman’ın cumhuriyet’te yaptığı bir söyleşisini de buraya bırakıyorum. Aynı zamanda çeşitli illerde sergilenmeye devam edecek. Sizin şehrinize gelirse eğer mutlaka gidin, izleyin. Yüreğiniz biraz daha hafifleyecektir.

    söyleşi

    oyun takvimi

    Ve son olarak sahneyi kapatmadan önce yine Serpil’in sözleriyle bitiyorum.

    “Biz diğerlerinin kiriyiz. Onlar her pisliği yapıp ellerini yıkayıp korunaklı yaşamlarına dönerken biz onların kiri olarak göze batmaya devam ediyoruz. Belki de ne olduklarını kendilerine hatırlattığımız, yüzlerine bir tokat attığımız içindir bizden uzak kalmaları ya da nefret etmeleri. Sadece ibnelik dönmelik falan da değil konu; her neyden saklanıyor ve kaçıyorlarsa bizi görünce yüzleşmek zorunda kalıyorlar belli ki. Yüzlerine taktıkları maskeleri düşüyor, olmak istedikleri ama asla olamadıkları şeyi hatırlatıyoruzdur belki de. Böyle dimdik ayaklarımızın üzerinde durmamız rahatsız ediyor demek ki. Yoksa durduk yere kim kimden bu kadar nefret eder ki? Saçımı uzatmam, memelerime ameliyatla poşet içinde serum koydurmam neden rahatsız etsin ki bir başkasını. Bacak aramda olanın uzunlu kısalığı, varlığı, yokluğu niye çıldırtır bir başkasını. Yoksa olmak istediği ben miyim? Ya da olamadığını hatırlatan. O ya da bu fark etmez, işte ben gerçeğin ta kendisiyim. Acıtan da bu gerçek. Size bir şey diyeyim mi? Tarihi gerçekten ezilenler yazacaksa, başrol bizim olmalı.”
    #126769 pia | 6 yıl önce
    0tiyatro oyunu